• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 25 °C
  • Ankara : 21 °C

Her devrin çakalları

23.06.2016 06:00
Doğan Gülbasar / Gazeteci Yazar

Doğan Gülbasar / Gazeteci Yazar

Gücü kendi yanında hissedenlerin fütursuzluğu artık insanların özel yaşamlarına, dostluklarına, kiminle yemek yeyip, kiminle kahve höpürdettiğine kadar uzanıyor.

Ebu Süfyan, Muaviye ve Yezid’den de önce vardı, güce tapınmacılık. Ancak bin 550 yıl öncesinde İslamiyet düşmanlarının İslam’ı temsil noktasına gelmesiyle sembolleşti. Allah’ı unutup kötü kullarına biat ettiler.

Günümüzde bunlardan çeşit çeşit türedi. Ciğeri beş para etmezler; taptıkları fanilere yaranmak uğruma masum kulların günahlarını almakta çekinmiyor. Bütün bunları da beş para için yapıyorlar. Birkaç yıl önce FETÖ ile beraber olup “ETÖ” avcılığına soyunan çakallar, yaptıklarını o kadar çabuk unutup, bukalemunları bile kıskandıracak hızla renk değiştirirken, adalet çizgisinden sapmayanları şucu bucu diye yaftalayabiliyorlar.

Kendileri; kaypak beyinleri ile sürekli yer, konum ve taraf değiştirirken, adalet ekseninden sapmayanlar onlar açısından konum değiştiriyor gibi görülür. Oysa ki adalet duygusunu taşıyanlar hep aynı yerdedir. Onlar ise kaygan zemin üstünde sırt üstü yatıp, rüzgara ve kaypaklığa direnmeden sürekli devinim halinde.

Türkü söylediği düğün salonlarından ilahi grubuna terfi edenlerin yarın çıkarlarına uyduğundan en acı arabeski söyleyeceklerinden asla kuşkunuz olmasın.

Bugün “En güçlü benim” pervasızlığında da olabilirsin. Ancak vicdanlı insanların intikam duygusu gelişmemiştir ve bu senin en büyük dezajantajındır. Ahlaksızlıklarının hesabını sormak için devranın değişmesini beklemezler. Dokunulmaz sandığın anda öyle bir şaplak yersin ki, anlarsın Hanya’yı Konya’yı...

“Kişi edebinden susarmış, edebsiz de ben susturdum sanırmış.”

Karşısındakinin güçsüz, kendinin de güçlü olduğunu sanarak hareket etmek, vahşi ortamda mümkündür. Hayvanların doğal yaşamının bir parçasıdır bu. Avcı avının en zayıf anını kollar ve saldırır.

Ama biz hayvan değiliz. Hayvanca yaklaşımlara bile aynı şekilde karşılık vermeyiz. İnsanca tepkilerimiz de insanlığın dikkatini çekecek düzeydedir. Sadece köpeksiz köyde değil, her yerde değneksiz dolaşırız. Çünkü hayatımızda şiddet yoktur. Ama derviş de değiliz ki elimize vurulsun ekmeğimiz alınsın.

Had bilmeyenlerin, başkalarının sahte etiketleri ile piyasa yapanların, esen rüzgara göre rota belirleyenlerin bizimle aynı kulvarda olma şansı yoktur. Dün ETÖ avcılığı yaparken FETÖ’nün elini eteğini öperek onlarla suç ortaklığına girenlerin bugün geçirdiği mutasyon bilimsel değil, duygusaldır. Ama insanı bir duygusallık değil... Ve bu dönüşüm izaha muhtaçtır.

Herkes eline diline beline sahip olacak. Diline sahip olacak ki bin düşünüp bir konuşacak. Ettiği lafın nereye gittiğini iyi bilecek.

Belki yüksek erdemlerin temsilcisi değiliz ama bilerek de kimsenin hakkına, hukukuna, insanlığına el ve dil uzatmayız. Tavrımız bellidir. Elimizi sıkanın elini öperiz.

Kendini her şeyin sahibi görüp de kalleşçe saldırmak isteyenler, rövanş için devranın dönmesinin bekleneceğini sanıyor ve bu devranın hiç dönmeyeceğini sanıyorsa yanılıyor.

Devran hiç umrumuzda olmadı. Hep aleyhimize döndü ama biz bulunduğumuz noktadan bi milim sapmadık.

Umutma;

Yüzünde patlayacak şaplağın devranla ilgisi olmayacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim