Her kadın isterse Esin Parlak gibi olabilir

Bugün ki Röportaj konuğum Adana’nın en güzel kadınlarından Esin Parlak desem asla abartmış sayılmam. Hani derler ya o konuştu ben dinledim diye. Yok… Ben öyle yapamadım. Çünkü o konuştu ben onu sadece izledim. Güzelliğine hayran kaldım. Çabalarını takdirle izledim. Kocaman yüreğine herkesi nasılda sığdırdığına hayret ettim. Başarılı bir iş kadını, sorumluluk sahibi bir anne, duyarlı ve yardımsever bir insan…Çok da keyifli bir sohbet oldu…Bence okumalısınız..
1-Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1971 Çorlu doğumluyum. İlkokulu Ankara Salih Alptekin İlkokulunda, ortaokul ve liseyi Adana Anadolu Lisesinde(ALA) okudum. Üniversiteyi ise tek tercihim olan Ortadoğu Teknik Üniversitesi(ODTÜ), İktisat bölümünde okudum. 1993 yılında ise, hayatımın her anını paylaştığım ve bundan da hala çok keyif aldığım eşim, Turgut Parlak’la evlendim. Üniversitede okuyan bir kızım ve 7. Sınıfta okuyan bir oğlum var. Zaman içerisinde farklı iş kollarında faaliyet göstermiş olsam da, asıl olan 22 yıldır eşimle birlikte çalıştığım aile şirketimizde yürütmekte olduğum finans ve muhasebe direktörlüğüdür.
2-Birçok dernekte üye birçoğunda yönetimdesiniz. Neler yapıyorsunuz ve bu kadar işe nasıl yetişiyorsunuz?
Ben gücümün yettiği ölçüde ve faydalı olabileceksem bu derneklerde ve yönetimlerinde var olmaya çalışıyorum.
Yıllar önce katıldığım bir konferansta, konuşmacı olan kişi ‘’Sosyal Duyarlılık ‘’ konusunda muazzam bir seminer verdi. Özünde söylemek istediği şuydu; Eğitiminiz, aile yapınız, olanaklarınız ve potansiyeliniz, ihtiyacı olanlara, fikir üretip, uygulamaya ve toplumsal değerlere katkı koymaya müsaitse …bir dakika düşünmeyin! Size sunulan bu armağanı paylaşın ki, siz de topluma örnek olup , başka insanların içindeki ateşi yakın!
Benim inandığım budur. İçimdeki potansiyeli toplumla paylaşmaya ve pozitif etkileri ortaya çıktıkça enerjimi toplumsal farkındalıkların üzerine yoğunlaştırmaya gayret ediyorum. Ve inanın, hayatına dokunduğunuz insanların ufacık bir tebessümü ya da teşekkürü dahi, kendinize ayırdığınız zamanları bile o insanlarla paylaştığınız için bir gün dahi zamansızlıktan yakınmanıza imkan vermiyor.
3-Aynı zamanda da annesiniz. Evde ki işler nasıl yürüyor. Bu yoğunluğunuzdan şikayetçiler mi?
Tabi ki, özellikle çocukların şikayet ettikleri zamanlar oluyor. Eşim de en az benim kadar sosyal duyarlılık konusunda hassas bir insan olduğundan, sadece ikimizin projelerinin çakışmamasına özen gösteriyoruz.
Aşırı mükemmeliyetçi yapımdan kaynaklanan ve kontrolün bende olması gibi bir tutkum olduğundan, evde çalışan yardımcı kadına rağmen, evin tüm ihtiyaçlarının alınması, ev işlerinin organizasyonu, çocuklarımızın tüm programlarının takibi, ders durumları ve paylaşımları asla ihmal etmediğim konular arasındadır.
Özellikle Pazar günleri market ve Pazar alışverişini yapmak, sonrasında da internetten indirdiğim yemek tariflerini uygulayarak yemek pişirmek beni inanılmaz mutlu ediyor.
İşin aslı, galiba ben, çocuklarımı da kendim gibi yetiştiriyorum. Kızımın aylarca emek verdiği Tübitak projesinden aldığı ödülü DOHAYKO’ya bağışlamak istemesi, oğlumun hepimizin dolabından eşya toplayıp ihtiyaç sahiplerine dağıtmak istemesi bir tesadüf olamaz, diye düşünüyorum.
4-En keyif alarak yürüttüğünüz proje neydi?
İçinde olduğum, parçası olduğum, destek verdiğim ve de bizzat başını çektiğim hiçbir projeyi diğerinden ayırmam mümkün değil. Öyle hayatlara dokunuyorsunuz ki, göz pınarınıza gelen yaşları gülücüğe çevirmek zorunda kalıyorsunuz.
Seyhan Soroptimist Kulübü olarak Çukurova Kalkınma Ajansından aldığımız hibe ile kulüp olarak yürüttüğümüz ve proje koordinatörlüğünü üstlendiğim ‘’Mesleğim Umudum’’ projesinde yaşadığım onca sıkıntıya rağmen, engelli bir genç kızımızın ellerime yapışarak ‘’ Derneğiniz sayesinde hapis hayatı yaşadığım evimden , altı aydır bu kurs için çıkabiliyorum. İnsan olduğumu şimdi anladım. Lütfen bizleri unutmayın!’’ dediği gün, çok doğru bir iş yaptığımızı ve engelli genç kızlar, kadınlar ve kız çocukları için hayata tutunabilmeleri adına daha neler yapılabileceğimizi sorguladım.
5-Fashıon Vıp dergisinde Röportajlar yapıyorsunuz.. Çok da önemli isimleri ağırlıyorsunuz. Nasıl bir deneyim sizin için.?
Fashion VIP ve çok değerli dergi ailesi benim için çok kıymetli. Sevgili Kurtul’un , iş yetiştirme telaşımın arasında beni aradığı bir gün, biraz emrivaki biraz da benim şaşkınlığımla ‘’Evet’’ dediğim röportaj konusu bir yılı aşkın süredir devam ediyor. Kurtul’la neredeyse ,Hacivat ve Karagöz’ü oynuyoruz ama netice de hep onun dediği oluyor.
Bu dergi ve Kurtul hakikaten bu bölge için iyi bir şeyler yapmak istiyor. Benden, destek istediğinde, ilk tepkim, ODTÜ iktisat mezunu bir iş kadınının , bu dergide ne işi var ?, demek olmuştu. Ama inanın başta Çakın Ailesi olmak üzere, Fashion VIP ailesine o kadar büyük saygım ve sevgim var ki, onlar adına harcadığım her emek beni inanılmaz mutlu ediyor.
İşin açıkçası çocukluk yıllarımdan beri kalemim çok kuvvetliydi, yıllarca çok sevdiğim Ağabeyim Sinan Tanyıldız’la yazarlık konusunda konuşmalarımız oldu. Derken kısmet, Kurtul Çakın’ın aynı yaşta olmamıza rağmen, utanmadan bana ‘’Abla …’’ diye başlayan konuşması ile vücut buldu.
Sağ olsun, bu güne kadar hep farklı isimlere gittim ve röportaj yapmak istediğim kimse bana hayır demedi. Üstelik, röportajı benimle yapar mısın diye arayanlar dahi oldu. Şaka gibi başladım ama sanırım bu işin mesleğim olmamasına rağmen bir parça hakkını verdim ki, başladığım günden bu yana çok fazla takdir gördüm.
6-Türkiye de kadınların iş hayatında yeterince var olmamasını neye bağlıyorsunuz?
Bu sorunun cevabı o kadar klişe ki, inanın cevap veresim gelmiyor. Kadınlar kariyer ve de bariyer arasında sıkışıp kalıyor. Bariyer de her zaman baskın çıkıyor.
Yıllar önce dernek yönetimi olarak gittiğimiz bir ziyarette, eşlerinin hepsi ev hanımı olan beylerin , sanki çalışan kadın evinden, eşinden ve çocuğundan çalar da bu vakti iş hayatına aktarır, şeklindeki söylemleri ile karşılaştım. Kan beynime sıçramış, çünkü çalışan kadın bana göre evli ve çocuk sahibiyse, önce annedir, sonra eştir, sonra çalışma hayatının içindedir. Bu durum bana göre, biz kadınların doğasında vardır ve yapımızdan dolayı kolay kolay hiçbirimiz önce kariyerim sonra ailem diyemeyiz. Maalesef içgüdülerimiz bizi çoğu zaman ailemizi iş kariyerimizin önünde tutacak şekilde yönlendirir. Maalesef desem de, atalarımızın dediği gibi yuvayı dişi kuşun yaptığına ve o dişi kuşun yuvasını ayakta tutmak adına gerekli fedakarlığı yapması gerektiğine inananlardanım. Bu sebepledir ki, ben kadınları eğitimsiz olan bir toplumun daima karanlıkta kalacağına,, içim acısa da gönülden inanıyorum.
7-Birçok dernek ve kuruluşta etkin bir rol üstlendiniz. Size göre bir kadın gözüyle sizi Adana’da en çok rahatsız eden şey nedir?
Gülay hanım, belki garip gelecek ama aslen Adanalı olmasam da ,inanılmaz bir Adana sevdalısıyım. Bu memlekette kadın gözüyle şundan rahatsız oluyorum desem yalan olur. Çünkü beni rahatsız eden şey ne ise anında üstüne giderim. Kendi adıma bir şey isteyemediğim çok yetkiliden bu güne kadar inandığım ve hedef koyduğum şeyler için istekte bulundum ve ret cevabı almadım. Doğru yerde, doğru insana, doğru şekilde anlattığınız her şeyin bir şekilde çözümü olduğuna inanıyorum.
Gerçek anlamda beni en çok neyin rahatsız ettiğini soruyorsanız, bu güzel ilimizde hala kadın bir belediye başkanının görev yapamamış olması benim için kabul edilemez acı bir gerçektir. Adana’yı mecliste temsil edecek kadınların , benim gibi yıllardır parti mensubu olmadan sadece Adana için çalışan insanların görüşü alınmaksızın ortaya konması ve sonuçta hak ettikleri yerlerde olmaması benim açımdan acıdır.
8-Elinizde bir sihirli değnek olsaydı neyi değiştirmek isterdiniz?
Bu soru çok fazla kapsamlı olmuş… O kadar çok cevabı var ki, inanın bu soruda resmen gümledim.
Politikadan anlamam ama biraz politik bir cevap vermeye çalışıp kendim gibi olmakta zorlanabilirim. En büyük sorun ,ben aşırı realist bir insanım, vereceğim cevap çok ütopik olursa kendi söylediğime ben bile inanmakta zorlanırım, o yüzden temkinli yaklaşayım.
Galiba içimden geçen cevabı paylaşmak en doğrusu, yaşadığımız toplumun her kademesinde emeğini ve ruhunu ortaya koyan kadın erkek herkesin hak ettiği konumda olmasını sağlamak isterdim ki, o insanlar da kendilerine sunulmuş yetki nimetlerini ihtiyacı olanlara en doğru şekilde kanalize edebilsin!
En sevdiğiniz renk: Tartışmasız Yeşil
En son okuduğunuz kitap: Sevgili Babam Prof.Fikri Akdeniz’in yazmış olduğu ‘’Olasılıkla Birlikte Geçen Yaşam’’
En sevdiğiniz yemek: İlginçtir ama Bamya
En son katıldığınız etkinlik : Başkanını çok sevdiğim bir engelli derneğindeki SODES projesi kapsamında verilen sertifika töreni
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












