• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Her şey göründüğü gibi olmayabilir

27.01.2015 08:00
Talat Özyürek / Yazar

Talat Özyürek / Yazar

 

 Peşin hükümle hareket etmeden, insanları daha derinlemesine tanımaya çalışabilsek keşke…

Padişah 3. Murat, o gün yatağından bir tuhaf kalktı. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Vezir-i Azam Siyavuş Paşa'nın "Canınızı sıkan bir şey mi var?" sorusuna, "Akşam garip bir rüya gördüm" cevabını verir. Ama rüyanın mahiyetini açıklamaz. Siyavuş Paşa'ya "Hazırlan dışarı çıkıyoruz" der.  Molla kılığına girip seri ve kararlı adımlarla Beyazıt'a yönelirler. Sonunda Unkapanı civarlarında soluklandıkları an, gözlerine bir ceset ilişir, kim olduğunu öğrenmek istediler. Ahali "Ayyaşın biridir, sakın bulaşmayınız ona" cevabını verip,  tafsilatıyla anlatmaya koyuldular:
-Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar Çarşısında çalışır, nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem nerede namlı mimli kadın varsa takar peşine.
Hele yaşlının biri çok öfkelidir. "İsterseniz komşulara sorun" der, 'Sorun bakalım, onu bir kere olsun cemaatte gören olmuş mu?' Hâsılı, mahalleli döner ardını gider. Bizim tebdili kıyafet mollalar kalırlar mı ortada. Padişah vezire der ki: "Bu adam bizim tebamızdır, defnini tamamlamamız gerekir."
-“İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden” der vezir.
- “Olmaz. Rüyadaki hikmeti çözemedik daha” der Hünkâr.
Ve gelirler Fatih Camii'ne, Siyavuş Paşa sağa sola koşturur kefen, tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa. Usulü erkânınca bir güzel yıkarlar.
Naaş ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur aydınlanır alnında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama. Birden vefat eden kişinin bir yakını olabileceği akıllarına gelir; belki merak etmektedir. Cesedi buldukları yere geri dönerler, sorup soruştururlar ve nalıncının evini bulurlar. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Onlara teşekkür eder. 'Biliyor musun oğlum?' diye dertli dertli söylenir, 'Bizim efendi bir âlemdi vesselâm. Akşamlara kadar nalın yapar, ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı.
Sonra getirip dökerdi helâya.'
- Niye?
- Ümmet-i Muhammed içmesin diye.
- Hayret.
-Sonra malûm kadınların ücretini öder eve getirirdi. 'Ben sizin zamanınızı satın aldım mı, aldım' derdi. 'Öyleyse şimdi dinleseniz gerek' O çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım onlara. Mızraklı İlmihal, Hüccet-ül İslâm okurdum.
- Bak sen! Millet ne sanıyor hâlbuki.
- Milletin ne sandığı umurunda değildi.
Hoş, o hep uzak mescitlere giderdi. 'Öyle bir imamın arkasında durmalı ki' derdi, 'tekbir alırken Kâbe'yi görmeli.' Bu yüzden Nişanca'ya, Sofular'a uzanırdı ya. Hatta bir gün 'Bakasın Efendi!' dedim, 'Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada'. 'Kimseye zahmetim olmasın!' deyip mezarını kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. 'İş mezarla bitiyor mu?' dedim. 'Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?
- Peki, o ne dedi?
- Önce uzun uzun güldü, sonra 'Allah büyüktür hatun' dedi, 'Hem padişahın işi ne?'

                                                      xxx

Kimseyi kınama! Günahından haberin olabilir, lakin tövbesinden haberin olmaz…

                                                                           Sevgi Saygı Ve Dua İle…

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim