Hürriyet Yazarları paket için ne yorum yaptılar?

Kamu kurumlarında başörtüsü özgürlüğü, özel okullarda kürtçe eğitim serbestliği, andımızın kaldırılması, seçim barajıyla ilgili 3 farklı öneri, kürtçe seçim propagandasına serbestlik, yerleşim yerlerine eski isimlerinin verilmesi...
Demokratikleşme Paketi nihayat açıklandı. Başbakan Erdoğan, bir kısmı yasal değişiklikler bir kısmı da idari düzenlemelerle hayata geçirilebilecek olan reformları dün açıkladı.
Peki Demokratikleşme Paketiyle ilgili Hürriyet Yazarları ne yorum yaptı?
MEHMET YAKUP YILMAZ/HÜRRİYET
PAKET YETERSİZ AMA OLUMLU
Türkiye, uzun yıllardır demokratikleşme çabası içinde ve atılan her ileri adımın desteklenmesi gerektiğini savunuyorum.
Bu paketi yetersiz bulmamız, paketin tümüne karşı çıkmamız ve küçümsememiz gibi bir sonuç yaratmamalı.
Demokrasi mücadelesi dediğimiz şey böyledir zaten, her ileri adım bir sonraki adımın hazırlayıcısı olur, toplumun demokratikleşme konusundaki tutumunu içselleştirmesine yardım eder.
Bu nedenle diliyorum ki Başbakan’ın açıkladığı pakette öngörülen düzenlemeler hızla yapılabilsin.
Başbakan, paketi açıkladığı konuşmasında “Her şeyin bir zamanı var” anlamına gelecek sözler de söyledi.
Bugüne kadar demokratik talepler, iktidarda kim olursa olsun böyle karşılanıyordu.
“Türk toplumu buna hazır değil, zamanı gelince her şey yapılacak” gerekçesini duymadığımız siyasi lider ve siyasi eğilim kalmadı diyebiliriz.
Sorunumuz budur aslında: Türkiye’de gerçek bir demokrasi olursa sanki her şey çığırından çıkacakmış gibi düşünülüyor.
Başbakan da konuşmasında bu yanlışlığa işaret ediyordu ama sonunda yine aynı noktaya gelmekten kendisini alamadı.
Oysa biliyoruz ki Türkiye’de insanlar aptal değiller, demokratik haklara Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde yaşayan insanlar kadar layıktırlar!
Demokratikleşme paketinde, paketin adı ile bağdaşmayan iki husus var.
Birisi seçim sistemi ve seçim barajı ile ilgili, diğeri ise mülki idare amirlerinin bir gösteriyi yasadışı ilan edebilme yetkisinin varlığı.
Birincisi ile ilgili görüşlerimi diğer yazıda bulacaksınız. İkincisi ise ne AİHM kararları ile uyuşuyor ne de AİHS’nin toplantı ve gösteri yapma hakkını koruyan hükümleriyle.
Demek ki bu konularda Avrupa düzeyine çıkabilmemiz için biraz daha beklememiz gerekecek.
devamı için tıklayın
Başbakan Demokratikleşme Paketini AÇIKLADI
TAHA AKYOL/HÜRRİYET
FELSEFESİ OLUMLU
Başbakan’ın açıkladığı demokratikleşme paketini prensip olarak olumlu buldum fakat cemevleri niye yok diye de tepki duydum.
Sonra, Bekir Bozdağ ve Hüseyin Çelik, Alevi açılımıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini açıkladılar.
Alevi sorunu hakkında devletin hafızasında yeterli birikim vardır; Devlet Bakanı Faruk Çelik dönemindeki çalışmalar ve Alevilikle ilgili ciddi akademik araştırmalar mevcuttur. Keşke bu paketle birlikte ve tatminkâr bir içerikle Alevi vatandaşlarımızın talepleri karşılanmış olsaydı.
HEM REFORMİST HEM İHTİYATLI
Bunu not ettikten sonra, paketin felsefesini olumlu bulduğumu belirtmeliyim: Paket hem “reformist”tir, hem “ihtiyatlı”dır.
Elbette herkes “şunlar eksik” diye uzun listeler çıkarabilir. Fakat hassas konulardaki reformların içeriği açık artırmayla tespit edilecek değildir; siyasi şartlar ve toplumun genelinde kabul edilebilir olmasına da dikkat edilecektir. “İhtiyatlı” dediğim bu.
Hem reformist hem ihtiyatlı olmak, Edmund Burke’den beri muhafazakâr felsefenin temel bir ilkesidir.
DEMOKRASİ VE SİLAH
BDP’li Gülten Kışanak, paket için “Beklentilerimizin hiçbirine yanıt vermiyor” diyerek tepki gösterdi. Demokrasi yolunda Türkiye epey mesafe kat ettiği halde, PKK-BDP çizgisindeki politikacılar hiçbir gelişme için memnuniyet ifade etmediler, daima talep çıtalarını yükselttiler.
Evet, gelişmiş demokrasilerde etnik kimliklerle ilgili özgürlükler ve yerel yetkiler çok daha geniştir.
Fakat bu duruma “silah bırakarak” gelinmiştir. İngiltere de İspanya da bugünkü duruma böyle geldi.
Kandil ise bir defa olsun herhangi bir aşamada “silah bırakmanın” lafını bile etmediği gibi, “sınır dışına çekilme”yi, daha doğrusu çekilmemeyi nasıl yaptığı da ortadadır. BDP, Ceza Kanunu’nda değişiklikler yapılmasını, Terörle Mücadele Kanunu’nun da tamamen kaldırılmasını istiyordu. Pakette yok bunlar.
Fakat örgüt silahlı tehdidini sürdürürken, devlet terörle mücadele için belirlenmiş hukuki araçlarından nasıl vazgeçecek? Örgütün terörden vazgeçmesi, en azından silah bırakacağının tespit edilmiş olması gerekmez mi?
Başbakan da “hak ve özgürlük taleplerinin şiddet ve silahın dışlandığı bir ortamda, siyasetin meşru araçlarıyla dillendirilmesi ve siyasi mücadelenin de siyasi zeminde verilmesi” gerektiğini belirtti haklı olarak...
Demokratların bu konuda eleştirmesi gereken taraf, Kandil’dir. Kürt meselesi sadece devletin değil, örgütün de demokratikleşmesiyle, doğal mecrasına girerek çözülebilir.
ANADİL VE EĞİTİM
Anadilde eğitim talebine karşılık pakette özel okul formülü kabul ediliyor. Bu son derece önemlidir, hatta “anadilde eğitim” konusunda “ihtiyatlı” bir adımdır. Fakat BDP, aynı “maksimalist” tavrıyla, ufak bir memnuniyet bile göstermedi.
devamı için tıklayın
Yeni Sistemde Hangi Parti Kazanır?
SEDAT ERGİN/HÜRRİYET
KAPSAMADIĞI UNSURLAR AÇISINDAN PAKETİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün açıkladığı yeni demokratikleşme paketiyle bir taşla birden çok kuş vurmayı hedefledi.
Birincisi, bu reform paketi, Erdoğan’ın kendisine dönük “reformcu lider” algısının Gezi Parkı direnişi sonrasında özellikle Batı dünyasında uğradığı zemin kaybını telafi etmek için giriştiği önemli bir hamle olarak görülebilir. Erdoğan, bu paketle birlikte otoriterleşme yoluna girdiği, temel hak ve özgürlükler açısından Batılı ölçülerin uzağına düştüğü yolunda beliren kanaati dağıtmaya, eski reformcu kimliğini var gücüyle yeniden tesis etmeye çalışacaktır. Bu yönde iddialı bir tanıtım atağına kalkışması şaşırtıcı olmamalıdır.
Genel ilke olarak, demokratikleşme perspektifini ileri götüren, demokrasinin önünü açan her hamleyi olumlu bir gelişme olarak değerlendirmek durumundayız. Bu düzenlemeler içinde toplumda önemli ölçüde konsensus sağlanacak maddeler olduğu gibi, ciddi görüş ayrılıklarına yol açabilecek noktaların çıkması da kaçınılmazdır. Önemli olan, demokrasiyi hedefleyen bir paketin demokratik olgunluk içinde tartışılabilmesidir.
PAKETTE NELER YOK?
"... En çok tartışma yaratacak olan, Kürtçe anadilde eğitim konusudur. Kürt siyasi hareketi, Kürtçe eğitime yalnızca özel okullarda serbesti getiren düzenlemeyi bu haliyle yetersiz bulacaktır. Ayrıca, KCK tutukluları açısından rahatlama getirecek bir hukuki esneklik düzenlemelerin içinde yok.
Paketin temel eksikliklerinden biri, Alevilerin haklarını karşılamak konusunda son derece yetersiz kalmış olmasıdır. Bir üniversiteye Hacı Bektaş-ı Veli’nin isminin verilmesi cılız bir adımdır.
İsimlendirme mevzuu üzerinden yol alınacaksa, İstanbul’daki üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmekten vazgeçilmesi çok daha anlamlı olurdu.
Buradaki kritik mesele, hükümetin Aleviliği, Alevilerin farklı dinsel kimliklerini Sünnilik dairesi üzerinden tanımlama ve düzenlemekteki ısrarıdır. Bu çerçevede cemevlerine ibadethane statüsünün tanınmamış olması paketin önde gelen yetersizliklerinden biridir. Ayrımcılığa karşı önlem getirmek üzere yola çıkan bir paketin Alevilerin maruz kaldıkları ayrımcı uygulamalara duyarsız kalması, bu kesimi bir kez daha rencide edecektir.
Heybeliada Ruhban Okulu dosyası da yine çözümsüz kalmıştır.
devamı için tıklayın
Dar Bölge ve Daraltılmış Bölge Seçim Sistemleri Nedir?
YALÇIN DOĞAN/HÜRRİYET
CUMHURBAŞKANLIĞI HAMLESİ
Tayyip Erdoğan’ın ayrıntılarını açıkladığı “Demokrasi Paketi” için yaptığı uzun konuşma, kendisine oy vermeyen yüzde elli hariç, Atatürk, Menderes, Özal ve şehitlere de vurgu yaparak, kendi kitlesini ayakta tutmayı amaçlıyor. Ona oy verenleri birleştirmeyi öne alıyor. Kürtlere, Alevilere, Romanlara çiçek gönderiyor.
KÜRTLERİ KESMEZ
Her ne kadar, “Pazarlık ve dayatma sonucu değil” dese de, Kürtlere getirilen genişleme bir yılı aşkın süredir İmralı ve Kandil ile görüşmelerde verilen sözlerin basit özeti gibi.
Kürtçe köy ve kasaba isimlerinin kabulü, çok daha önemli, özel okulda okutulmak kaydıyla, Kürtçe eğitime izin, Kürtçe propaganda yasağının kalkması, Q, X, W harflerine izin “Kürt açılımı” yönündeki adımları oluşturuyor. İlk okullarda “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım” andına Kürtler itiraz ediyor, paketle birlikte, o ant kalkıyor.
Bununla beraber, bu adımların Kürtleri keseceğini, onları memnun edeceğini sanmıyorum.
ALEVİ, ROMAN, SÜRYANİ
Nevşehir Üniversitesinin adı Hacı Bektaş-ı Veli olarak değişiyor. İstanbul’da üçüncü köprüye verilen Yavuz Sultan Selim adıyla Alevilere denge sağlanıyor. Alevileri de kesmez. Çünkü, Alevi topluluğuna doğrudan verilen bir hak yok.
Roman Dil ve Kültür Enstitüsü ile Romanlar unutulmuyor, mallarını geri vererek Süryaniler isteklerine kavuşuyor. Bu iki grup en azından hatırlanmış oluyor.
Kamusal alanda türban yasağının kalkması doğrudan kendi seçmenine selam. Kurban derileri ile yardımların yine kendi seçmen tabanına yakın derneklere akmasının önünü açarak onlara desteğini eksik etmiyor.
SİYASAL SİSTEM
Partilere Hazine’den yardım, örgütlenme ve üyelik kolaylıkları 12 Eylül’ün getirdiği depolitizasyonu kırar nitelikte.
Barajın inmesi küçük partilere, dar bölge ise büyük partilere yarayan sistem. Üzerinde uzun süre tartışılacak öneriler. Sistemin bugünkü gibi kalması uzak olasılık. Siyasal sistem bu paketin gerçekleşmesi halinde ciddi değişime uğrayacak.
devamı için tıklayın
BDPden Pakete İlişkin İlk Açıklama
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecekYüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, Atakent Mahallesi'nde inşaatı devam eden ve Yüreğir'in en büyüğü olacak parkın adının '15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Parkı' olacağını söyledi.
Şahin Alpay gözaltına alındıFETÖ/PDY soruşturması kapsamında gazeteci-yazar Şahin Alpay Beşiktaş'taki evinde gözaltına alındı.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












