• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Hüseyin Çomu'dan 'insanlık dersi'

27.06.2016 08:58
Hüseyin Çomu'dan 'insanlık dersi'
Sedat Memili (özel)

ALKIŞLAR VE DUALAR HÜSEYİN ÇOMU’YA…

 

PAYLAŞMAK İNSANLAŞMAKTIR.

 

Anne babaların yöresel giysileri eskimiş, ama tertemiz. Sürekli yıkanmaktan yıpranmış giysilerin bu güne mahsus özenle ütülendiği belli. Anne ve babaların ellerinden tuttuğu, renkli giysiler içerisinde çocuklar... Kızların saçı özenle taranmış, her saçın üzerinde renkli tokalar; erkekler ise ayaklarında eskimiş ama yıkanıp parlatılmış ayakkabılar…

Çocukların yüzlerinde her türlü duygunun fotoğrafını görebilirsiniz; korku dolu merak, endişe dolu sevinç, hüzün dolu mutluluk…

Çocuklar meraklı ve çekingen bakışlarla anne ve babalarından yanından ayrılmamaya özen gösteriyorlar. (Ben anne babaları zannediyorum. Belki de değil.)

Sheraton Oteli’nin geniş lobisi, sanki bambaşka bir gezegene gelmiş insanların şaşkın, meraklı ve mutlu bakışları ile doldu.

Sheraton Oteli belki de kuruluşundan bu güne böyle bir manzaranın merkezi olmamıştır.

*img-20160626-wa0003.gif

SUNAR GRUP; İNSANLIK SUNDU

Bu manzaranın mimarı Sunar Grup Ceo’su Hüseyin Çomu’dur.

Sunar Grup,  Adana ekonomisine kan pompalayan kuruluşlardan biridir. 850'yi aşkın çalışan ve 40 yıla varan geçmişiyle Çukurova'nın yükselen değeri Sunar Grup, 4 kıtada 100'e yakın ülkeye kendi markasıyla ihracat yapmaktadır. Yıllık 900.000 ton yağlı tohum ve hububat işleme kapasitesinin yanında tarıma dayalı sanayide sahip olduğu geniş bilgi birikimi ve tecrübesi sayesinde Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın en büyük gruplarından biridir.

Sunar Grup’un Çukurova Köylüsüne neler kazandırdığını anlamak için, Ceyhan, Misis Ovası ile Kozan’dan Karataş’a kadar olan geniş coğrafyada, sarı deniz oluşturan ay çiçeği tarlalarını görmeniz gerekmektedir.

Özellikle bu günlerde, Sarıdan Siyaha dönüşen ay çiçeği denizinin hasadı ile birlikte köylü emeğinin gelirine dönüştüğü dönemin tanığı olmayan, Sunar Grup’un katkısını kavrayamaz.

Kentlerde silindir ve dozere karşı, kırsalda traktör ve biçerdöverin egemenliğine katkı yapan Sunar Grup ekonominin ruhudur, kanıdır, canıdır.

Firmadan bir grup davetli birkaç masa ötede yerini almıştı. Adlarını öğrendiğim kadar ile Gökhan Kuzucu, Serkan Özkenlı, Mete Yarar, Burak Andı, Ersin Özince, Serdar Karabulut, Serhat Tekin…

*img-20160626-wa0004.gif

TURGUT BAHAR: DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ

Hüseyin Çomu, İlim Yayma Cemiyeti’nin organizasyonu ile Sheraton Oteli’nde iftar programı düzenlemişti. Taner Talaş ve Gazi Elektrik Firmasının sahibi Mert Aydın ile birlikte programa katıldık. İlim Yayma Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Turgut Bahar, ve Yine Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Tamer ile birlikte aynı masayı paylaştık. Masada Ahmet Buldu’da vardı ve kendisiyle çok güzel sohbetimiz oldu.  Kanal A Televizyonunun sevilen yüzü Kurtuluş Kılınç’la yan yana oturduk. Samimiyeti, konulara bakış açısındaki titizliği ve cana yakınlığı ile her zaman ilgimi çeken Kurtuluş Kardeşimle orada karşılaşmaktan mutlu oldum. İlhan Geyik aramızdaymış gibi sohbetini yaptık. Sunar Grup’ta görev yapan Selman Sertkaya’da aramızdaydı. Taner Talaş, Selman Sertkaya’yı tanıştırırken: “Böyle bir dünyada bozulmadan ilkelerini ahlakını koruyan insanlar listene ekleyebilirsin” dedi.

Suriyelilerin abisi Mahmut Eraslan, her masada herkesi ile ilgilendi. Ayrıca yeni bir dergi çıkardıklarını gördüm. (Bu konuyu detaylandırıp sizlerle paylaşacağım.)

Az sonra İlim yayma Cemiyeti’nin Başkanı Mehmet barış hemen yanımızdaki masada yerini aldı.

img-20160626-wa0006.gif

ÇOCUKLAR VE ŞEKERLER

Sayın Turgut Bahar ile koyu bir sohbete daldık: “Dünyada bir kanı oluştu. Türkler yardım ederler. Türkler, yardım etmeye bir ibadet anlayışı yüklüyorlar. Paylaşma duyguları çok gelişmiştir. Ancak bazı konularda eleştirileri var.

Birincisi bize yardım etmeye gelirken “Osmanlıcılık ile değil, kardeşlik ile gelin. Kardeşliğimiz pekişince birlikte karar verebiliriz.  Osmanlıyı sizin kadar sevmiyor olabiliriz.

İkinci eleştiri ihtiyaçların belirlenmesi konularında yoğunlaşıyor. Biz tahmin ettiğimiz ihtiyaçları gidermeye çalışıyoruz. Ancak gerçek ihtiyaçlar, bizim tahmin ettiklerimiz olmayabiliyor. Özellikle Demirperde ülkeleri için bir örnek vereyim. Bizim bir belediyemiz, Avrupa’da 8.000 nüfuslu olan bir şehirde sünnet organizasyonu düzenleyecek. Öyle karar almış. Şehrin nüfusu 8.000 ama Müslüman nüfusu Kadın, erkek, çoluk, çocuk 2.400. Bu organizasyon yapılırken bir araştırma yapılmamış. Ayrıca yine bir Demirperde ülkesinde yine sünnet organizasyonu yapacağız. Ama dediler ki; “Kardeşim biz hepimiz sünnet olmuşuz. Bizim berberlerimiz çocuklarımızı sünnet eder. Yani ihtiyaçları saptama ve öncelikleri belirleme konusunda aksaklıklarımız var.

Size bir örnek daha vereyim; Afrika’da kız çocuklarını kuaföre götüremezsiniz çünkü saçları kısadır.

Bütün bu eleştiriler, yapılan ulvi ameli gölgelemez. Ama mademki bu kadar emek veriliyor, bunu daha güzel yapma imkânlarını oluşturmalıyız. Bize basit gelen şeyler, sınırlarımızın ötesindeki çocuklar için hayati önem taşıyabilir. Buradaki bir çocuk için şeker fazla bir anlam taşımayabilir. Ama Suriye’de, Irak’ta, Afrika’da yaşayan çocuklar için o şekerin çok daha derin anlamı vardır.”

Turgut Bahar bu noktada durdu ve belli ki zihninden binlerce anı geçti ama şu kelimeler döküldü: “Bir daha Afrika’ya gittiğimde bir pantolon bir gömlekle gideceğim. Çantama şeker dolduracağım…”

*img-20160626-wa0009.gif

ACI SESSİZDİR…

Bini aşkın davetlinin yarısından fazlası çocuktu. Çocukları gözlemeye başladım. Kendi çocukluğumdan biliyorum, ilk kez gördüğüm bir çikolata dükkânında tek bir çikolatanın fiyatını sormuştum. 75 Kuruş demişti satıcı. Yakında anneler günü vardı. Para biriktirmeye başladım. 10 -15 gün sonra çikolata dükkânına gidip tek yaprak çikolatayı istedim. Satıcı çikolatayı uzatınca ben paket yapmasını istedim. Adam tebessüm etti ve üşenmedi tek yaprak çikolatayı ambalaj yaptı. Sonradan düşünüyorum ambalaj masrafı aldığım çikolatanın bedelinden fazlaydı. Çikolatayı anneme verdim. O satıcının bana göstermiş olduğu güler yüzü hala unutamıyorum.

500’den fazla çocuğa bu Ramazan’da hayal bile edemeyecekleri bir anı armağan edildi. Sayın Hüseyin Çomu salonda yoktu. Belli ki “veren el, alan el ile karşılaşmayı” uygun görmemişti.

Çocukların yüzlerine baktım. Her yüz bir kitaptı. Biliyorsunuz Facebook, “Yüz kitabı” demektir. Ancak Facebook’ta gerçek yüzler ile sahte yüzleri ayırt etmek zordur. Burada her çocuğun yüzü bir destandır.

O küçücük gözlerinin gördüklerini bazı teleskoplar bile görmedi;

O Küçücük kulaklarının duyduklarını birçok radar es geçti

Ama onlar gerçekten yaşadılar. Azrail’in soğuk nefesinde barut kokusunu hissederek, uykulu gözleriyle ölümü görerek yaşadılar. Yakınlarının gözlerinin önünde ölümünü izleyip çığlıklarını o küçücük kulaklarıyla duydular. Ninniye muhtaç kulaklar silah sesleri, güleryüze muhtaç gözler düşmanca bakışlarla büyüdü. Bu açıdan hepsi ağırbaşlıydı. O salonda beş yüzden fazla çocuğun olduğunu görmesem inanmazdım. Ne bir gürültü ne bir taşkınlık; ne şımarık hareketler ne de bir rahatsızlık…

Acı sessizdir… Acı olgunlaştırır… Acı, zamanı birkaç defa katlar… Bir yılda onlarca yıllık deneyim yaşatır insana… O çocuklar sadece 5 – 10 yaşında değil, onun ötesinde bir yaşa sahiptiler…

Önümdeki masada bir anne dikkatimi çekti. Belli ki oruçluydu. Yemek geldi ama gizlice çocuğunun tabağına bir şeyler aktarıyordu.

img-20160626-wa0010.gif

DUALAR HÜSEYİN ÇOMU’YA…

Turgut Bahar ile yakın bir görüşmemiz olmamıştı. Birkaç karşılaşmamızda set ve uzlaşmaz bir görünüm sergiledi. Ama bakışları ultrason cihazı gibiydi. Baktığından çok ötesini gören bir izlenim uyandırıyordu. Nitekim bu görüşmemizde, Sayın Bahar’ın o sert mizacının altında çok engin bir insan sevgisi ve şefkati olduğunu gördüm.

Bizleri yolcu ederken, konu yine çocuklara geldi ve Turgut Bahar içtenlikle:

“Konu çocuklar ve çocukların geleceği olunca haklılığın ve haksızlığın hiçbir önemi yoktur. Savaşta yakınlarını kaybetmiş ve bu dünyada yapayalnız korumasız kalmış bu çocuklar için haklılığın veya haksızlığın ne önemi var. İnsan olmak bu çocuklara sahip çıkmamızı zorunlu kılar. Çocuklara sahip çıkmak, bütün siyasal ideolojilerin üzerinde bir erdemdir” dedi.

Elbette yürekten destekledim.

Yüreği yaralı ve yaşamı parçalanmış olan Suriyeli ailelerin iftarın sonunda bu organizasyona emeği geçen İlim Yayma Cemiyeti ile programın sponsoru ve mimarı Hüseyin Çomu’ya yaptıkları dualar salonda mistik bir atmosfer oluşturdu.

Adana Medya Gazetesi olarak biz de dua ve teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Necati Şaşmaz da Taksim'de demokrasi nöbetinde21 Temmuz 2016 Perşembe 10:05
  • Adana darbeye karşı tek yumruk oldu21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
  • Büyükşehir projelerine ÇÜ’den teknik destek20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:27
  • Adana Demirspor'da toplu imza20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:24
  • Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 09:31
  • Darbe şehidi polis memuru toprağa verildi19 Temmuz 2016 Salı 20:00
  • 4 pilot adliyeye sevk edildi16 Temmuz 2016 Cumartesi 15:11
  • Halk, darbe girişimindeki askerleri polise teslim ediyor16 Temmuz 2016 Cumartesi 02:16
  • Bahçeli'den Hükümete tam destek16 Temmuz 2016 Cumartesi 01:05
  • Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tazminat ödeyecek14 Temmuz 2016 Perşembe 19:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim