- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Huzur !!!

Tülin ERSOY / Yazar
Huzuru bulduğunuzda kaybetmemek için dört elle sarılın. Zincirle bağlanın ayrılmayın. O kadar zor ki bu duyguyu bulmak ve bu duyguyla huzurla yaşamak.
Belki yanımızda bir adım ötemizdedir. Elimizi uzatsak tutarız ama çoğu zaman göremeyiz.
Huzuru sağlayan insanlar vardır onların da kadrini kıymetini değerini çok bilmeyiz. Ölür giderler arkalarından üzülür ağlarız.
At gözlükleri ile bakarız çoğu zaman etrafa. Ya da hayata bakış açımız hep olumsuzluğu görmek, eleştirmek ise geçmiş ola çoktan kaybettik huzuru. Çevremizdeki insanlara da kaybettirdik.
Yıllar önce yeni başladığım işyerinde herkes güler yüzlü nazik davrandığı halde bir güvensizlik, huzursuzluk duygusu yaşamıştım. İç sesimle de konuşarak neden bu duygu? Niye böyleyim? Diyerek kendi kendimi de eleştiriyordum. Aradan bir hafta geçti yine aynı duygular. İki hafta geçti yine aynı. Günler geçiyor yine aynı. Biri bana kalk masadan kızım olmadı, biz seninle yollarımızı ayırdık dese mutluluktan uça uça evime gidecektim.
Ne yapabilirim, bunu nasıl aşarım diye düşünürken ‘Tamam buldum’ dedim. Oğlumun kreşte yaşadığı huzursuzluk sendromu aklıma gelmişti. Doğduğundan sadece kırk bir gün sonra işyerinin kreşine götürdüğüm oğlum sürekli ağlıyordu. Ne yaptıysa bakıcılar, öğretmenler susturamadı. Kreşte çalışanlar o kadar çok üzülüyordu ki… Günde iki kere süt iznim olduğu halde beni sürekli telefonla arayarak kreşe gelmemi bebeğimi rahatlatmamı istiyorlardı. Bir haftanın sonunda oğlumun neden ağladığını keşfetmiştik Başhemşiremiz Zekiye Hanım bu çocuk senin kokunu arıyor, evde birlikte kullandığınız eşyalardan getir dedi. Bende yastık, yorgan ve başıma örttüğüm tülbentti kreşe getirdim.
İlk günden ağlamaları bitti iç huzura erdi. O huzura erince ben de huzurla işimi yapabildim.
Bir de ben deneyim dedim. Evden işyerimdeki masamın üstüne koyabileceğim çocuklarıma ait küçük oyuncaklar getirdim.
Huzurumu buldum iç konuşmalarım azaldı. Yalnızlık duygusundan çıktım.
Evden getirdiğim bu oyuncaklara baktıkça çocuklarımı düşünürdüm. Avucumun içine oyuncakları koyar çocuklarımın bütün yaşam enerjisini, sevgisini hissederdim. Yapamayacağım düşünülerek bana verilen işlere başlamadan önce içimden sessizce oyuncaklarla konuşur. Korkma yalnız değilsin. Seni seven mangal gibi yürekler var. Halledersin derdim. Ne de olsa ben çocuklarımın gözünde atom karıncaydım.
Zaman içinde bu bende alışkanlık oldu. Ne zaman yeni bir işyerinde başlayacak olsam evden masamın üstüne koyabileceğim küçük eşyalar, oyuncaklar götürürdüm. Daha sonra da çok sevdiğim insanlara bendeki yaşam enerjisini, sevgimi hissetsin diye avuç içine sığabilen küçük eşyalar hediye etmeye başladım. Sıkıldığında, üzüldüğünde,mutlu olduğunda avucunda tut,yalnız değilsin diyerek hediye ettim.
Huzur beynimizde başlıyor. Kişiye göre şekli ve algısı değişiyor.
Huzur bir gün sevdiğiniz insanın kollarındaki ten sıcaklığında karşımıza çıkıyor. Bir gün evimizde olmanın verdiği keyifte, bir fincan kahvede, yeryüzünde, gökyüzünde, seni seviyorum kelimesinde, anneanne diyerek koşan torun da, başarmanın verdiği keyifte, değerli olduğunuzu hissettiren insanların yanında.
YANİ HUZUR YANIBAŞINIZDA.
Huzur : mutluluk, yaşam enerjisi, ateşleyici, gitmek istediğiniz yol, yoldaş...
‘ Huzurlu günlere! ’
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Üzerimize ölü toprağı mı serpildi?31 Mayıs 2016 Salı 06:00
- İçime sinmeyen çok şey var!29 Mart 2016 Salı 06:00
- YGS'de son viraj11 Mart 2016 Cuma 06:00
- Kadını duymamak!08 Mart 2016 Salı 06:00
- Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar24 Şubat 2016 Çarşamba 06:00
- Senin adın var mı ki?02 Şubat 2016 Salı 06:00
- Tatil zili kimin için çalıyor?22 Ocak 2016 Cuma 06:00
- Özür dilerim çocuklar!29 Aralık 2015 Salı 06:00
- Kalk gidelim havasındayım23 Aralık 2015 Çarşamba 06:00
- Sil baştan!!!15 Aralık 2015 Salı 06:00
- Sınav Kaygısıyla Baş etmede Kimler Yardımcı Olabilir?23 Kasım 2015 Pazartesi 09:39
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












