Huzurun Başkenti'nde Mevlana Rüzgarı...

Adana Medya Gazetesi’ne Teşekkür
Ç.Ü Ramazanoğlu Kültür Konağı’nda bu hafta “Mevlana” Rüzgarı esti.
İlahiyat Fakültesi Dekanı Ali Osman Ateş’in “Mevlana’nın Hayatı ve Felsefesi” konulu konferansa çok sayıda kişi ve kurum temsilcisi katıldı.
Doç. Dr. Gözde Ramazanoğlu, her zamanki içtenliği, güler yüzlülüğü ve yüreğinden hiç öldürmediği çocukçu coşkusu ile konferansın açılış konuşmasını yaptı. Ve sürpriz olarak Adana Medya Gazetesini konuklara göstererek:
“Burada yaptığımız etkinlikleri duyuran Adana’daki basın mensuplarına teşekkür ediyoruz. Ancak, bu konferansları her an takip eden, izleyen Adana medya Gazetesi’ne ve çalışanlarına ayrıca konferansı baştan sona çekip Kamuoyu ile paylaşan Akdenizturk TV’ye ve çalışanlarına özellikle teşekkür ederiz” dedi.
Adana Medya Gazetesi’ni konuklara gösteren Ramazanoğlu, konuklara gazete dağıttı.
Konakta Sema Şöleni
Konağın insanı etkileyen mistik bir atmosferi vardır. Sanki duvarlar, zemin, taşlar ve pencereler size derin kuyudan seslenir gibi bakarlar. Konağın bu mistik yapısı her zaman beni derinlemesine etkilemiştir.
Sayın Ramazanoğlu’nun hazırlamış olduğu sürpriz, hepimizi şaşırttı.
Geniş salona inen merdivenlerden bir semazen yavaş yavaş gelerek sema gösterisine başladı.
Vuslat Gurubu’nun üyesi genç semazen Bayram Çiçek, tek başına olmasına karşın salondaki konukları büyüledi.
Özellikle, sema’nın “haktan aldığını eşit olarak halka dağıtması” felsefesi başlı başına insanlığı medeniyete götüren devrim niteliğinde bir görüştür.
Müzik, Allah’ın Lisanıdır
Mevlana’ya göre musiki Allah’ın lisanıdır.
Sema gösterisinden sonra ilahiyat Fakültesi Türk İslam Musikisi Ana Bilim dalı Başkanı Neyzen Süleyman Tuna, Ney üflemesi ile bütün konukları ilahi bir yolculuğa çıkardı.
“Şem-i ruhuna cismini pervane düşürdüm
Bir katre iken kendimi ummane düşürdüm…”
Ardından:
Dinle sözümü sana derim özge edadır
Aşık olana lazım olan aşk-ı Hüda’dır…” ile devam etti.
Mevlana’nın felsefesinde ney, İnsa-ı Kamil’in sembolü ve aşk derdini anlatmadadır. Benzi sararmış, içi boşalmış, bağrı dağlanarak delikler açılmış, ancak Yüce Yaratıcı’nın üflediği nefesle hayat bulan, tıpkı insan gibi geldiği yere özlem duyan ve delik deşik olmuş sînesinden çıkan feryâd ve iniltileri ile insanlara sırlar fısıldayan bir dosttur. Bu sebeple ney, mevlevîlerce kutsanmış ve “ nây-ı şerîf ” diye anılmıştır.
Bu mistik yolculuktan sonra, Prof.Ali Osman Ateş kısaca Mevlana’nın yaşamını anlattı. “Çocukluğum Konya’da Mevlana’nın çevresinde çember çevirerek geçti…”
Mevlana’nın Belh’ten gelişini bir çeşit beyin göçü olarak yorumladı.
(Burada bir ayrıntı ilgimi çekti. Sayın Ateş, İstanbul’un Fethi’nin, İstanbul’a olan beyin göçü konusunda ayrıntılı bilgi vergi. O dönem bilim, sanat insanlarının istanbul’a akın akın geldiklerini şu sözlerle ifade etti : “Gönyesini, pergelini alan İstanbul’a geldi.”)
Atatürk’ün Mevlana Sevgisi
Mevlana’nın Belh’ten Konya’ya gelişini ve Mevleviliğin kuruluşu hakkında geniş bilgiler sunan Sayın Ateş, Atatürk’ün Mevlana sevgisine değindi:
“Atatürk’ün Mevlana sevgisi ailesinden gelmektedir. Nitekim annesi Zübeyde Hanım’da Mevlana’yı sevmekteydi. Bunu bıraktığı vasiyetnameden anlıyoruz. Zübeyde Hanım vefatından yaklaşık 11 ay önce, akrabası olan Dışişleri Bakanlığı Levazım Müdürü Cemal (Bolayır) Bey’e yakın komşularından üç şahit huzurunda İstanbul’da vasiyetini yazdırmış ve bunu mührünü ve başparmağını basarak tasdik etmiştir. Bu vasiyetname ile malının büyük bölümünü Mevlevi vakfına vakfetmiştir.”
Mevlana’nın Halep ve Şam’daki öğrenciliğini geniş bir şekilde anlatan Prof. Ali Osman Ateş, özetle:
“Mevlana öğrenciliğinde akli ilimlerin yanı sıra, Arap Dili ve Edebiyatı, Fıkıh, Tefsir, Hadis gibi ilimleri okuyup icazet aldı. Şam’da Muhyiddin İbn Arabi, Sadrettin Konevi alim ve mutasavvıfların derslerine katıldı. Babasının öğrencisi Seyyid Buhaneddin Tırmizi’nin manevi terbiyesinde yetişti. Mevlana 24 yaşındayken babasının yerine geçerek müderrislik yapmaya başladı.”
*
“Mevlana, Tebriz doğumlu Şems-i Tebrizi ile 1244 tarihinde Konya’da karşılaştı…” diyen Ateş, bu rastlantının Mevlana’nın yaşamı ve felsefesi üstüne olan etkilerini anlattı.
“Mevlana’nın görüşleri ve felsefesi, dünyayı hala etkilemeye devam etmektedir. Hindistan, Pakistan, Afganistan, İran, Arap Ülkeleri ile Osmanlı Coğrafyası, Türkiye, Almanya, Fransa, Belçika, İngiltere, İtalya, Amerika gibi batı ülkelerinde Mevlana ve felsefesi üzerine çalışmalar yapılmıştır.”
Ölmeden Önce Ölünüz
Prf. Dr. Ali Osman Ateş’in derinlik ve anlam dolu anlatımı, Mevlana’dan sunduğu beyitlerle devam etmiştir:
Ney, Hz. Mevlana’nın Şems’ten sonraki arkadaşıdır:
“Dinle, Neyden Hikayet etmede
Ayrılıklardan şikayet etmede…”
“İnsanı meleklerden üstün kılan aşk’tır.”
“Ölmeden önce ölünüz…”
“Mevlana’da Tasavvuf’un ince imbiklerinden geçmiş, ince, zarif, çelebi, nazik, hoşgörülü, şefkatli, merhametli, sevgi dolu İslam anlayışını görürüz.
Bu anlayışta, şiddet, kavga, terör, acımasızlık, hoşgörüsüzlük, bağnazlık, yobazlık yoktur.
Mevlana, her şeyden önce bir gönül ve bir aşk adamıdır.
Mevlana’da kaynağını Kur’an ve Sünnetten alan çok derin bir insan sevgisi göze çarpar. Ona göre insan en değerli varlıktır. O iyi olan her şeye layıktır. Dini, mezhebi, milliyeti, inancı ne olutsa olsun herkesi çağırmış ve bağrına basmıştır.”
Mevlana’nın günümüze mesajlarını “sevgi, kardeşlik, hoşgörü, birlik/dirlik, güzel ahlak, dünyaya olumlu bakış,yeniliklere açık olmak, bilgi peşinde koşmak, bilginlerin kıymetini bilmek, yürekli olmak, ölümden korkmamak” olarak özetleyen Prof. Dr. Ali Osman Ateş
Adanalı’nın Mevlana’ya mesajını sunarak konferansı bitirdi.
“Seni asla unutmadık, senin görüş ve düşüncelerin rehberimiz ve övgü kaynağımızdır. Seni çok seviyoruz, tanıdıkça daha çok seveceğiz…”
Gözde Ramazanoğlu, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr Ali Osman Ateş’e, İlahiyat Fakültesi TSM ABD Başkanı Süleyman Tuna’ya, Semazen Bayram Çiçek’e, Adana Medya Gazetesi’ne teşekkür etti.
Huzurun Başkenti’nde ikramlar, Kızılay Adana Şube Başkanı Ramazan Saygılı tarafından karşılandı.
Sayın Valimiz Azmi Yeşil, derin sohbetleri ve verdiği mesajlarla ilgi odağı olmaya devam etti.
Ramazan Bayma, Ramazanoğlu Kültür Konağı’nın her cumartesi günkü mütemmim cüz’üdür. Onsuz bir toplantı hatırlamıyorum. Muhtemelen o da benim için aynı şeyi düşünüyordur.
Adana Eski Müze Müdürü, Yalçın Karalar’ı orada görmekten mutlu oldum. Geçen yıl görüyordum bu yıl ikinci kez gördüm. Her seferinde kendisinden yeni bir şey öğreniyorum.
Sayın Bozdoğanoğlu’ya hala sözümü yerine getiremedim. Benden bir Adana Ansiklopedisi istemişti. Du bakali ne zaman… O istemekten, ben unutmadan bıkmadım.
Sayın Kozak Ramazanoğlu, bir ev sahibi nezaket ve titizliğinde bütün konuklarla ilgilendi.
Bu hafta böyle geçti;
Gelecek hafta bir aksilik olmazsa Türk Sanat Müziği konserinde bir arada olacağız.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












