• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

İçimizdeki Beyinsizler..

01.08.2012 09:02
A.Kadir TUNÇER / Yazar

A.Kadir TUNÇER / Yazar

Bazı tespit ve vurguları Yüce Yaratan yapınca işin ciddiyeti daha farklı bir hal alıyor.

Kişisel olarak temenni ve beklentilerimizin odağına, ilahi buyruk ve dilekleri oturtmayı bir zorunluluk olarak görmek; kişinin imanı ile orantılıdır..

 Yaşadığımız olaylara bigâne kalmamız asla beklenmemelidir. Kimi meseleler vardır ki; sadece kişinin kendisini değil, yaşadığı coğrafyadaki bütün toplumu ve bireylerini hatta ortak paydada buluşan tüm inançlı insanlar topluluğunu ilgilendirir, üstelik dünyanın neresinde olursa olsun!

 Yıllardır kaos (kargaşa) oluşturmak, huzursuzluk fitilini ateşlemek, toplumu “öteki”leştirmek, arzuladıkları sinsi amaçlara ulaşmak için utanmadan ve sıkılmadan “basamak” olarak kullanmak, aynı teraneleri seslendirmekten bıkmadan, farklı zaman aralıklarında ve ihtiyaç duydukları her zamanda, kirli satranç oyunlarında bir “piyon” gibi ileri sürmek, kimi zaman gündem oluşturmak, zaman zaman ise gündem değiştirmek adına sinsice ve acımasızca “kullanılmaya müsait” olarak görülen hassas bir konu, hepsinden önemlisi; çiğnenmemesi gereken bir değer var: Başörtüsü!

İmdii;

İçinde boğuştuğumuz girdabın kısa adı: Vahşi Kapitalizm!

Vicdanın, cüzdanların şifreli kartlarında yer aldığı, sağlıklı düşünmenin vesayetlere teslim olduğu, paylaşım, dayanışma ve kardeşliğin, marifet ve iltifatın, sevgi ve saygının karaborsalara düştüğü bir anlayış ve bu anlayışın hükümferma olduğu bir devrin çirkin adı..

 “Kazan, yeter ki kazan. Nasıl kazanırsan kazan!”anlayışının bedeli her ne olursa olsun, elde edileceklerin yanında “harcanmaya müsait” olarak değerlendirildiği bir bakış açısı.. Ruhsuz, buz kesmiş modernitenin kamuflajıyla her türlü tuzağın, şekil ve giydirilmelerin yapılageldiği çirkinlik.. Tek tip elbise, papyon, fular ve aksesuarların beyinden bedene doğru sevk edildikleri, kendi paramızla cehennemi satın alma kampanyasının rağbet gördüğü bir iğrençlik manzumesi..

 Tercihlerin bakılan taraf açısından tarif ve tanımı kişilere göre değişken olabilir. Esas belirleyici mutlak doğru: Allah’ın şaşmaz iradesi ve doğrularıdır.

 Asıl itirazımız; çirkinliklerin, insan hayatını ve değerlerini hiçe sayan, “öteki”leştirme ve  basite indirgeme uygulamaları.. Bizden saygı bekleyenlerin, bize saygı göstermemesi ne ile izah edilebilir?

 İçimizde, en içimizde saklı tutmaya inat ettiğimiz evrensel değerlerimiz dururken; dışarıdan ithal ettiğimiz ve hala da ithal etmekten geri durmadığımız çirkinliklerin yansımaları doğrusu gına getirmeye başladı. Onları sorgulamak, hesaba çekmek, tenkit etmek yeterli ve geçerli bir yol olarak görünmüyor. Asıl muhatap kişi/kitle; Müslümanlardır!

 Pek çok düşünürümüz aynı konuyu defalarca dile getirdi. Hep dikkatlerden kaçı/rılı/yor! Dünyanın pek çok coğrafyasında yaşanan zulümlere hiç dikkat ettiniz mi? Kan, savaş, gözyaşı, sürgünler, bitmez entrikalar, olumsuzluk ve gerginlik adına ne varsa, hepsi halkı Müslüman olan topraklarda oluyor! Artık daha gerçekçi düşünmenin, onurlu bir duruş sergilemenin, tepki ve etki kültürümüzü yeniden gözden geçirmenin zamanı gelmedi mi?

 Dün CarrefourSA (Namı diğer: FranSA veya HaksızSA), bugünlerde yeni gözdelerden Aras Kargo (Örtülü hariç, önem taşıyor! ) ve ismi henüz basına yansımamış ama çevremizde yakından bildiğimiz ayrıca tanık olduğumuz pek çok ticari kuruluş..

 Anlaşılan o ki; üzerinde gezindiğimiz bu köprülerin altından bu konu daha çok su götürecek!

 Sizin alışverişlerinizi yapabileceğiniz, “önemli”nizi taşıyacak başka yerleriniz yok mu Allah aşkına?

 Daha geniş bir yelpazede ele almak istediğim şu “tepki ve etki kültürü”müzü, yeniden gözden geçirsek şimdikinden kötü mü olur?

Neredeyse herkesin kendi menfaatini temin kaygısına düştüğü ve nemelazımcılığın salgın bir hastalık gibi kol gezdiği bir Türkiye'de ve dünya’da, Allah'ın bizi büyük bir azapla cezalandırmasından korkuyor ve Kutsal Kitapta ifadesini bulan, Hz. Musa’nın yakarış diliyle:

"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım?"

(7/Arâf Suresi 155) diyerek Yüce Allah'a sığınıyoruz.

Korkum o ki; içimizdeki beyinsizler yüzünden bizler de gümbürtüye gideceğiz..

Kimsenin kendini mavera adına güvende görme lüksü yok! Üstelik;

“Öyle bir fitneden korkun ki, geldiğinde içinizden sadece mücrimlere isabet etmez.” (Enfâl/25). Yani hepimizi yer ile yeksan eder, kırar geçirir!

Tercih sizin!

Sevgi ile kalın..

akt

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ali yektan
01 Ağustos 2012 Çarşamba 18:15
namusuma dokunma
başörtü en büyük namusdur namusuma dokunma.carfeorsa dan ve buna benzer kuruluşlardan ürün almazsam sadece benimle batmaz ama ben bunu yapmazsam benim şerefim batar.
MUHSİN
01 Ağustos 2012 Çarşamba 11:37
anlayana
esul-i Ekrem (saa), her zaman olduğu gibi mecliste oturmuştu. Ashabı, onun etrafında toplanmış, peygamberi sıkı bir çembere almışlardı. Bu arada fakir bir müslüman mescide girerek boş bir yere oturdu. Tesadüfen yanına oturduğu adam da zengin biriydi.

O fakir müslümanın yanına oturduğunu gören zengin adam, hemen elbiselerini toplayıp kendini bir kenara çekti.

Bu durumu fark eden Resul-i Ekrem (saa), zengin adama dönerek:



-Onun fakirliğinin sana bulaşmasından mı korktun, diye sordu.

Adam:

-Hayır, ya Resulallah, diye cevap verince, Peygamber (saa):

-Zenginliğinin mi ona bulaşmasından korktun, diye tekrar sordu.

Adam tekrar:

-Hayır, ya Resulallah, diye cevap verince Peygamber (saa):

-Yoksa elbiselerinin kirlenmesinden mi korktun, diye tekrar sordu.

Adam:

-Hayır, ya Resulallah, diye cevap verince, Peygamber (saa):

-O zaman niye kendini kenara çektin, diye sorunca, adam:

-Hata yaptığımı itiraf ediyorum. Günahımın kefareti olarak servetimin yarısını bu müslüman kardeşime bağışlamaya hazırım, diye cevap verdi.

Bunun üzerine fakir olan araya girdi:

-Ama ben bu teklifi kabul etmiyorum.

Nedeni sorulduğunda şöyle cevap verdi:

-Çünkü bir gün ben de bunun gibi, bir müslüman kardeşimi aşağılamaktan korkuyorum.

acaba bacımızın başörtüsü carefoursa ya mı bulaştı ne?
anlayana...
metehan
01 Ağustos 2012 Çarşamba 11:29
iffet
Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) : “Zamanların en kötüsü olan ahir zamanda ve kıyametin yaklaştığı bir vakitte şu özelliklere sahip kadınlar meydana çıkacaklardır. Hicapsız, gerekli örtülerden soyunmuş, sokak ve pazarda süs ve ziynetlerini gösteren, dinden çıkan, fitnelere giren, şehvetlere meyleden, lezzetlere koşan, haramları helal sayan kadınlar. Bu kadınlar cehennemde ebedi kalacaklardır.”
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim