• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

İki insan iki öykü

26.04.2016 06:00
Sedat MEMİLİ / Yazar

Sedat MEMİLİ / Yazar

İnsanlar dostlarıyla vardır.

Söylerim; Her canlının bir yaşamı vardır ama hayatı olmayabilir.           

Canlıların yaşamını hayata çeviren faktörlerden biri de dostlarla kurduğu yürek köprüsüdür.

Bir insan yaşamını “hayata” çeviremiyorsa o da sadece canlıdır.

Çevremizde doğanın bir parçası olarak var olan bitkiler ve hayvanlar gibi…

Bir anlamda Hayat, canlılığa anlam katılmasıdır.

Canlılığın anlamı dostlarla ve çevreyle kurulan ilişkilerle ortaya çıkıyor.

Geçtiğimiz hafta Tahir Han’ı ziyarete gittim. Yeni açmış oldukları iş yerlerini de bu vesileyle hayırlamış oldum.

Tahir Han ile her karşılaştığımda mutlaka yeni bir şey öğrenir, yeni bir ufuk edinirim. İçten içe bilgi ve görüşlerini kıskandığım ender insanlardan biriydi.

Konu körlükten açıldı.

Ben duygusal olarak, tanıdığım kör bir bakkalın akşam olunca kendiliğinden kalkıp feneri yaktığına tanık olduğumu anlattım. Gerçekten bu olay beni hep duygulandırmıştır. Kör olan Bakkal Ömer Amca, karanlığın oluşmasıyla birlikte gaz lambasını yakardı.

Tahir Bey konuya açıklık getirdi.

Bir kör, akşam olunca feneri yakar ve öyle dolaşırmış.

Mahalleli bununla galga geçmiş: “Sen körsün, neden feneri yakıp dolaşyıyorsun ki… Nasılsa bir şey görmüyorsun.”

Kör onlara: Ben göreyim diye değil, gözü açık olanlar bana çarpmasın diye fenerle dolaşıyorum” demiş.

Gerçekten de beyinle bakılmadığı zaman gözlerle görmek her zaman yanıltabilir.

Bu günün sorunu da bu değil mi? Gördüklerimizi beynimize havale etmediğimiz için, hiçbir şeyi anlamıyoruz.

*

Rastlantı bu ya aynı gün Çukurova Belediyesi’nde bir arkadaşla tanıştım. Ercan çetin. Kendisi beni tanıdı ve çay içmeye davet etti. Nazik davetini kıramadım. Sayın Çetin konuşmaya başlayınca çok derin bir insan olduğunu anladım.

Sohbet ilerledikçe, bizi yoğuran, yoran, düşündüren ve bizi bir yapan bir çok olayın ortak olduğunu anladım. Öyle olması lazım dı; merih’ten gelmemiştik, bu coğrafyanın çocuklarıyız. Yüreğimiz, haktan, adaletten, insan sevgisinden yana atınca aynı duyguları paylaşıp, aynı hayal kırıklığını yaşamış olmamız gayet doğal.

Ben, körlük konusunda az önce öğrendiğim öyküyü paylaşınca, kendisi de bir anısını paylaşma nezaketinde bulundu:

“Eşber Yağmurdereli ile çok yakın dostlumuz var. 10 yaşında görme yetisini kaybeden bu derya deniz insanla arkadaş olmak bir ayrıcalıktır. Onur duyuyorum. Yine bir gün arkadaşlarla beraber kendi evinde yarenlik yapıyoruz. Elektrikler kesildi. O zaman telefonlar sabit. Bir yere telefon açacağız, telefonun yerini bulamıyoruz. “Yahu arkadaş ne arıyorsanız bana söyleyin” dedi. O an evin içerisinde doşaşıp durdu ve gerekli olan bütün ihtiyaçları giderdi…

Gerçekten bu olaydan etkilenmiştim. Aydınlıkta görebiliriz. Ancak karanlıkta hem gözü hem de beyni ile görmek için aydın olmak gerekir.

*

Kendime pay çıkarayım.

Bu kadar körün ve sağırın yaşadığı br dünyada ne mutlu bana ki, gören, düşünen, yorumlayan ve insan hayatını kolaylaştıran insanlar da çok fazla.

Bazıları da benim dostum; Nasıl gurur duymayayım ki? 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim