- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
İki insan iki öykü

Sedat MEMİLİ / Yazar
İnsanlar dostlarıyla vardır.
Söylerim; Her canlının bir yaşamı vardır ama hayatı olmayabilir.
Canlıların yaşamını hayata çeviren faktörlerden biri de dostlarla kurduğu yürek köprüsüdür.
Bir insan yaşamını “hayata” çeviremiyorsa o da sadece canlıdır.
Çevremizde doğanın bir parçası olarak var olan bitkiler ve hayvanlar gibi…
Bir anlamda Hayat, canlılığa anlam katılmasıdır.
Canlılığın anlamı dostlarla ve çevreyle kurulan ilişkilerle ortaya çıkıyor.
Geçtiğimiz hafta Tahir Han’ı ziyarete gittim. Yeni açmış oldukları iş yerlerini de bu vesileyle hayırlamış oldum.
Tahir Han ile her karşılaştığımda mutlaka yeni bir şey öğrenir, yeni bir ufuk edinirim. İçten içe bilgi ve görüşlerini kıskandığım ender insanlardan biriydi.
Konu körlükten açıldı.
Ben duygusal olarak, tanıdığım kör bir bakkalın akşam olunca kendiliğinden kalkıp feneri yaktığına tanık olduğumu anlattım. Gerçekten bu olay beni hep duygulandırmıştır. Kör olan Bakkal Ömer Amca, karanlığın oluşmasıyla birlikte gaz lambasını yakardı.
Tahir Bey konuya açıklık getirdi.
“Bir kör, akşam olunca feneri yakar ve öyle dolaşırmış.
Mahalleli bununla galga geçmiş: “Sen körsün, neden feneri yakıp dolaşyıyorsun ki… Nasılsa bir şey görmüyorsun.”
Kör onlara: Ben göreyim diye değil, gözü açık olanlar bana çarpmasın diye fenerle dolaşıyorum” demiş.
Gerçekten de beyinle bakılmadığı zaman gözlerle görmek her zaman yanıltabilir.
Bu günün sorunu da bu değil mi? Gördüklerimizi beynimize havale etmediğimiz için, hiçbir şeyi anlamıyoruz.
*
Rastlantı bu ya aynı gün Çukurova Belediyesi’nde bir arkadaşla tanıştım. Ercan çetin. Kendisi beni tanıdı ve çay içmeye davet etti. Nazik davetini kıramadım. Sayın Çetin konuşmaya başlayınca çok derin bir insan olduğunu anladım.
Sohbet ilerledikçe, bizi yoğuran, yoran, düşündüren ve bizi bir yapan bir çok olayın ortak olduğunu anladım. Öyle olması lazım dı; merih’ten gelmemiştik, bu coğrafyanın çocuklarıyız. Yüreğimiz, haktan, adaletten, insan sevgisinden yana atınca aynı duyguları paylaşıp, aynı hayal kırıklığını yaşamış olmamız gayet doğal.
Ben, körlük konusunda az önce öğrendiğim öyküyü paylaşınca, kendisi de bir anısını paylaşma nezaketinde bulundu:
“Eşber Yağmurdereli ile çok yakın dostlumuz var. 10 yaşında görme yetisini kaybeden bu derya deniz insanla arkadaş olmak bir ayrıcalıktır. Onur duyuyorum. Yine bir gün arkadaşlarla beraber kendi evinde yarenlik yapıyoruz. Elektrikler kesildi. O zaman telefonlar sabit. Bir yere telefon açacağız, telefonun yerini bulamıyoruz. “Yahu arkadaş ne arıyorsanız bana söyleyin” dedi. O an evin içerisinde doşaşıp durdu ve gerekli olan bütün ihtiyaçları giderdi…
Gerçekten bu olaydan etkilenmiştim. Aydınlıkta görebiliriz. Ancak karanlıkta hem gözü hem de beyni ile görmek için aydın olmak gerekir.
*
Kendime pay çıkarayım.
Bu kadar körün ve sağırın yaşadığı br dünyada ne mutlu bana ki, gören, düşünen, yorumlayan ve insan hayatını kolaylaştıran insanlar da çok fazla.
Bazıları da benim dostum; Nasıl gurur duymayayım ki?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












