• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

İki Kişi Konuşurken Aslında Kaç Kişidirler?

21.02.2015 07:00
İki Kişi Konuşurken Aslında Kaç Kişidirler?
Sedat MEMİLİ / Söyleşi

İKİ KİŞİ KONUŞURKEN ASLINDA KAÇ KİŞİDİRLER?

 

Huzurun Başkenti Ramazan0ğlu Konağı Kültür Merkezi’nde bu hafta “iletişimde Engeller” konusu işlendi. Prof. Dr. Levent Kayrın, birbirimizi nasıl anladığımızı veya anlamadığımızı anlattı.

Bu hafta, rahatsızlığım nedeni ile Cumartesi Sohbetlerine katılmayacaktım. Eşimle, evden çıkıp önce gazeteme sonrada hastaneye gidecektim. Hatta bazı dostlarıma Ramazanoğlu Konağı’na gelemeyeceğimi bildirdim. Gazetede sabah kahve içme mutluluğu tedaviye ihtiyaç bırakmadı.

İlginç bir örnekle söze başladı: konu,  Hıristiyanlık ile Yahudiliğin birbirine kıyasıya rakip olduğu ve savaşıldığı bir dönemde geçiyor.

Hıristiyanlığın en büyük ruhani lideri Papa ile Yahudiliğin en büyük ruhani lideri Hahambaşı bir araya gelip konuşarak sorunları çözme yoluna gidecekler.

Aralarında konuşmadan şöyle işaretleşmeler olmuş:

Papa: parmakları ile 3 işareti yapmış.

Hahambaşı: Parmakları ile 1 işareti yaparak yanıtlamış.

Papa: İki kollarını kullanarak havada geniş bir daire çizmiş.

Hahambaşı: tek kolu ile elini kalbine götürüp başını eğimiş.

Papa: Şarap ve Ekmek çıkarmış:

Hahambaşı: Ortaya bir elma çıkarmış.

Bu işaretli konuşmalardan sonra Papa “Pes” demiş ben teslim oluyor ve Yahudileri bir cemaat olarak kabul ediyorum. İzleyiciler hiçbir şey anlamamış. Papa’ya neler olduğunu sormuşlar.

Papa açıklamış. “Ben, 3 diyerek ‘Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’tan söz ederek bunu Yahudilerin de kabul etmesini istedim. Hahambaşı !’i işaret ederek, Allah’ın bir olduğunu asla 3 olmadığını söyledi. Ben, kollarımla bütün evreni işaret ederek, Allah’ın çevremizde olduğunu ve her şeyin sahibi olduğunu söyledim. O ise, bu görüşe ekleme yaparak, Allah’ın kalbimizde ve vicdanımız olduğunu söyledi. Ben Hz. İsa’nın bedeninin ekmek, kanının ise şarap olduğunu anlattım, Hahambaşı bana elmayı göstererek, Hz. İsa’nın Elma ile başlayan ilk Günah’ı hatırlattı. Bu derin düşünceye sahip Yahudileri kabul etmekten başka çare yok.

İzleyiciler bu kez Hahambaşı’na neler olduğunu sormuşlar.

Hahambaşı başlamış anlatmaya: “Papa, bu bölgeyi terk etmemiz için bize 3 gün süre verdi. Ben 3, günde hazırlıkları tamamlayamayacağımızı söyleyip işaret ederek 1 ay süre istedim.

Kendisi bu kurallara uymazsanız hepinizi keseceğiz dedi. Ben de kalbimi işaret ederek, halkıma dokunma benim kalbimi al dedim. O, anlamadığım bir şekilde şarapla ekmek çıkardı karnı acıkmıştı herhalde, ben de ona bizde sadece elma var, yemekten sonra bunu yiyin dedim.

Nasıl, Nasrettin Hoca’nın baklava hikâyesine benziyor değil mi?

Canlı ve içten anlatımı vardı. Sayın Kayrın’ın..

Ardından bir slayt gösterisi başladı. Bir adam, tam uçurumun kenarında arabasını öyle bir dengede tutuyor ki küçük bir yardım olsa arabasını uçuruma yuvarlanmaktan kurtaracak, ancak görüntüsü sanki arabayı uçuruma itiyormuş hissi veriyor.  o sırada oradan kulaklığı ile müzik dinleyen bir genç gelip, var gücüyle otomobile abanıp onu uçarıma yuvarlıyor ve yardım ettim düşüncesiyle müziğini dinleyerek mutlu bir şekilde yoluna devam ediyor.

İşte bu noktada Sayın Kayrın İletişimi tanımlıyor: “İletişim; Fikir, bilgi, düşünce, görüş ve duyguların aynı şekil ve değerde anlaşılma ve paylaşılması… İnsanlar arasında anlam köprüleri kurmak… Bilginin bir kaynak noktasından diğer bir yere akması sonucu uyumu ve etkileşimi sağlayan bir süreçtir…” olarak tanımlayabiliriz dedi.

“İletişim sadece bir bilgi alışverişi değildir;

İletişim kişiye rağmen değil; kişi ile yapılır;

İletişim bir bütündür;

Hayatta başarının %85’i iletişime dayanır;

Hataların %70’i kusurlu iletişimden kaynaklanmaktadır…

 

 

NE SÖYLEDİM NE ANLADIN…

 

Söylediğinizi sandığınız ile söylediğiniz,

Duymak istediği ile duyduğu,

Anlamak istediği ile anladığını sandığı,

Ve sonuçta anladığı farklı ise…

Ne olur? Salondan ortak olarak kaos olur diye bir yanıt geldi. Evet dedi Sayın Kayrın, Kaos olur.

Sayın Kayrın yine konuklara bir soru daha yöneltti. ”İki kişi konuşurken aslında kaç kişidirler…” Herkes bir sayı söyledi ben dâhil, ama hiç kimse tutturamadı. İki kişi konuşurken gerçekte altı kişi olduğumuzu öğreniyoruz..

“Birinci kişi: Ben / İkinci kişi: Onun, benim olduğunu zannettiği ben /  Üçüncü kişi: Benim, onun beni görmesini istediğim ben… Bunlar üç kişi, üç kişi de aynı koşullarda diğeri… İşte size altı kişi…”

Biraz karışık gibi görünüyor ama, düşündüğünüz zaman bunun ne kadar doğru bir saptama olduğu anlaşılır.

İLETİŞİMDE ENGELLER

Sayın Prof Dr. Levent Kayrın, iletişimde engelleri sıraladı:

  1. Mesaj ile ilgili engeller
  2. İletişim amacının belirlenmemesi ve farklılığı
  3. Önyargılar
  4. Görüş farklılıkları
  5. Tutum ve davranışlar
  6. Sosyo- Kültürel farklar
  7. Statü farklılıkları
  8. Sahip olunan bilgi düzeyi
  9. Dil ile ilgili engeller
  10. Dinleme engelleri
  11. Kişinin kendine özgü iletişim biçimi

Sayın Kayrın her başlık için öylesine ilginç örnekler verdi ki, kendimle ilgili ne denli hatalar yaptığımla yüzleştim.

Özellikle “korku”nun iletişimi ne denli olumsuz etkilediğini anlattı.

“Öğüt vermeyin, teşhis koymayın, ön yargı ile başlamayın, gözlere bakarak konuşun…”

“teselli iletişimi engeller… Çünkü teselli karşınızdakini değersizleştirir…”

“Boş ver, bu da geçer, demek kişiyi ve konuyu değersizleştirir…”

“İsim takmayın… Sizce eğlenceli olan bir konu karşınızdaki için onur kırıcı olabilir…”

“Bir konuya önyargı ile başladığınız zaman, kehanet teorilerinin gelişmesine zemin hazırlamış olursunuz; varsayımlardan yola çıkarak, kesin bilgi gibi sonuçlara ulaşabilirsiniz…”

Burada öylesine değerli konular işlendi ki gerçekten söyleyince görevimizi yaptığımızı düşünüyoruz. Oysa Mevlana yüzyıllar öncesinden uyarmıştı: “Anlattığınız şey, karşınızdakinin anladığı kadardır…” Daha da ötesinden Cafer-i Sadık: “Konuştuğunuz zaman anlaştığınız şeylerin anlaşamadığınız şeylerden daha çok olduğunu göreceksiniz…” der.

İkram edilen ürünlerin sponsorluğunu yine, Yeni Uğur Firması yaptı. Firma yetkilisi Engin Yangöz, her hafta sevimli ve misafirperver davranışlarıyla katılımcıların sevgilisi oldu. Çay, kahve ikramında ise hiç hatasını görmediğimiz ağırbaşlı Mehmet Tunç, Kültür Merkezi’nin olmazsa olmazlarından. (Resim 4) 

Kültür Merkezi’nde ilk kez gördüğüm beyefendi ile sohbet ettik. Mustafa Zincirkıran. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde Şube Müdürü. İlgili ve birikimli bir beyefendi. Her hafta kendisini beklediğimizi söyledik. Daimi davetlimizdir.

Katılımcılar hatıra fotoğrafı çektirdiler.

Konuklar arasında Kudret Sönmez’i görmek beni mutlu etti ayrıca adını har zaman duyduğum Sabri Gül’ü tanımak benim için şans oldu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Van'da hain saldırı: 6 asker şehit24 Mayıs 2016 Salı 20:49
  • Anadolu Lisesi'nden sergi23 Mayıs 2016 Pazartesi 11:32
  • Kadın hurafeler ve gerçekler19 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • Cumhurbaşkanı dokunulmazlıkları referanduma götürür mü?18 Mayıs 2016 Çarşamba 15:54
  • Adana Sedat Memili’ye borçlu18 Mayıs 2016 Çarşamba 09:00
  • Kaçak tur ve rehber denetimi11 Mayıs 2016 Çarşamba 16:01
  • Adana'da elektrik kesintisi08 Mayıs 2016 Pazar 19:00
  • Akyürek'in kızı dünya evine girdi03 Mayıs 2016 Salı 11:08
  • Kadın ve yaşam sayfası02 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
  • Kızılay'a kan bağışı otobüsü26 Nisan 2016 Salı 16:40
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim