• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Adana : 17 °C
  • İzmir : 12 °C
  • Ankara : 10 °C

İkinci islam

15.07.2016 06:00
Hasan Çevik / Yazar

Hasan Çevik / Yazar

Yapılan bir araştırma İslam ülkelerinin tümünde insanların çok perişan ve mutsuz, Müslüman olmayan ülkelerin tümünde ise çok mutlu, keyifli ve geleceklerinden oldukça emin olduklarını göstermiştir.

Türkiye yakın zamana kadar, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen çağdaşlık, demokrasi ve insan hakları bakımından diğer Müslüman ülkelerden çok ileride idi.  ABD ve AB ilerlemenin Atatürk ışığı ve Cumhuriyet devrimleri sayesinde olduğunun bilincindeydiler. Bu nedenle Atatürk’e düşmanlığı din zanneden insanları da yanına alarak Cumhuriyet’in ve Atatürk devrimlerinin altını oyup Türkiye’yi bir istisna olmaktan çıkardılar.

Bu kötü sona “Din” maskesi altında “şirk”in hayata ve ruhlara egemen olması nedeniyle gelindi. Günümüzün siyasi dincileri Emevîler gibi bir yandan camilerle, Kur’an kurslarıyla, tevhidi anlatırken, diğer yandan azılı İslam düşmanlarıyla işbirliği yaparak şirkin tanınmasını engellediler. Çünkü şirk anlaşıldığında “İslam” diye yaşatılan dinin, gerçek İslam olmadığı ortaya çıkacaktır. Bu da, dünyadaki bütün çıkar dengelerini bozacaktır.

İşte bunun içindir ki, saltanatları “güdümlü bir İslam’ın varlığına bağlı olanlar, şirkin tanınmaması için her türlü oyunu oynamaktadırlar. Örneğin “Siyasal İslam”, “Ilımlı İslam” bu oyunlardandır. Böylece dini kirli emelleri için kullananlar hem Müslümanları memnun ettiler hem de İslam’ın düşmanlarını.

Şirk “Allah’a ortak koşma” demektir. Şirke bulaşana müşrik denir. Allah’a karşı en büyük ihanettir. Allah her şeyi affedebilir, kendisine ortak koşulmasını affetmez. Gerçekte ne “ateist” vardır, ne de “dinsiz”, ancak “müşrikler” vardır. Onlar ki, sahte ilahlara kul olanlardır, sahte dine teslim olanlardır.

 Hz. Muhammed gerçek dini egemen kılmak için, sahte dine karşı savaşmıştır! Hz. Musa’nın, Hz. İsa’nın savaşları da dinsizliğe karşı değil, sahte dine karşıydı. Hz. İsa’yı dinsizler, ateistler değil, Yahudi din adamları çarmıha germiştir.  

Dinci-tarikatçı çevreler akla düşmandır. Akıl varken bir adama itaat, din değil Allahsızlığın ta kendisi olacaktır. Çünkü Kur’an “teslimiyet yalnızca Allah’adır” diyor ve bu arada akla gönderme yapıyor. Akıl ise kişilere değil, ilkelere itaati öneriyor. Ne yazık ki, bugün İslam dünyasının bazı yerlerinde, özellikle Türkiye’de kişiye itaat anlayışı din ve İslam maskesiyle pazarlanmaktadır. Oysa Tevhit dini (Halis İslam) diyor ki, “yaklaştırıcıya, aracıya ihtiyaç yok; çünkü insanla Allah arasında ‘ara’ yok, mesafe yok.”

Özetle, günümüze gelinceye kadar İslam çeşitli faktörlerin etkisiyle, asıl kaynağı olan Kur’an’dan uzaklaşmış, kendi özüne yabancılaşmıştır.

Atatürk de İslam’daki bu yozlaşmayı görmüş, mücadelesini  “ikinci din” dediği Şirk’e karşı yürütmüştür. Bakınız ne diyor Mustafa Kemal Atatürk:

“Bizim dinimiz bilince karşı, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor. Temeli çok sağlam, malzemesi iyi... Fakat bina yüzyıllardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı güçlendirme gereği duyulmamış. Aksine birçok yabancı unsur, yorum ve hurafe binayı daha da yıpratmış.”

Hz. Muhammed’e isnat edilen her söz, fiil ve kabul, gerçekte onun değildir. Çünkü Hz. Muhammed hayatı boyunca hiçbir sözünün kayda geçirilmesine izin vermemiştir. Ebu Bekir ve Ömer de aynı tavrı korumuşlardır. Ne var ki daha sonraki zamanlarda aynı titizlik gösterilememiş, siyasal çıkarların dine dayandırılması süreci hızlandığı için de, Peygamber’e isnat edilerek binlerce yalan uydurulmuştur.

Sonuçta, Hz. Muhammed’e isnat edilen sözlere dayanılarak, onun tebliğ ettiği kitabın onaylamayacağı bir tür ‘ikinci İslam’ sahneye çıkmıştır. İbn Teymiye’nin ‘uydurulan İslam” dediği bu ‘İkinci İslam’, birkaç yabancı kültürün örf ve kabulleri ile de birleşince, Kur’an’ın halis diye nitelendirdiği saf, berrak ve sade din, insanla çelişen bir kaosa dönüşmüştür. Muhammed İkbal’in dediği gibi, bugünkü Müslümanın maksadıyla, Kur’an’ın maksadı farklılaşmış bulunmaktadır.

İslam’ı Kurandan çıkarıp,  kapitalist sömürü sistemine dönüştüren Emevî düşüncesi uydurduğu hadislerle İslam’ı bir namaz ve cami dini haline getirmiştir. Kur’an’ın tanıttığı din, bir ibadetler ve tesbihler dini değil, bir zulme karşı savaş dinidir.

Kısaca Kur’an’ın dini başka, mollanın dini başkadır artık!

Kaynakça: Yaşar Nuri Öztürk, Din Maskeli Allah Düşmanlığı Şirk

Hasan Çevik – 14.07.2016

 

 

 

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim