• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

İkna ve korku

06.11.2015 06:00
Tülin ERSOY / Yazar

Tülin ERSOY / Yazar

Toplumsal bir varlık olarak yaşayan insan, pek çok nedenden dolayı sürekli iletişim ve etkileşim içindedir.

Doğduğumuz andan itibaren de beyin öğrenmeye açık olduğundan bilgi alır, bilgi verir. Kendi duygu ve düşüncelerini anlatmak için ve başkalarının duygu, düşüncelerini anlamak içinde sürekli iletişim kurar.

Günlük hayatta da görüldüğü üzeri iletişimin gerçekleştiği pek çok durumda insanlar ya birisine verdiği   “ bilginin doğruluğunu ya da davranış şeklini değiştirmeye, ya da başka bir konuda ikna etme” çabası içindedir.

***

İkna kavramının sözlük anlamı:  “Kanaat ettirme, kanat verebilme; kandırma, razı etme; inandırma” dır. Yani bazen baskı ile istendik amaçların ortaya çıkarılması ve kabul ettirilmesi için uygulanan sözlü, sözsüz iletişimin tamamını kapsar ikna.

İnsanın o yaşa kadar yaşadıkları hayat şartları, ideolojileri, olaylara karşı tutumları, algılarına göre değişim gösterir. “Benim doğrum benim için doğru, İletişim kurduğum insan için ise yanlış olabilir.” Ama her zaman için böyle olacak anlamına da  gelmez.

FİKİR TARTIŞMALARINA beyin olarak ne kadar açık olursak kendimizdeki üretkenliği artırır hem de gelişim sürecimizdeki düşüncesel, davranışsal boşluğumuzu doldururuz.

***

Başka bir bakış açısı da iknada empati’dir.  “EMPATİ” ise başkalarının yaşadıklarını veya söylediklerini onların bakış açısı penceresinden görebilmektir.

***

Mesaj: İletişimdeki en önemli öğe dir. Bir bilginin düşüncenin, tutumun, kanı, düşünce ve davranış biçiminin iletime uygun biçimidir.

****

İletinin yani mesajın etkili olmasını sağlayan diğer bir yöntem de korku faktörünü kullanılmasıdır.

 “KORKU”

Korku ikna olgusunda belli durum ve şartlarda insanları güçlü bir biçimde güdülemesine rağmen “ İleride oluşacak tepkilerin ve davranışlarında oluşmasında da bir nevi yol göstericidir.”

“KORKU”, görmek istediğimiz gerçekleri görmeyerek kaçış biçiminde de ortaya çıkar.

KORKU” dozu iyi ayarlanması gereken önemli bir olgudur.

Çıkarların çatıştığı bir dünyada yaşıyoruz; yani her şeyin, her davranışın, her düşüncenin çıkara göre endekslendiği bir dünya.

“01 KASIM 2015” seçim sonuçları bana açıkça şunu gösterdi.

Verilmek istenilen mesaj alıcılara doğru iletilmiş.

“KORKU”

Türkiye’de her şey güllük gülistanlıkmış. “demokrasi” hak hukuk”  “adalet” “özgürce düşünme”  varmış!!! görememişim.

 Boşuna korkmuşum yarınlarımdan.

 %50 lik kesim gibi düşünüp empati kuramamışım.

 Halkın gözünden ülkemin gidişatını görememişim. Gözyaşlarım boşuna akmış.

Gerçeği kendi içimde kabullenmem ve kavramam zaman alacağa benziyor.”

 Azınlık ve çoğunluğun çatıştığı, daha doğrusu birbirini boğazladığı böylesi bir dünyada insan, yarınları için düşlediği umut türküsü söylemekten bile vazgeçiyor.

Romen atasözünün dedi gibi. “İnsan, umudunu insana bağlar.”

“Asıl sorun bendeymiş.”

Bir şeyi anlamak istiyorsan, onu çıplak halde görmeye çalışmalısın.” Murdoch

 

 

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim