• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

İlham alınması gereken şeyler!

27.03.2015 06:30
Doğan Gülbasar / Gazeteci Yazar

Doğan Gülbasar / Gazeteci Yazar

 

Antik Yunan Filozofi Eflatun (ya da batılıların söylediği şekliyle Platon MÖ 427-347) devleti adalet üzerine kurmuştur. Demokrasiye karşı olan Eflatun’a göre adalet devlet için vardır. Devlet için olan her şey adaletlidir. Eğer bir şey devlete zarar veriyorsa adil değildir.

Eflatun demokrasiye halka yaltaklanmayı gerektirdiği için karşıdır. Ayrıca demokrasinin sonunun tiranlık olduğunu da öne sürer.

Devleti eğitimli ve bilgili kimselerin yönetmesi gerektiğini savunan Eflatun’a göre bilgili kişiler bilgisizleri yönetmelidir.

Bir tür totaliter rejim öneren Eflatun, kuramını erdem üzerine kurmuş, ahlakçı bir yaklaşımla yönetenlerin “erdem”in tüm sınıflarda olmasını savunsa da özellikle yönetici sınıfın bilgili ve erdemli olması gerektiğini söylemiştir.

Dönemindeki devlet yapısını eleştiren Eflatun’a göre bir toplumda her şey düzenli ve uyumlu olmalı, her sınıf toplum içindeki görevlerine göre hareket etmelidir. Toplumu bilgeler yönetmeli, koruyucu sınıf cesur olmalı, üretici sınıf da ölçülülüğü akıldan çıkarmamalıdır.

Ona göre her insanın bir konuya eğilimi ve yeteneği vardır. Her sınıf kendi işini yapmalıdır. Çünkü mutlu olmak ancak böyle mümkün olur. Eflatun’a sorarsanız bu sınıflar arasında geçiş yapmak imkansızdır. Sınıflar arasında geçilmez bir duvar vardır.

İnsanın erdemli olmasını devlet içinde doğru konumlanmış yerde olmasına bağlayan Eflatun, bu konuda katı bir yaklaşıma sahiptir.

Sadeleştirirsek;

-Sen işçisin işçi kal,

-Ben her şeyi biliyorum öyleyse seni yönetmeliyim,

-Silah benim elimde merak etme ben seni korurum,

-Herkes yerini bilsin, kimse haddini aşmasın...

Eflatun’un yaklaşık 2500 yıl önce ortaya attığı felsefeyi bir düşünce sistemi olmaktan çıkarıp günümüzen kapitalist-emperyalist anlayışı ile algıladığımızda günümüz yeni dünya düze savunucularının Eflatun’u nasıl “mor”a çevirdiklerini de anlayabiliyoruz.

Bilge yöneticiler, güçlü koruyucular ve ölçülü üretenler (yani haddini bilmesi gereken üretici sınıf) ayrımı nasıl da bizi zaman makinesiyle 2500 yıl öncesine götürüyor.

Belki de bu kabullenmişlik toplumu 2500 yıl daha oyalar!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim