- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
İnsan hakları açısından azınlıklar ve etnisite (2)

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
John Milton Yinger[3] üç unsura göre Etnisiteyi tanımlamaktadır:
1. Etnik Grup; toplumda başkaları tarafından; dil, din, soy, geldikleri memleket ve başka kültürel özellikler nedeniyle diğerlerinden ayrılmakta ve "farklı" görülmektedir.
2.Grubun üyeleri de, kendilerini bu "farklı gruba" ait-dâhil bilirler(addederler-aidiyet).
3.Grubun kültürel özelliklerini benimser, etkinliklerine katılır, korur ve yaşarlar. Ortak destan ve mitolojik anlatımlar, grubun üyelerinde ortak bir heyecan oluşturur.
Üyelerin eğitim durumları başta olmak üzere bunların etkinlik derecesi farklıdır.
Irk terimine karşı etnisite daha geniş bir kavramdır. Bir toplumsal yapıdaki özelliği, bireylerin bir özel grupla özdeşleşmesini, grup siyasallığını, bireylerin gruba aidiyetini ifade etmek üzere ortaya atılmıştır, ancak ırk terimini gizlemekle suçlanmıştır.
Genel olarak etnik; kendinin bilincinde olan, fakat uluslararası düzeyde egemen siyasal bir bütünlük olarak tanınmayan tarihsel bir ortaklaşmaya aidiyet olarak tanımlanmaktadır. Örneğin İran, Hindistan, Rusya, ABD, İngiltere'de yüzlerce; Fransa'da onlarca ve Türkiye'de ise 30 civarında etnik grup bildirilmektedir.
Etnik gruplar, tarihsel ve kültürel kimlik yapısı olarak siyasallaşır. Ayrıca; yurttaşlık, ayrımcılık, ırkçılık, ayrılıkçılık, eşitlik, soykırım, toplulukçuluk, çokkültürlülük, öteki, kültür, ulus, uyrukluk, dil, soy, akrabalık, din, sömürgecilik, kölelik, azınlıklar gibi kavramlarla yakından ilişkilidir.
Sosyologlar arasında etnisite giderek, çoğulculuk, asimilasyona karşı siyasal isyan, eşitsizlik ve ayrımcılığa karşı dayanışmayı anlatır olmuştur.
Sosyoloji bilimi açısından, objektif bakışla ele alındığında etnik grup, diğerlerinden önemli farklılıklara sahip topluluğu ifade eder. Yani yaşayış ve kültür özellikleri bakımından diğerlerinden farklı öğelere ve uygulamalara sahip topluluk "etnik grup" olarak tanımlanır.
Ancak bir ya da birkaç özelliği ile diğerlerinden farklı olması bir grubu "etnik grup" olarak nitelemeye yetmez. Bu farklılıkların topluluğun yaşam ve kültürle ilgili tüm alanlarında büyük bir kısmında ve önemli bir tarihsel süreç içerisinde gözlemlenmesi gerekir.
Sanayileşme ve sonrasında gelişen modernleşme süreci, hemen her toplumun etnolojik alışkanlıklarının büyük bölümünü değiştirmiştir. Buna rağmen, etnik grup ayrımında önemli bazı ölçütler vardır. Bunlar içersinde en önemlileri, doğum, ölüm ve evlilik törenleri, ailede bireylerin sosyal statüleri, geleneksel giyim-kuşam, mutfak kültürü, düğün ve eğlence, örf ve adet, dil ve lehçe, din-inanç ve mezhep, yaşama biçimleri,iş ve meslek, yerli-göçmen olmak sayılabilir.
*
Azınlık ve Etnisite Farkları[4]
Azınlık, yerleşik halk için kullanılmadığı halde Etnisite yerli halk için kullanılır.
Azınlık, daha geniş bir kavramdır, etniki, dini ve milli olur.
Azınlık, bazan vatandaş olmadığı halde, etnik grup vatandaştır ve bu haklardan yararlanır.
Azınlık, çoğunluk ile kıyaslanırken, etnisitede böyle bir durum yoktur.
Azınlık, genellikle sonradan gelmiş halktır. Ama bazan göçertme ile yerli halk azınlık durumuna düşmektedir.
Azınlık, yerli halka nazaran sonradan oraya gelip yerleşmiş halkı ifade eder.
Azınlık ve etnisite, kimlik-kişilik belirtir.
*
Anadolu'da azınlık ve etnisitenin olduğu ve bunun da zenginlik kabul edilmesi gerektiği belirtilmektedir. Anadolu’daki azınlık-etnisite durumunu tesbit denemeleri ve yayınları yapılmıştır[5]. Bunların kaynakları daha çok Almanya ve ABD’dir, sonraları dar kapsamlı yerli çalışmalar da yayınlandı. Bunlara dayalı olarak din-inanç haritaları da yayınlanmıştır. Bunların hepsi siyasidir. Konu netamelidir.
Bu konuda; aşağıda alıntılanmış ”Profesör Nurullah Aydın[6]ın bir yazısından bilgi sahibi olalım:
“Türkiye; tarih boyunca birçok ırkın yaşadığı, farklı ırkların gelip geçtiği ülkedir. Yerli ırklar yanında, Moğol ve Timur işgallerinde Asyalıların, haçlı savaşlarıyla Avrupalıların, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Arapların ve Afrikalıların gelip yerleştikleri yerdir. Yüzyıllar boyunca ve şimdi de Türkiye'de hoşgörü ve sevgi ortamında her dinden, her ırktan, her mezhepten insan bir arada yaşıyor. Türkiye'deki Etnik Grupların Dağılım Raporu, Malatya'daki kitapevi cinayeti davası dosyasına konuldu.
“Raporda; Kürtlerden Gürcülere, Pomaklardan Lazlara, Boşnaklardan Arnavutlara kadar bir sınıflandırma yapıldı. Sonuçları kamuoyuna açıklanmayan rapor, 2000 yılında Erciyes, Elazığ Fırat ve Malatya İnönü Üniversitesi'ndeki öğretim görevlilerine MGK tarafından hazırlattırıldı.
“Prof. Şaban Kuzgun başkanlığında yürütülen proje kapsamında Türkiye'deki 68 il, ilçe, köy, mahalle ve sokaklar tek tek dolaşıldı. Yapılan çalışmada insanların hangi kökenden, mezhepten ya da tarikattan olduklarının profili çıkarıldı.Proje yarım kaldı.
“Projenin başkanlığını yürüten Prof. Dr. Şaban Kuzgun, 14 Mayıs 2000'de trafik kazasında hayatını kaybetti. Araştırmada görev alan diğer öğretim görevlileri de Kuzgun'un şüpheli ölümü üzerine aniden projeden ayrılma kararı aldılar”[7].
Anadolu'da özellikle şimdiki durumda; her etnisite, farklardan geçelim, kahir ekseriyette ortak özellikleri barındırmaktadır. Bu, ortak bir kimliğin ve birliğin oluştuğuna işarettir.
*
Sonuç olarak sorun İnsan Hakları konusudur ve evrenseldir, henüz çözülmemiştir, çatışma nedeni olmaktadır. Her ülkenin iç koşullarına göre şekillenmekte ve ayrışmalar olmaktadır. Rejimlerin Demokratikleşmesiyle sınırlar içinde, çözümün mümkün olacağını göstermektedir.
Konu; gruplara aidiyet, bu kimlik-kişilik durumunu sürdürmek ve korumaktır. Herkes, rıza ile içinde bulunduğu etnisiteyi özgür olarak geliştirmek istiyor.
Etnisite, kişiye doğumdan itibaren verilen bir aidiyettir ve belki de kişinin değiştiremeyeceği tek bağlılıktır. Yani halkının, ailesinin, dilinin, kültürünün, ananesinin aidiyeti ve devamı, hak ve özgürlüğüdür.
O yüzden, bir kişinin zaten etnisite talebi ya da bu talep temelinde, coğrafya ya da ülke talebi olamaz. Yalnız ülkesinde ve toplumunda etnisitesini yaşamak ve yaşatmak talebi olur ve bu talep de zaten onun en insani hak ve özgürlüğüdür ve üstelik "insan hakları" olarak evrensel hukuk güvencesindedir.
Ayrıca etnisite, devletin ve onun sivil kurumlarının konusudur. Yani devletin Evrensel İnsan Haklarına riayetinin test edilmesidir. Bu mücadele, vatandaşın devletten hak talebidir. Devletin modern hukuk devleti olup olamadığının işaretidir. Devletin, çağdaş, özgürlükçü, insan haklarına bağlı bir hukuk devleti olduğunun ölçüsüdür.
Discrimination, yani her türlü etnik ayrımcılık, insan hakları ve özgürlükler olarak evrensel hukukta bir suçtur. Bunun karşıtı olarak "ayırımcılık", bir-birkaç etnisitenin öncelenmesi ve diğerlerinin devlet eliyle bu haktan mahrum bırakılmasıdır.
Her gruba eşit hak tanımamak, ayırımcılık olmaktadır, yasaktır ve suçtur. Devlet kanunlarında yazılmış olması bir ilerlemedir, fakat yetmez. Bunun uygulanır olması esastır. Bu amaçla uluslararası ilişkilerde, BM'ye üye devletlerde bu hakkın kontrol esasları belirlenmiştir.
Bu bilimsel ve siyasi verileri, gerçeği doğru anladığımız zaman çatışma yerine barış iklimi egemen olacaktır. İstenen de budur. Devlet tüm vatandaşlarındır. İçlerinden bir etnisitenin baskın çıkıp, devlet erkini kendi yararına kullanması isabetsizdir. Devir ve çark değişmiştir. Eşitlik esastır. Uluslararasında "Mutlak egemenlik" gitmiş yerine "kontrollü egemenlik" gelmiştir.
Ayrılığı bırak ve Birliğe bak!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












