• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

İnsan ölür aşk yaşar

04.12.2015 06:00
Sedat MEMİLİ / Yazar

Sedat MEMİLİ / Yazar

İNSAN ÖLÜR AŞK YAŞAR

YADA AŞKI YENİDEN KEŞFETMEK

Dedim ya bu günlerde ölülerle haşır neşiriz…

İnsanları genelde doğumlarıyla tanırız. Bunlar yakınlarımızdır.

Ölümleriyle tanıdıklarımız, dolaylı olarak düşünsel dünyamızı etkileyenlerdir.

Geriye dönüp, doğumlarıyla değil, ölümleriyle tanıdığım insanlara baktım.

Geçtiğimiz yıllarda Aralık ayının ilk haftasında gönül duvarlarına resmini astığımız hangi tanıdık ölüler var; Tam 47 yıl olmuş, ilk gençlik yıllarımın en güzel şarkılarını bana dinleten Dario Moreno’nun ölümü.

Evet 47 yıl sesi ruhumdan ayrılmayan Dario moreno. O kırık Türkçesi ile;

“Deniz ve mehtap sordular seni neredesin? / Nasıl derim terk etti,

Bırakıp beni gitti, / Anladılar ki aşkımız bitti…

Alay ettiler benle hep, / Sen oldun bunlara bak sebep,

Mehtap dedi: "gördüm ah onu, / Belinde erkek kolu"

Deniz güldü halime, / Bir avuç su verdi elime, / "biterse gözyaşın al" dedi,

"doldur tekrar yerine"

Rüzgar ve martı sordular seni neredesin? / Nasıl derim terk etti,

Bırakıp beni gitti,/ Anladılar ki aşkımız bitti…

Alay ettiler benle hep, / Sen oldun bunlara bak sebep, /

Martı dedi: "gördüm ah onu, / Belinde erkek kolu"

Rüzgar güldü halime, / dedi: "gidelim düş önüme",

Gidemem dinle martıları, / Bitmiyor alayları…

*

Terk edildiğimizi rüzgâra bile itiraf etmekten utandığımız, gözyaşlarımızı deniz suyu ile tamamladığımız ve martı ötüşlerini alay sandığımız yıllardı.

Gençlerimizin hayatından ve duygularından aşkı çaldılar.

Şimdi insanlarımızın âşık olmaya vakti yok; aşksız yaşanan hayatın, hayat olmadığının dahi farkında değiller.

Aşkları gelecek nesillere miras bırakmak gibi bir dertleri yok gençlerimizin.

İlginçtir Onurlu Aşkı tarihe ve gelecek nesillere “Cyrano de Bergerac” adıyla miras bırakan Edmond Rostand’ta Aralığın ilk haftasında 97 yıl önce kaybettiğimiz tanıdık ölüdür.

“Fakat, şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyaya,

Yapayalnız, ama hür, seyahat etmek aya,

Gören gözü, çınlayan sesi olmak ve canı

İsteyince şapkayı ters giymek, karışanı

Olmamak. Bir hiç için ya kılıcına veya

Kalemine sarılmak ve ancak duya duya

Yazmak, sonra da gayet tevazula kendine:

Çocuğum! Demek, bütün bunları hoş gör yine,

Hoş gör bu çiçekleri, hattâ bu kuru dalı,

Bunlar yabanın değil kendi bahçenin malı!

Varsın küçücük olsun fütuhatın, fakat bil,

Onu fetheden sensin, yoksa başkası değil…”

*

Ve 2. Abdülhamit bu tiyatro oyununu Osmanlı Devleti sınırları içinde yasaklamıştı.

Tiyatrolar yasaklanabilir, ama aşklar asla…

Şimdi insanlar öylesine meşgul ki; aşkları kendilerine yasak ediyorlar…

Aşk kıyıdan akıp geçtikçe yaşamlarının da boşa geçtiğini bilmeden yaşıyorlar.

Evet, gerçekten ölülerden öğreneceğimiz çok şey var.

Yaşayanlar öldürülen duygu ve değerlerimiz için ölü yıkayıcı yetiştirmekle meşguller...

Oysa aşkı keşfetmek yaşamı yeniden keşfetmektir.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim