İnsan ve Hüsn-ü Zan

Suizan da haklı çıkmaktansa, hüsn-ü zanda yanılmak evladır…
Kâinat’taki eşrefi mahlûka, güzel duygular içinde bulunabilmek, mahlûkata-Halık’ın nazarıyla bakabilme erdeminin bir meyvesidir…
İnsanların iyiliğini istemek, haset etmeden güzel yönlerini görebilmek, Âlemlerin Rabbi’nin rızasına, dolayısıyla da kullarının da muhabbetine sebep olan mühim bir haslettir…
Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen de ruhunda iyi şeylerin tohumlarını geliştirip büyütürken, etrafa kendi karanlık penceresinden, dünyasından bakan, içinin dumanından is bulaştırıp, her şeye bir kulp bulup, her şeyden şikâyetçi olan kimse, hiçbir daim iyiyi göremez ve dolayısıyla da güzel düşünemeyip, yaşamın has, hakiki lezzetinden tat alamaz…
İnsan ahlakının, ana elementi duygu ve düşünce dünyasında barındırdıklarıdır. Yine aynı ölçüde bizler için su, hava neyi ifade ediyorsa, keza tohumlar için toprak ne ise insan içinde düşünce ve niyet aynı ölçüde aynı şeyleri ifade eder…
Bu minvalde büyük ruhlar ve şahsiyetler de, halis, nezih düşünce ve duygulardan meydana gelirler. Pekâlâ, kötü düşünce dünyasına sahip kimselerse, bu güzelim cennet kokan atmosferde, belam gibi için için zehir teneffüs ederler…
Hem her daim insan merhametine de hoş gelen mülahazalarda bulunmanın ve bir kimse hakkında müsbet şeyler beslemenin ne zararı olur ki?
Hem ne diyor? Cenab-ı Allah (Hucurat 49/12)de ’Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı çok günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın.
Allah insanı biricik yaratmıştır, diğer bir ifade ile yaratılmışların en onurlusu, bizim otarafın, Anadolu insanının tabiriyle Allah insanı özene bezene yaratmıştır.
Âlemlerin Rabbi sayısız varlık yaratmıştır; saymak istesek dahi buna gücümüz yeter mi? Bu sayısız varlıklar içerisinde ise insan biriciktir, göz bebek varlıktır. ‘Kuşkusuz biz insanı zirve varlık yarattık’ demiyor mu Rabbimiz.
Yüce Kuran’ın diğer bir ifadesiyle ise ‘biz insanı en kıymetli varlık yaratıp, âdemoğlunu en üstün özelliklerle donattık’…
İnsan’ın temel özellikleri ne kadar güzel yaratılmıştır. Sayısız özelliklerimiz vardır, lakin asıl olan dört özelliğimizdir. Bedensel, zihinsel, duygusal ve hukuksal özelliğimizdir… Hepsi birbirinden ihtişamlı ve kusursuz yaratılmıştı…
Hor görme harabat ehlini ey! Şakir. Defineye malik cevherler var.
Hiç kimse bir başkası için zan ve hor görme hakkına sahip değildir. Lakin öyle bir hale geldik ki, henüz karşımızdakini tanımadan, suretinden kanaat sahibi olur hale geldik.
Hem en yüksek dağlar dahi en engin vadilere bakmaz mı?
Her şeyin en iyisini ancak Allah bilir, o Rabbimiz ki bekri Mustafa’ya yani sarhoş Mustafa ya keza sarhoşların şahı olarak addedilen Bişr-i hafiye, evliyalığı nasip etmemiş midir? Fahişe kadına, dilini susuzluktan neme yatırmış köpeğe, kuyudan mestiyle su verdi diye mağfiret etmemiş midir?
Ama bizde özellikle teolojik saplantılılar yok mu? Biri içki içtimi yok bunun elinde kabuklu yumurta yenmez deyip, riyakârlığın alasını yapanlara, tam bu nokta da Kanuni’nin sütkardeşi evliyaullahtan, Yahya efendi demiyor mu? Girdim camiye hep riya hep mürai girdim meyhaneye ne riya ne mürai. Âlemlerin Rabbi, namaz kılmayanı lanetlemezken, namaz kılıpta riya edeni lanetlemiyor mu?
Bir adam, baltasını kaybetmişti; onu komşusunun oğlunun çaldığını sanıyordu. Çocuğun gelişine gidişine, hareketlerine pür dikkat eder olmuştu. Yüzü balta hırsızına benzeyecek ya! Her done çocuğun balta hırsızı olduğunu gösteriyordu. Onun halidi ruhiyesi açısından da öyle! Lakin bir gün adam baltasını çukurda unutulmuş buldu. Ertesi gün çocuğun hiç bir hareketi balta hırsızına benzemiyordu ve haliyle görünüşü de hırsıza benzemiyordu.
Şuan doğrudan sosyolojik vakalarımız aynı zamanda da psikolojik, sübliminal müktesebatımızın dehlizleri bu yönde çalışıyor maalesef.
İnsan iki şey arasında bazı benzerlikler bulunca, bu iki şeyden birinde doğru bulduğu şeyi öbürüne kolayca yakıştırırmış. Hal bu ki teşbihler insanı yanıltabilir. Adaletlice değerlendirmeler yapılabilmeli.
Peşin hüküm ve kati yargılarımız var. Bu sebeptendir ki gözleri kör, kulakları sağır eden bir ciddiyetsizlikle ve dikkatsizlikle tüm ayan beyan gerçeklere rağmen yanlışı sürdürüp dururuz…
Yine bir gün Hz. Peygamber ashabıyla otururken, huzuruna bal getirirler. Fahri Kâinat orada bulunanlara ‘Bu nedir?’ Diye sorduğunda herkes hep bir ağızdan ‘Baldır Allah’ın resulü’ derler. Hz. Ali ise ancak tattıktan sonra ‘Baldır’ cevabını verir. Bu durum Hz. Peygamberin çok hoşuna gider ve ‘doğrusunu Ali söyledi’ buyurur.
İnsan; bilgi noksanlığından, ön yargılarından dolayı olaylara olumsuz, insafsızca bakıp yanlış zanlara kapılabilir. Dolayısıyla da hüküm yahut içtihat hâsıl konularda yanılır…
Sevgi Saygı Ve Dua İle…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












