• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

İnsanda korku dünyası: "Tek kanatlu bir kuş" (1)

03.10.2015 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

 

İnsan, akıl ve duygularıyla bir bütündür. Tepkilerini, eylemlerini bu ikisi ile belirler, uygular. Akıl, zekâ verili şeylerdir. Herkeste bir miktar vardır. Olanı kullanmasını bilmek de bir hünerdir. Zekâ, sezgi ve kavramayı getirir. Aklın temeli muhakemedir. Bu da mantık gerektirir. Sonra öğrenilenleri kullanmak ve korumak yetisinin adı hafızadır. Daha önceki deneyimler, bir tablada dizilir, yazılır, gerektikçe anımsanır kullanılır.

Alt yapı olduğu halde, uygun bir eğitim ve uygulama olmazsa yine başarılı olunmaz. Aklı kullanmak, varılan sonuçları, bilgileri uygulamak da kabiliyet ister. Buna izan, ölçü denir. Bilgiler, pratik bir sistem, ölçü ve uyum içinde bir bütünlüğe ulaşır.

Bireyin özellikleri, kabiliyet ve başarısı bunlara tabidir. Keşifler, icatlar, sanat ve zanaat bunlarla icra edilir.

Bunlar kuşun bir kanadıdır. Fikri ve hayali anlatılmakla birlikte, diyelim ki bunlar temel unsurlardır.

 Toplumda ve insanın kendisiyle uyum içinde olması için de şartlar vardır: İnsanın ruh ve gönül dünyası da zengin ve kademelidir.

Başlıca üç temel duygu vardır: Korku, Umut ve Sevgi.

Korku, temel ve fıtri bir duygudur. Alışılmışın dışında oluşan dehşetli, ürküten, tedirgin edn şeylerdir. Bunlar denendikçe veya denenmişlerle kıyaslandıkça kavranan duygulardır. Çocuk yaştan itibaren muhatap olduğumuz, işittiğimiz, gördüğümüz, denediğimiz eylemlerdir. Ansızın birisinin kulağına bağırmak, dengesini bozacak şekilde itmek, hızla gelen bir arabaya maruz kalmak, yangın içinde kalmak, yılanın kovalaması, boğulma tehlikesi, ani patlamalar, ani ışık parlamaları gibi somut olaylar hep yaşanmış ve kavranması kolaydır. Bir de masallarda anlatılacak cin, cadı, canavar gibi efsanevi yaratıklara ait öyküler vardır. Bunlar, çevrede bulunanlara kıyasla anlatılır. Varolanlardan daha güçlü ve tehlikeli oldukları aşılanır.

Anne ve babalar bazan çocukları, korku ile uyutmakta veya rahat durmalarını sağlamaktadır. Korkulu, cadılı masallar anlatıldıkça, çocuk büzülür, küçülür, pusar ve ilgiyle dinler. Bakarsın rüyasına girmiştir, gece sayıklar, tere batmıştır. Uyanır, korkuyorum der ve gelir kucağınızda yatar. Korkuyu tanıtmak bir ruh olgunluğu ve yaşama direnci vermektedir. Dozunda korku, sanki ruha aşı olmaktadır.

Normal yaşamda her insanda kaygı ve tedirginlik, giderek korku vardır. Sağlığın kaybolması, varın-servetin kaybı, sevgilinin-eşin ayrılması, sınav korkusu, nöbet ve çatışma korkusu vb.

Umut, yaşama sevincinin gücü ve kaynağıdır. Bugün olmadıysa yarın, bu olmazsa öbürü, yarın veya daha sonra gerçekleşmesine olan inanç insanı diri ve hevesli tutar. Başarısızlığı emer, yeniden deneme gücü verir. Yardım almayı ve etmeyi gerekli kılar.

Sevgi, yaşamanın tadı, rengi ve ürünüdür. Herşey sevgi ortamında yeşerir. Sevgi, verdikçe, aldıkça çoğalır. Sevginin gözü kördür. Bu nedenle biraz temkinli olmakta yarar vardır. Olmuştur, olacak dersin de bakarsın hep ham kalmakta. O da bir şanstır, denemekte fayda var. Sevgi, herkesle barışıktır, acıyı bal eyler, öfkeyi teskin eder, teki çoğaltır, ömrü uzatır.

Herşeyde bir ölçü vardır. Korku, umut ve sevgi de ölçüye tabidir. Aklı kullanıp gerçeği görmek, yeniden değerlendirmek gereklidir. Karakterler farklıdır, hep-hiç arasında dizilir. Bu tehlikelidir. Her iki uç da sivridir. Duygularda da vasat olan rahat eder. Kara-sevdalı, öfkesine ve korkusuna yenik kişi tehlike arz eder. Seçmek şahsın kararı.

Bu kişisel ruh hallerinin bir benzeri, toplumsal yaşamda da görülür. Toplumların örf ve adetlerinde, inanç sistemlerinde, yaşama ve üretim koşullarında belirtilen duyguların etkisi vardır. Şahıslar toplumlarının kazanlarında pişer ve şekillenirler. Bu nedenle, bölge halkları, kavimler arasında davranış farkları gözlenir. Ama sonuç itibariyle bu duygular bütün toplumlarda gözlenir.

Şairler, edipler bu duygulara hitap eden, onları geliştiren, eleştiren eserler yazarlar. Korku, umut ve sevgi; insanlığın ortak değerleridir. Bir bomba, toplu-ani ölüm, katliam, deprem, sel baskınları, yangın, öldürücü salgın her toplumda korku-panik nedenidir. Sevgiyi, küçük-büyük, az-çok, kısa-uzun süreli herkes bilir. Umut, bunlarla birlikte olur.

*

Yaşar Kemal, Tek Kanatlı Bir Kuş[1] adında bir roman yazmış. Bu kuşun gövdesi sevgi, korku ve umut da kanatları. Bu kuşun bir kanadı, umut kanadı kırık ve korku kanadı baskındır. Tek kanatla uçması imkânsız. Öyle ise yürüyecek. Ama kuş yürümek için değildir, bir yere varamaz, muradına eremez. Korku ortamında sevgi barınmaz, umut ve sükûnet ister.

Yaşar Kemal, korku halini konu edinen bir roman yazmak istemiş. Çocukluğumuzda dinlediğimiz birçok korku masalını, korku öğelerini ve örneklerini anımsıyorum. Bunların bir kısmını ben de çocuklarıma aktarmıştım.

Yaşar Kemal, bu eserini 1960'larda yazmış, böylece edebiyatın, folklorun bu kısmına da bir örnekleme yapmış. Bu vesileyle teması korku olan eserler hakkında şunları söylemek mümkün:

Korku kurgu[2]

Tanım: Korku kurgu, korku edebiyatı ve korku fantezi bir edebiyat türüdür ve okurlarına korku ve terör hissi ‎verebilecek kapasitede olan ya da vermeyi hedefler. Korku kurgu, genellikle tedirgin edici ve korkutucu ‎bir atmosfer yaratır ve yine genellikle doğaüstüdür. ‎ Korku türünü tanımlayan özelliklerden birisi de okuyucusuna duygusal, psikolojik ya da fiziksel ‎olarak korkmasına yol açmasıdır.

Korku türünün antik kökeni folklorda ve dînî geleneklerde yatar. Korku, genellikle ölüm, ölümden sonra ‎yaşam, şer, şeytani ve bir kişinin içine girmiş şeylere odaklanır. Bunlar hikâyelerde ‎cadılar, vampirler, kurt adamlar, mumyalar ve hayaletler olarak belirir.‎

‎18. Yüzyılda gotik kurgu(Edgar Allan Poe):‎ ‎18. yüzyıl Gotik korkusu, Horace Walpole'un 1764 yılında yayımladığı  (Türkçe: Otranto Kalesi) adındaki ‎eseri ile cevap verdi. Bu eser, o güne kadar yayımlanmış eserler ‎arasında gerçekçilikten ziyade doğaüstü öğelere yer veren ilk eser oldu. Gotik korku romanının bu ilk ‎örneği, ardından gelen William Beckford'ın 1786 tarihli Vathek, 1794 tarihli The Mysteries of ‎Udolpho, Ann Radcliffe'in 1796 tarihli The Italian ve Matthew Lewis'in 1797 tarihli The Monk romanlarına ‎ilham kaynağı oldu. Bu dönemde yayımlanan korku kurgu eserlerinin büyük bir çoğunluğu kadın yazarlar ‎tarafından yazıldı ve kadın okurlara pazarlandı. ‎

‎19. Yüzyılda korku: Günümüz film ve sinema endüstrisindeki karakterlere ve çalışmalara ilham vermeye ‎devam eden ilk eserler arasında, Mary Shelley'nin 1818 tarihli Frankenstein isimli eseri, Edgar Allan ‎Poe, Sheridan Le Fanu, Robert Louis Stevenson, Oscar Wilde'nin çalışmaları ve Bram Stoker'ın 1897 tarihli Drakula isimli eseri yer alır. Tüm bu romanlar ve ‎novellalar, günümüz sahne ve sinema eserlerinin ilham aldığı kalıcı eser ve yazarlardır.

‎20. Yüzyılda korku: 20. yüzyılın başlarında ucuz süreli yayınların çoğalması, korku eserlerinin sayısında ‎bir patlamaya yol açtı. Kurgular, genellikle delilik ve zalimlik gibi konularda yoğunlaştı.  ‎

‎Sinemanın erken örnekleri, korku edebiyatından oldukça faydalandı. ‎

Modern korku kurgu: Günümüzün en popüler korku yazarlarından birisi, Carrie, Medyum, O, Sadist ve diğer pek çok romanın ‎yazarı Stephen King'dir. Diğer popüler modern korku yazarları arasında Brian Lumley, James ‎Herbert, Dean Koontz, Clive Barker, Ramsey Campbell ve Peter Straub yer alır.‎

 

[1] Yaşar Kemal: Tek Kanatlı Bir Kuş, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 5.Baskı, 2015,72 s.‎

[2] Vikipedi, özgür ansiklopedi

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim