- BIST 77.689
- Altın 128,066
- Dolar 2,9818
- Euro 3,3054
- Adana : 36 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 30 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
İnsanı kaybettim, insan nerede?

Sedat MEMİLİ / Yazar
Bir ülkede herkes despot ise o ülkede hiç kimse despot değildir…
Bir ülkede herkes ahlaksız ise hiç kimse ahlaksız değildir.
Ortak kabul edilen hiçbir şey yalan değildir.
Bir şeyin yalan olması için onun gerçekle yüzleşmesi gerekir; gerçekle yüzleşmek için ise o şeyin gerçek ile yüzleşmesini istemek gereklidir.
Herkesi mutlu eden bir yalanı kim gerçekle yüzleştirmek ister ki…
Bu insan anlayışının gerçeklere yabancılaşması demektir.
İnsanların değerlere yabancılaşması toplumları içten çürüten bir kanserdir.
Yabancılaşma, bir anlamda uzaklaşmadır.
Şimdi size yabancılaşma ve bürokrasi üzerine yazılmış görüşü paylaşmak istiyorum.
Alman düşünür ve sosyolog Max Weber:
“Modern devlet ve bürokrasi bir karınca yuvası ya da arı kovanı gibidir.
Yetkisi son derecede sınırlı küçücük “böcek-memurlar” gözlerini kaparlar ve vazifelerini yaparlar. Zekâ yerini “kolektif zekâya” bırakır. Vicdan toz zerrecikleri gibi atomize vaziyettedir. Ahlâkî endişe taşımayan böceklerin işlettiği kocaman bir sistem… Böyle bir sitem içinde meselâ bir soykırım yapmak çok kolaydır. Bu diğer “teknik” işler gibi küçük parçalara bölündüğünde artık kimsenin hiç bir şeyden sorumlu tutulamayacağı kesindir. Özetle “modern devlet” sahip olduğu teknik-bürokratik yapı sayesinde yukarıdan verilen emir ile o emiri icra eden memur arasına bir mesafe koymuştur.
Emirlerin ahlâken hatalı/kirli/kusurlu olması memur için bir endişe kaynağı olamaz.
Zaten memur da “teknik” sebeplerle kendi eylemleri ile o eylemlerin ahlâkî sonuçları arasına mesafe koyar. Bir soykırım emrini telgrafla başka bir büroya iletmek kadar masum(!) bir işin neresi “kötü” olabilir ki zaten?
Bürokrasi bu bağlamda devlet kaynaklı şiddeti kamufle eden bir yapıdır. Eski tiranların şiddetini taşıyan unsurlar onların askerleri, zindanları, zincirleriydi. Modern devlette ise bu şiddetin taşıyıcısı bürokrasiydi; renksiz ve kokusuz:
“[…]şahsa/hanedana biat etmeye dayanan feodal düzenlerdekinin tersine modern devlet makinası, tıpkı endüstriyel bir makine ya da bir fabrika gibi kişisellikten arınmıştır. Bürokratik bir mekanizma onu denetlemesini bilen herkesin elinde kolaylıkla çalışabilir. Düşman bir ülkeyi işgal ettikten sonra rasyonel düzene sahip bir memurlar sistemi pürüzsüz işlemeye devam edebilir. Müdürlerin değiştirilmesi yeterlidir. Kalan memur ordusu çalışmaya devam edecektir. Zira bu herkesin çıkarınadır, en başta da düşmanın.”
Bu kadar ahlaksızlık, vahşet, tecavüz, çocuk tacizi, kadın şiddeti, aç gözlülük, şaşkınlık…
Sorumlusu kim? Hiç kimse.
Çünkü hepimiz biraz bu çürümüşlüğün parçasıyız.
Ne demiştim? İnsanı arıyorum…
Sistemin çarkları arasında ezilmeden, başkalaşmadan, değerlere, topluma ve kendine yabancılaşmayan insanı arıyorum.
Nerede?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












