- BIST 77.779
- Altın 127,998
- Dolar 2,9850
- Euro 3,3066
- Adana : 28 °C
- İzmir : 25 °C
- Ankara : 21 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
İnsanlığın tapınağı

Sedat MEMİLİ / Yazar
“Dokunma kalbime zira çok incedir kırılır
O tıpkı mabede benzer ki orda hıçkırılır...”
İnsanlık tarihinin değişmeyen tek mabedi “kalp”tir.
Birçok mabet, gününde insanlığı peşinden sürüklemiş ve umutlarının karşılığı olmuştur.
Çöllerde varlığını haykıran piramitlerden, erişilmesi zor dağların doruklarındaki tapınaklara kadar...
Birçok mabet, önceleri olmadığı için sonraları da olmayacaktır.
Tapınılan tanrıların birçoğu şimdi müzelerde tarihi eser olarak ziyaret edilmektedir.
Uğruna imparatorluklar yıkılan, katliamlar yapılan tanrılar şimdi, ruhumuzda mistik duygular bırakan birer tarihi eserdir.
Onlar artık müzelerin demirbaş defterinde kayıtlı birer eser olarak izlenmeyi bekliyor.
Haldia’lar geçti bu dünyadan, İsis’ler, Osiris’ler, Marduk’lar...
Poseydon’lar okyanuslardan esti geçti; Zeus’lar insana ait tüm nitelikleri ile mitolojinin doruklarında kaldı.
O zaman da insanda kalp vardı.
O zaman da insanlar kendi çocuklarını görünce sevgiyle baktılar, sevgilinin karşısında yürekleri çarptı.
Dünyanın egemeni tanrılar ve yeryüzündeki tapınaklarıydı.
Kalp kendi halinde çarpar dururdu.
Birçok kalbin atışı tanrılar ve tapınaklar yüzünden durduruldu.
Ama bir kalbin sevgiyle atışını hiçbir güç durduramadı. Bu atışı durdurmanın tek yolu kalbin öldürülmesiydi.
Tanrılar, kalpten önce öldü.
Artık hiç kimse, Telepunis’e tapınmıyor; ama kalpler yine sevgiyle çarpıyor.
Hiç kimse Ahuramazda ya da Ehriman için yer altı tapınaklarına inmiyor; ama o doğal güzelliklerde insanlar, kalplerindeki coşkuyla birbirlerine sevgiyle bakıyor.
“Dokunma kalbime...”
Bahar ve ardından yaz geliyor.
Kurumuş dalların direnerek uyanmasından anlaşılıyor zaten.
Bahçemde adını bile bilmediğim bir ağacın ucunda patlamış olan yaşam sevincini görünce hangi kalp duyarsız kalabilir. Ama hiçbir manastır duvarının haberi yoktur bu olaydan.
İguanaları gördüm, nane ekili bahçenin ısınan toprağında; arkasında koşan bir kedi. Orada bir yaşamın son buluşu ile başka bir yaşamın besin kaynağına dönüşecek.
Tapınakların duvarları da, bahçe duvarı ile aynı malzemedendir.
Birinde bahar coşkusu, diğerinde tanrı korkusu; ikisi için de kalbe ihtiyaç var.
Tapınak taşlarına yüklenen mistik anlamlar, kalpleri terbiye etmek içindir; bahçe duvarlarının taşlarına yüklenen anlam ise kalbin yaşam sevinciyle dolmasıdır.
Kalbi erdemli kılan aşkı unutmuş bir toplum, yaşam sevinçlerini kendi eliyle yok etmiştir. Mitolojik tanrıların bile aşk ve yazgı karşısında çaresiz kalmaları boşuna değildir.
Soluk almak yaşamdır; aşk ise bu soluğa verilen anlamdır.
Çevremiz, kalbe ve kalbin düşmanlarıyla çevrili…
Ama kalbin yaşam sevincini öldürecek bir güç gelmemiştir kâinata…
Bahar ve ardından yaz… .
“...zira çok incedir kırılır/O tıpkı mabede benzer ki orada hıçkırılır...”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












