• BIST 77.779
  • Altın 128,053
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 28 °C
  • Ankara : 25 °C

İnsanlığın utancı: Struma olayı

30.09.2015 06:00
İnsanlığın utancı: Struma olayı
Sedat Memili özel

Haksızlıkları olağan görmekten daha büyük bir vahşet yoktur.

Ölümlerini, gözyaşlarını, yıkımları ve insanlık dramlarına alışmak, olağan saymak insanlığın düşebileceği en büyük felaketlerden biridir.

Ayrıca, “irade teslimiyeti” ve “çaresizliği ile yüzleşmek…”

İnsanlık kötülüğe karşı zafer kazanmak için değil, mağlubiyete alışmak için eğitiliyor gibi görünüyor.

Oysa kötülük yenmek ve onu yok etmek içindir; onun karşısında ezilmek ve ezilmeyi alışkanlık haline getirmek için değil.

Son günlerde insanlık, Suriyeli Mültecilerin dramlarını bir film seyreder gibi izliyor.

Yazılı ve görsel medyada gördüğümüz toplu ölümleri neredeyse yaşamın bir parçasıymış gibi kanıksamaya başladık. Sanki yerinden yurdundan kopanlar can değil, onlar çocuk, onlar kadın, onlar insan değil…

Bir eşya, bir nesne gibi izliyoruz.

“Ölenlerin 17’sinin makine dairesinde kitli olduğu anlaşılmıştır…”

“Sahile vuran cesetlerin 21 olduğu anlaşıldı…”

“Tanık ifadelerine göre 16 kişinin denizde kaybolduğu…”

Ben ki matematik ve aritmetik aşığı neredeyse, sayılardan ve rakamlardan nefret etmeye başladım.

Bir hayvan vahşetinin sınırı vardır. Hatta hayvanın doğal yaşamına “vahşet” dahi demek yanlıştır.

Ama, insan vahşetinin sınırı yoktur.

Tarihin her döneminde siyasi çıkarlar için kurban edilmiş mülteciler olmuştur. Onlarca binlerce insanlığın bu vahşi yüzü ortaya çıkmıştır. Ama bir tanesi var ki asla unutulmamalıdır; Struma Olayı.

Türkiye’nin yakın tarihi ile ilgili çok kitap karıştırdım.

Bazı kitaplarda Struma Gemisi’nden söz edilmediği gibi söz edenlerde öylesine geçiştirmişlerdir.

Takvimler Miladi 24 Şubat 1942’yi gösterdiğinde, İstanbul ve Dünya yeni bir sabaha uyanmıştı.  Karadeniz’in sabah aydınlığı nazlıdır. Önce sisler arasında kendini belli eder… Sonra sisler ile aydınlığın dansı izlenir. Sisler dağıldıkça, açıklarda 72 gündür içinde 766 insanın olduğu bir geminin silueti ortaya çıkmaya başlar. Bu siluetin bir gemi eğil, bir tabut olduğu saat 9.00 sıralarında anlaşılacaktı.

Evet, gemide bulunan 766 insana tabut olan Struma Gemisi  “Struma, hüzünlü görüntüsüyle Karadeniz açıklarında bekliyor. Kapkara, paslı, metalik geminin üzerinde çöküntü halinde, bükülmüş insan gölgeleri göze çarpıyor.

Ressam Salvador Dali’ye, hüznün resmini çiz dense, işte çaresiz hüzün. Küçücük çocuklar, yaşlı insanlar… Kara gölgelere dönüşmüşler. Koca dünya 3 aydır ağlaşan aç susuz insanlara çare olamıyor… Bir caninin elinden kurtulmaya çalışan insanlar dünyanın acımasızlığına terk ediliyor.

Struma Gemisi sabah saatlerinde dehşet bir gürültüyle patlıyor. İnsanların bedeni cesede dönüşüyor. Ceset parçaları koca denizi bir anda kırmızıya boğuyor. Gemi darmadağın oluyor. Dünya rahatlıyor. Çünkü artık kendilerinden yardım isteyecek kimsecikler yok. 766 insan denizin soğuk derinliklerinde gözden kayboluyor. Bu arada insanlık vicdanı da… (*)

 

KİMDİ BUNLAR?

 

2. Paylaşım Savaşı Sırası’nda hileli seçimle iktidara gelmiş olan Hitler, ülkeleri işgal edip Yahudiler başta olmak üzere, komünistler, sosyalistler ve sosyal demokratları –kendi deyimiyle-  temizlik hareketlerine girişir.

Romanya’da bu kıyımdan kendine düşen payı alacaktır. Romanya’dan kaçmak isteyen 770 kişilik bir Yahudi Grubu, Struma Gemisi anlaştılar. Sahte reklamlar ve bilgilerle gemiyi yeterli zanneden Yahudiler büyük paralarla gemiyi kiraladılar. Gemi onları yeni kurulacak devlet olan Filistin’e götürecekti. Oysa bilgiler yanlıştı gemi 46 metre boyunda sadece 200 kişi kapasiteliydi.

Kaçaklar, gemiye bindiklerinde iş işten geçmişti.

Gemi İstanbul Boğazı’ndan geçmek üzere yola çıktı. Yolcuların vizesi yoktu; ama gemi sahibi Pandelis, yolcuları kandırmıştı: “Sizden önce Trenle İstanbul’a gidip vizenizi aldım” demişti. Günde bir kez ve birkaç parça bisküvi ile idare ediyorlardı. Sıkıntıya katlanıyorlardı çünkü, kendilerine vaat edilmiş topraklara doğru gidiyorlardı. Orada mutlu bir yaşam onları bekliyordu.

Bir ara gemi arızalandı. Rüzgarın estiği yönde ilerledi. Motor nihayet tamir edildiğinde gemi tekrar rotasını aldı. Günler sonra İstanbul kıyıları görünmüştü. Buradan transit geçilecekti. Ancak geminin motoru Marmara sularında tekrar arızalandı. Tarih 14 Aralık 1941’i gösteriyordu. Gemi üstelik bir deniz mayınının yanında arızalandı.

Struma kıyıda beklerken Naziler “gemide salgın hastalık olduğunu ve bu yüzden karantinaya alınması gerektiği” yalanını yaydı.

İngilizlerin, toprak vaadi ile yola çıkan ve onların politikasına güvenen bu insanlar, dehşetle bir şey fark ettiler. İngilizler onları, yapayalnız, çaresiz, aç ve susuz bırakmışlardı. Sorun insanlık sorunuydu ama olay, İngiltere, Almanya ve Yahudiler arasında geçiyordu. Türkiye  Almanya ile karşı karşıya gelmemek için yolcuları bekletiyor, ancak ekmeğin karne ile verildiği, insanların süpürge tohumunu kavurup karnını doyurduğu zamanlardı. (Babam gözyaşları içinde o günlerde yaşadıklarını anlatırdı) Öyle olmasına rağmen Türk Kızılay’ı gemiye yiyecek ve tıbbi malzeme gönderiyordu.

Hitler, yolcuların kendisine teslim edilmesini istedi ancak Türk Hükümeti makul bir gerekçe ile bunu reddetti. Türkiye’nin bu ret kararı, ruhsuz İngiliz Politikasını uyandırıp harekete geçirdi. Karantinaya alınmış gemi 70 günün sonunda römorklarla Sarayburnu’ndan Kradeniz Sahili’ne doğru çekildi. Yolcular bir çarşafa “Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti… Kurtarın Bizi…” diye yazdılar.

Ama onları Türkiye Cumhuriyeti kurtaramazdı…

Her zaman kimi nerede satacağı belli olmayan İngiliz Politikası kılığındaki şeytanın kemendi boyunlarına geçmişti bile.

Almanlar Yahudileri katlediyor; İngilizler bu katliamı çıkarlarımız için nasıl kullanabiliriz diye çirkin hesap yapıyorlardı. Yahova’nın vaat ettiği “Filistin’de bir Yahudi Devleti”İngilizler eliyle alttan alta beslendi. Anglikan Kilisesi, Yahudi dinsl öğrerisine sahip çıkmıştı… Çünkü Musul ve Kerkük Petrollerine dikilecek bir bekçi gerekiyordu.

Bu bekçiye sahiplik edecekler için 700, 800 hatta binlerce insanın canının ne önemi vardı?

Karadeniz açıklarında içinde 770 can bulunan bir gemi, kendisi hakkında verilecek bir kararı bekliyordu.

Kararı adalet değil, İngiliz çıkarları belirleyecekti.

Arada çok olaylar oldu. Mesela ABD’ye bağlı CIA’nın o zamanki adı olan ’nin o zamanki adı olan OSS Başkanı Türkiye’ye gelerek, gemide bulunan şimdiki adı “Mobil Oil” şirketinin Romanya Genel Müdürü olan Martin Segal ve Ailesinin kurtarılması için Vehbi Koç’aricacı olarak gelmişti. Vehbi Koç ilgilendi Segal ailesi gemiden çıkarıldı.

O zamanın Emniyet Müdürü İhsan Sabri çağlayangil saha sonra anılarında: “O gemiden bazı insanları kurtarmak için müthiş paralar teklif ediliyordu..” diye yazacaktı.

O yıllarda nazi zulmünden kaçan, Romanya, Polonya, Almanya, Avusturya kısaca Avrupada yaşayan Yahudiler Türkiye’deki Boğazlar üzerinde Filistin’e ulaşmaya çalışıyorlardı. Türkler her zaman Yahudilere yardımcı olmuşlardır.

Ancak siyasi nedenlerle İngilizler Struma Gemisi’ndeki Yahudilere sırtlarını dönmüş, Anadolu’da ölüme terk ettikleri Yunanlılar gibi Yahudileri de Karadeniz’de bir gemide terk etmişlerdi.

İşte 24 Şubat 1942 günü (ancak 1970’li yıllarda anlaşılacağı üzere) bir Rus Denizaltısından atılan torpido ile Struma, içindeki yolcularla Karadeniz’in karanlık sularına gömüldü.

Bu vahşet İngiliz Politikasının fotoğrafıydı.

04 Eylül 2015 günü kıyıya vuran bebek de AK Parti’nin Suriye Politikasının fotoğrafı idi.

Şimdi, Ortadoğu’da yaşayan bütün halklar ve bütün mezheplere sesleniyorum…

Emperyalistten dost olmaz… Biz birbirimizin düşmanı değiliz; dostuyuz.

Düşmanımız, bizleri aynı çuvala doldurup, birbirimizin yüzünü tırmalamamızı zevkle seyreden ABD’lilerdir, İngilizlerdir ve maalesef, her zaman sahip çıktığımız İsrail Devleti’dir.

Bu kan ve gözyaşının nedeni, onların bitmez tükenmez ihtirasları ve topraklarımızdaki yeraltı zenginliklerimizdir.

Not: Gemiden Sadece 1 kişi sağ kurtuldu.

Bu yazı Ömer Faruk Reca’nın “Struma Faciası” için yaptığı Senaryo Çalışmasından esinlenerek hazırlanmıştır.

ingiliz-politikasinin-fotografi-ak-partinin-suriye-politikasini-fotografi.gifingilizlere-guvenmek-felakettir.gifinsanligin-olduruldugu-struma-gemisi.gifkurtulus-icin-beklediler-ama-bosuna.gif

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim