• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 28 °C
  • Ankara : 25 °C

İranlı bir yetkili Ömer Çelik’e hesap sordu

24.03.2014 14:40
İranlı bir yetkili Ömer Çelik’e hesap sordu
Mehmet Baransu gündemi değiştirecek açıklamaları Adana Medya’ya yaptı:

Akdeniz Televzyonu tarafından düzenlenen geleneksel gecede Yılın Gazetecisi ödülünü alan Mehmet Baransu Adana Medya Gazetesi’ni ziyaret ederek İmtiyaz Sahibi Taner Talaş’a özel açıklamalarda bulundu. Ülke gündemine dair görüşlerini dile getiren ünlü gazeteci Mehmet Baransu Balyoz Darbe Planı’ndan 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet olaylarına, telefon dinlemelerinden Fethullah Gülen cemaatine kadar konularda bilinmeyenlere açıklık getirdi.

 

TANER TALAŞ: MİT Hakan Fidan’ın yönetiminde değil mi sizce? İran’cılar sizce devleti ele geçirdiler mi? İran’ın nüfuz sahası Türkiye’yi kapsadı mı?

MEHMET BARANSU: Bence değil. MİT İrancı ekibin yönetiminde. Ben İmam Hatip mezunuyum. Erzurum’da okudum. Benim okuduğum dönemde İran’ın konsolosluğu vardı. Ben İran’ın nasıl çalıştığını, okullarda nasıl eleman değiştirdiğini çok iyi bilirim. Ömer Çelik sizin milletvekiliniz değil mi? Ömer Çelik, İran’lı bir üst düzey yetkiliyle yaptığı görüşmeyi bence anlatsın. O da şudur. Çok yakın bir tarihte. İranlı yetkili Ömer Çelik’e diyor ki kardeşim eskiden İran’daki kitapların tercümesi çok daha fazla yapılıyordu. Şimdi hiç yapılmıyor. Niye diyor. Hesap soruyor Ömer Çelik’ten. Bir ülkenin Bakanından hesap soruyor. Ömer Çelik de efendim diyor. Daha önce çeviri yapanların hepsi bürokraside üst düzey görevdeler. Çeviriyi şu an yapamazlar. Yaparlarsa ortaya çıkar. Budur. İran yıllarca bu ülkede bir devşirme operasyonu yaptı ve maalesef o insanların çoğu şu an bürokraside. Milli Görüş geleneğinin içine sızdılar. Ve devleti de parmağında oynatıyorlar. İran’la Cumhuriyet tarihinde yapılan anlaşmaların sayısına bakın, bir de Ak Parti döneminde yapılan anlaşmaların sayısına bakın on katı olduğunu görürsünüz. İran gazı Türkiye’ye kaça geliyor? 450 dolara. Resmi rakam kaç? 200 doların üstünde. Peki, bu aradaki yaklaşık 250 dolar parayı kim alıyor. 29 Yaşındaki bir adamın önüne bakanlar niye yatıyor. Bu paranın boyutu kaç? Sadece altın değil bu. Kaldı ki altın ticareti de yapılmıyor. Sahte işler yapılıyor. Bu paranın büyüklüğü ne ki bir tane adam koca devleti parmağında oynattı. Bunlar bir gün ortaya çıkacak. Ve bana, Tekirdağ’daki mitingte, Çorlu’daki mitingte  vatan haini diyen Başbakan ve Bakanlar kurulu sonrası açıklama yapan hakimlere savcılara seslenen tutuklayın, gereğini yapın diyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bu ülke kimin vatan haini olduğunu görecek. Ve bana vatan haini ilk diyen Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’tı ve Genel Kurmay Başkanıydı. Ve ben ona o gün posta koydum. Ve sen benim bir dedemin tırnağı edemezsin dedim. Yaşar Büyükanıt’a. Bu adam ben bu lafı dediğim zaman Genel Kurmay Başkanıydı. Öyle emekli olduktan sonra söylemedim. Ve daha askerliğini yapmamış bir adam olarak söyledim. Yarın öbürsü gün asker olacaktım ve daha sonradan da oldum. Sıkıntı çektim. İşkence gördüm. İlker Paşanın döneminde gittim askere. Benim dedelerim, herkesin çok övdüğü Hamidiye Alaylarının kurucusudur. Bu ülkede milli mücadele başladığı dönemde Doğu cephesi emniyetli olduğu için Atatürk bu ülkede Erzurum ve Sivas kongrelerin yapabildi ve milli mücadeleye başlayabildi. Orada Ermenilerle ve Ruslarla savaşan aile biziz. 77 tane şehidimiz var. Ve bizim bütün kayıtlarımız Genel Kurmayda tutuldu. 14 öte 1600 yılına kadar dedelerimizin hepsini biliriz. Asker oldukları için vergi verdikleri için kayıtlıdır. Yaşar Paşa gibi bir Yahudi dönmesi, benim bir dedemin tırnağı edemez.

 

TANER TALAŞ: Efkan Ala’nın ses kaydı ortada. Evinizin kapısını kırmak istiyor. Kanunsuz bir şekilde, savcı izni olmadan sizi evinizden almak istiyor. Mehmet Baransu bundan irkildi mi? kocaman devletin İç İşleri Bakanı sizi tehdit ediyor? Mehmet Baransu bundan korktu mu?

MEHMET BARANSU: Yok hiç korkmadım. Hatta eğlendim. O gün de eğlendim. Ses kaydı çıkınca çok da rahatladım. Geçmişte beni asker de tutuklamak istedi. Kafes eylem planı yazdığım zaman. Genel Kurmay resmi yazısıyla Mehmet Baransu hakkında etkili yeteri cazi işlem yapılmasını istedi. Savcı mahkemeye sev ketti. Mahkeme serbest bıraktı. 2009 ya da 2010’du şu an tam hatırlamıyorum yılını. O zamanki Adalet Bakanı, şu an Ak Parti Hatay Belediye Başkan Adayı Sadullah Ergin. Sadullah Bey de şaşırdı. Nasıl olur böyle bir şey diye. Biz mahkemeye gittik. Hakim de güldü tabi ki serbest kaldım. Askere hakaretten davalar açıldı hepsinden berat ettim. Bunlarda da korkmadım. Uludere gerçeğin yazdığım zamanda Başbakan beni böcek möcek diye hedef aldı. Ben de eli silah tutandan korkmadım. Kasımpaşalı Recep Tayyip Erdoğan’dan mı korkacağım dedim. Sonra da özür diledim. Millet bunu yanlış algıladı. Kasımpaşalı lafını millet, göbeğini kaşıyan adam gibi algıladığı için özür diledim. Yoksa o özür dilediğim yazım da Başbakan’ı çok sert eleştirdim. O yüzden Efkan Ala’dan ondan, bundan korkmuyorum. İnançlı bir insanım ben. Hiçbir dönemde korkmadım. Tabi ki çocuk, aile başka şeylerde endişeniz oluyor ama korkum hiç olmadı. Bu dönemde de korkum falan hiç olmadı. Allah’ın takdir ettiği şey olur. Kaderimizde ne varsa o olur. Tabi ki tedbirlerimizi alıyoruz. Konferanslarda da bazen bu sorular soruluyor. Korkmuyor musunuz? Sizin arkanızda kim var? diyorlar. Ben Allah var dediğim zaman ağzını şöyle bir eğiyorlar. İnanmıyor gibi. Ben onlara şunu söylüyorum. Bence imanınızı sorgulayın. Allah inancınızı sorgulayın. Allah’a güvenmediklerini görüyorum. Şu örneği veriyorum. Bir arena da düşünün.  Ortasına beni koymuşlar.  Etrafında tüm dünyadan insanlar var. Ve ellerinde silahlar var, tank var, her şey var. Ve bir emir geliyor ve ateş edin ve Mehmet Baransu’yu öldürün. Ben ortadayım.  Kurtulma şansım herhalde yüzde sıfırdır. Aynı anda milyarlarca insan tetiğe basıyor ve beni hedef almışlar. Benim Allah’a inancım öyle bir şey ki.  Allah’ın o bir kurşunu bana değdirmeyeceğine inancım var. Buna insanların bazıları inanır, bazıları inanmaz. Öteki tarafta inançlı insanlarla görüşürüz. Arkamda kim var, kim yok. Onu hep beraber görürüz. Efkan Ala kim ki Efkan Ala’dan korkayım.

TANER TALAŞ: Tehdit var mı. Resmi, gayri resmi; direk  endirek tehdit  geliyor mu?

MEHMET BARANSU: Tehdit var tabi ki. Her dönemde oldu. bu dönemde de var. Zaman zaman devlet de söylüyor. Daha dikkatli davranıyoruz. Bir tedbir uyguluyoruz. Ama her ne kadar uygularsanız uygulayın, insan kafasına bir şey takmışsa onu yapar. Allah böyle bir şeyle karşılaştırmasın.

TANER TALAŞ: Mehmet Baransu Türk demokrasi tarihine geçmiş bir adam. Ak Parti’yle ilgili kurulduğu günden bu yana övgülü yazılarınız var. Mehmet Baransu’nun özelinde size işte cemaat yakıştırması yapılıyor. Mehmet Baransu’ya ne oldu ki Ak Parti’yle ittifakımız bitmiştir. Ak Parti raydan çıkmıştır dediniz? Ne oldu da Ak Parti’den elinizi çektiniz. Ak Parti’yi artık makul bir yapı olarak görmüyorsunuz.

MEHMET BARANSU:  2010 yılı Haziran’ından sonra ben Ak Parti’yi yavaş yavaş eleştirmeye başladım. Eleştirmemin temel nedenlerinden biri referandum. Referandum sürecinde ben son üç ay haftanın 5 günü İstanbul’da her gece konferansa gittim. Cumartesi pazarları da sabahleyin 5’te kalkıp uçağa binip başka bir ile gidip konferanslar veriyordum. Bu kadar önemsediğim bir şeydi. Yeni Anayasa yapılacak. Türkiye demokratikleşecek. Hesap verilebilir bir ülke haline gelecekti. Ak Parti ayak diremeye başladı. İnsanlar yüzde 58 oy verdiler. Ak Parti yeni Anayasa yapmıyor. Bunu istemiyor. Ankara’ya gidiyoruz. Bakanlarla görüşüyoruz. Başbakan’ın çevresinde bir isteksizlik var. Yapmıyor; ayak diretiyor. Bunu eleştirmeye başladım yavaş yavaş. Bir de Ankara’ya o dönemde çok sık gitmeye başladım. O dönemde askerin de siyasette etki alanı düşünce. Bana çok değişik iddialar geliyordu. Yolsuzluk iddiaları. Başka iddialar falan. Çok da konduramıyordum. Bazı duyduğumuz şeyler vardı. Yolsuzluğun kurumsallaştığı gibi şeyler geliyordu. O eleştirilerimi yaptım. Kürt meselesinde eleştirilerimi yaptım. Ak Parti Hükümeti’nin çok yanlış işler yaptığını düşünüyordum Kürt meselesiyle ilgili. Özellikle barış süreci ile ilgili eleştirilerim oldu. Bir plansız programsız, tamamen Abdullah Öcalan’ın istekleri doğrultusunda giden bir yapılanma vardı. MİT’i eleştirdim. Çünkü MİT’in çok hukuksuz işleri vardı. Onları yazmaya başladım. Onları gördükçe yazdım. Bunlar yavaş yavaş ben de yol ayrımına neden oldu. Büyük kırılma da Uludere’de yaşandı. Uludere gerçeğini yazdığım zaman MİT üzerime geldi. Beni takip etmeye başladı. Komplo kurmaya başladı. Bunların hepsi de Başbakan’ın bilgisi dahlinde oldu. O dönem kavgayı daha büyük boyutlara taşıdık. Hatta o dönemden önce Usta gemin su almaya başladı eleştirilerini yaptım. İhale yasalarını değiştiriyorlar. İhaleye fesat cezasını 12 yıldan 2 yıla indirdiler. Eğer bir şeyi indiriyorsanız korktuğunuz bir şeyler var. Hepsini yazdım ve eleştirmeye başladım. Yazımın başlığı Usta Gömleğin Kirlendi dedim. O yazımda ya da Gemin Su Almaya Başlıyor yazımın ikisinden birinde açıkça benim ailemden 17 kişinin oy verdiğini ve bir daha vermeyeceğini söyledim. Aslında bugünleri gördüm. Ama inanın bunu çok samimi itiraf ediyorum. Ben hırsızlığın bu kadar büyük olduğunu tahmin etmiyordum. Sistematik, kurumsallaştığını ülkenin yönetimindeki tepedeki insanların da bu işin içerisinde olduğunu, bu kadar olduğunu bilmiyordum.

TANER TALAŞ: Başbakan’ın içinde olduğunu hiç hissettiniz mi? Çevresi hırsızlık yapabilir, yanlış yapabilir ama Başbakan’ın yapabileceğini hiç düşündünüz mü?

MEHMET BARANSU: Evet düşünüyordum daha önce ama bu kadar olduğunu bilmiyordum. Kendisinin de bazı hatalı işler yaptığını düşünüyordum. Hırsızlık noktasında bazı iddialar geliyordu ama. Hep amalarım vardı. Her halde yapmaz falan diye düşünüyordum. Benim için en büyük hayal kırıklığı şuydu. 17 Aralık ve 24 Aralık’tan sonra Başbakan’la oğlunun ses kaydı beni bitirdi. Şu anlamda bitirdi. Hepimiz babayız. Her baba kötü iş de yapabilir. Hırsızlıkta yapabilir, başka şey de yapabilir. Bir Anne kötü iş de yapabilir ama. Bunu evladından saklar, evladının yapmamasını ister. Ama biz orada gördük ki ailece, bakın ailece bu lafı özellikle söylüyorum. Ses kaydında işte o kız gelecek. Sümeyye gelecek. Öteki gelecek bu gelecek. Montaj olduğuna inanmıyorum. Net. Zaten ham hali yayınlandı ve hodri meydan dediler. Ses kaydını yayınlayanlar. Dünyanın herhangi bir stüdyosunda inceleyebilirsiniz dediler. Bu kadar net. Arkadan ses geliyor. Eşinin sesi geliyor. Burak’ta da var. Ötekinde de var. Ailece kirli bir şey var. Sıfırlanan paralar var. Ve ailenin tümünün haberi var. Gizli bölmeler evde. Para, evraklar yakmalar imha etmeler gibi. Bu benim şok olduğum andır. Kırılmanın temel nedeni sadece bu. Cemaatle Ak Parti kavga etti. O yüzden Mehmet Baransu da tavır değiştirdi diyenler olabilir. Hayır. Ben Ak Parti’yle 2 sene önce yol ayrımına girdim. Yazdığım yazılarım ortada. Anayasa ile ilgili yazdığım yazılar ortada. Hatta cemaatçiler beni fitne çıkartmakla itham ediyorlardı. Ekrem Dumanlı’yla da yazı anlamında kavgalarım oldu. Birbirimizi eleştirdik. Netice itibariyle binlerce mail var bende şu anda cemaatçilerin attığı. “Abi o gün inanmadık, ama sen doğru söylüyormuşsun diye. Hatta Fethullah Gülen’in 17 Aralık’tan önce dershaneler meselesi çıkınca bazı açıklamaları vardı. Her hafta üç dört kere açıklama yapılıyordu. İktidarı eleştiriyordu, isim vererek ya da vermeyerek. O zaman şunu söyledim. Alın işte Hoca’nız söylüyor. Benim söylediklerimden daha fazlasını söylüyor. Ben cemaatten çok önce Ak Parti ile yollarımı ayırmıştım zaten. Bugün de vicdanım rahat. Ergenekon operasyonunu yazdığım zaman insanlar çok inanmıyordu. 3 sene sonra inanmaya başladılar. Benim haberime karşı askeri savunan insanlar 3 sene sonra askeri eleştirmeye başladılar. Ve benim yazdıklarımın doğru olduğunu itiraf etmeye başladılar. Ak Partiyle ilgili yolsuzluk süreci ile ilgili aynı şey olacak. Ben öyle görüyorum. Yavaş yavaş kırılma olacak. Öyle bir anda kırılma yaşanmaz. Yavaş yavaş gerçekleri görecekler.

TANER TALAŞ: Özellikle sizin ortaya çıkardığınız belgeler nezdinde açılan davalar nedeniyle yüzlerce aile zor durumda kaldı. Tutuklananlar oldu. Daha sonra da hükümet çıktı kumpas kuruldu denildi. Geriye dönüp baktığınızda tutuklanan, subaylara, generallere, bir haksızlık bir hukuksuzluk yaptığınız kanaatinin zerresi var mı? Bunlara karşı bir vicdani mesuliyet yaşadınız mı?

MEHMET BARANSU: Yazdığım hiçbir yazımda hiç kimseyi hedef almadım. Bilgi ve kanaatim olduğu için yazdım. Elimde belge olduğu için yazdım. Benim dışımda savcıların bizatihi yaptığı operasyonlar oldu. Balyozun belgelerini ben verdim. Benim vermediğim belgelerden de tutuklanan insanlar oldu. Sanki onları ben yapmışım gibi bir algılama oldu. Bir kere gazeteci yargılama mekanı değil. Savcı değil, hakim değil. Kararı ben vermiyorum. Ama Balyoz gerçek mi, sapına kadar gerçek. Sonuna kadar gerçek. O dönemi ben yaşadım. Askerle aram iyidir. Tanıdıklarım vardır. Ne yapıldığını çok iyi biliyorum. Sonradan Balyoz’u hiç kabul etmeyen İsmet Berkan’ın kitabı çıktı. O dönem darbe planı olduğunu kabul ettiği belgeleri çıktı. Herkes her şeyi biliyor; o dönem neler yaşandı. Ergenekon’un neler yaptığını biliyor. O operasyonu nasıl yaptığını biliyor. Ortada bir kumpas falan yok. O dediğiniz ailelerle de zaman zaman görüştüm. Evlerine gittim. Hatta onları da yazdım. Şunu hep savundum. Bence tutuksuz yargılama sistemi olmalı Türkiye’de. Israrla yazdım. Ama bizdeki yargı sistemi biraz daha farklı. Bugün bir katil de hapse girdiği zaman aileleri mağdur oluyor. Maalesef en fazla mağdur olan aileler oluyor. Suçu işleyen değil. Suçu işleyen netice itibariyle gidiyor yatıyor cezaevinde. En fazla çocuklar, kadınlar, aileler mağdur oluyor. Sadece şunu söyleyebilirim. Balyoz kararları açıklandığı gün Balçiçek Pamir’in programına katıldım. Orada Balçiçek şunu söyledi. Bir yandan kararlar açıklanıyor, bir yandan da canlı yayın veriyor. Mehmet Bey herkes alıyor, aileler ağlıyor dedi. Ben şöyle bir şey söylemiştim. Bugün eğer onlar ağlamasaydı, darbe olacaktı. Milyonlarca insanın annesi, aileler ağlayacaktı. Ses kayıtları ortada 350 bin kişiyi statlara koy, yargıla bunları hapse at. Onu tutukla, şu belediye başkanını tutukla. Öteki imam hatipliyi tutukla. Bunlar kayıtlarda var. Vicdanen rahatım çünkü yazdıklarımın hepsi doğru.

TANER TALAŞ: Dünyada bir gerçek var: 2 dönemden sonra Başbakanlık yapmamak gerekiyor. Tayyip Erdoğan birinci ve ikinci dönem de sizin de beğendiğiniz bir isimdi. Şimdi statüko sendromuna mı girdiler?

MEHMET BARANSU: Güç, iktidar uzun süre elinizde kaldığı sürece öfkeleniyorsunuz. Gücü hep elinizde bulundurmaya çalışıyorsunuz. Güç aslında zehirli bal gibi bir şey. Ve o zehirli bal her gün sizi kemiriyor. Aslında o zehirli balın esiri haline geliyorsunuz. O zehirli baldan kaçmak gerekir. Şöhret de böyle bir şey. Bence ona yakalandılar. Başbakan’ın danışman kadrosu yakın çevresi, Türkiye’yi yöneten kadro hepsi öyle. Türkiye Meclis’ten ya da hükümetler tarafından yönetilmiyor. Türkiye’yi yedi sekiz tane insan yönetiyor. Başbakan, Hakan Fidan, Yalçın Akdoğan, Başbakan danışmanları bildiğimiz yedi sekiz tane isim. Efkan Ala. Bunların da ne kadar çapının oldukları artık ses kayıtlarında ortaya çıktı. Çocuğunun parasını ödeyen; ona buna hukuksuz emirler yağdıran. Anayasa’yı tanımayan savcı hukuk bilmeyen bir anlayıştalar. Yiğit Bulut’un, Mehmet Metiner’in, ötekinin berikinin temsil edildiği bir hükümetten bahsediyoruz. Ak Parti vatandaşın kendisine verdiği görevin farkına varamadı. Vatandaş kendisine bu kadar desteği Türkiye demokratikleşsin diye verdi. Muhafazakar, dindar bir nesil yetişsin diye verdi. Halk iktidara gelsin diye verdi. Ama maalesef bildik, eski hastalıkları Ak Parti’de de gördük. Bir anlamda da iyi oldu. İnsanlar, bir tek insana ya da Parti’ye güvenilmemesi gerektiğini, organizasyonun biraz daha sivilleşmesinin gerektiğini bundan sonra biraz daha öğrenecekler. Sadece Tayyip Erdoğan ya da Hükümet değil de kendilerindeki gücü hissetmeliler. Alttan gelen bir değişim olmalı. Üstten gelen bir değişimle Türkiye değişmez.

 

TANER TALAŞ: 17 Aralık’tan önce de Ak Parti’nin temiz olmadığı yoksuzlukların, usulsüzlüklerin olduğu konuşuluyordu. Neden seçimlere üç beş ay kala 17 Aralık’ta operasyon yapıldı? Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

MEHMET BARANSU: Zamanlamasına bugüne kadar itibar etmedim. O beni ilgilendirmiyor. Vatandaş olarak da gazeteci olarak da beni ilgilendirmiyor. Zamanlamanın manidar olması zamanlamayı yapanla hedefindekileri ilgilendirir. Beni ilgilendirmez. Ben içerikte bir skandal varsa. Paralar sıfırlanıyorsa, ortada bir hırsızlık varsa, ben ona bakarım. Benim bakacağım yer orası. Niye seçime yakın. Bence dosyaların evveliyatına bakmak gerekir. Bu yolsuzluk operasyonlarıyla ilgili dosya MASSAK’a gitmiş mi? Gitmiş. MASSAK rapor hazırlamış mı? Hazırlamış. Peki, Mehmet Şimşek’in haberi var mı? var. Mehmet Şimşek yolsuzluklarla ilgili dosyayı MASSAK’a göndermiş mi göndermiş. Peki, Babacan’ın haberi var mı var. Peki, biz bunları nereden biliyoruz. Yeni Şafak’ın manşetinden biliyoruz. 17 Aralık’tan önce Yeni Şafak bunu yazmış. MİT’in 8 ay önce raporu gerçek mi gerçek. Benim sorum şu: Devlet ne yaptı? MİT ne yaptı? Niye bir işlem yapmadı; bu güne kadar? Ya da Başbakanlık ya da Maliye Bakanlığı niye yapmadı? MASSAK’ın direk soruşturma yetkisi var niye yapmadı? MASSAK sonra dosyayı savcılığa gönderdi. Savcılık da bir örgüt görüyor ve bu örgütün tamamını ortaya çıkartmaya çalışıyor. Ve şok oluyor. Gördüğü örgüt siyasetçisinden.  Başbakan’ın ve 4 bakanın içerisinde olduğu bir örgütlenme. Çok kısa zamanda sürecek bir şey değil. Toplum yanlış soruyor. Doğru soru şu: Sayın Başbakan sizin önünüze iki bakan ve MASSAK rapor getirmesine rağmen niye yapmadınız? İnsanlar eğer siz yapmazsanız savcılığa ihbarda bulunuyorlar. Müfettişlerin raporları kapatılıyor. Müfettişlik müesseseni niye değiştirdi Başbakan. Müfettişlerin raporları eskiden direk savcıya gidiyordu. Şimdi heyet onaylıyor. Heyet değiştirebiliyor raporları. Ondan sonra savcılığa gönderiliyor. Meclis’e gelmeyen Sayıştay raporları nerede? Sayıştay raporları Meclis’ten sonra direk savcılığa gider. Niye savcılığa gitmiyor. Müfettişler işin yapıyor, ortaya çıkartıyor. Ama Hükümet görevini yapmadığı için vatandaşlar da bir ihbarla savcılığa bildiriyor. Müfettişlerin yerinde ben olsam kahrolurum.  Sekiz dokuz ay çalışıyorsunuz bir dosyayı ortaya çıkartıyorsunuz. Amirlerinize veriyorsunuz. Ancak amirleriniz gereğini yapmıyor. Siz olsanız ne yaparsınız.  Bir ihbar mektubu içerisine birkaç tane belge koyarsınız suç duyurusunda bulunursunuz. Çalmasalardı. Niye paraları sıfırlıyorsunuz. O paralar niye kayıtlarda değil. Siz niye vergi veriyorsunuz? Başbakanınız vermiyor. 30 milyon avro. Azıcık para kaldı babacığım diyor Oğlu. Ne kadar kaldı 30 milyon avro kaldı diyor. Bu kara para niye kayıtlarda yok. Halk Bank’tan niye vergi kaçırıyorlar. Zafer Çağlayan’a niye komisyon gidiyor. Altınlarda. Halk Bankası Genel Müdürü’ne niye komisyon veriyor Şeyh Rıza Zerrab. Çünkü Halk Bankası’nın alacağı komisyonu sıfırlıyorlar. Pek Halk Bankası bunların babasının malı mı? Değil. Sen şimdi gidip Halk Bankası’ndan para transfer ettiğin zaman senden o komisyonu alıyor mu? Alıyor. Sorular bunlar olmalı. Maalesef bu ülkede muhalefet olmadığı için bunlar konuşulmuyor. Vergiden çalıyor. Devletin arsasını 10 milyon dolara şahsa devrediyor. Bir bakıyorsunuz bu şahısta genelde bakan çocukları ya da bakan akrabaları oluyor. Ya da Başbakan’ın yakınları oluyor. TOKİ’nin arazisini özel şahıs, 100 milyon dolara satmış. Devlet niye satmıyor. 90 milyon dolar bu ülkenin parası değil mi? O hazine bu ülkenin milletin parası değil mi? Bunlar hiç konuşulmuyor. Zamanlama büyük bir safsatadır. İçerik konuşmak gerekiyor.

TANER TALAŞ: Geçenlerde görevden alınan Savcı Celal Kara, 1 sene sonra görün. Şu an bizi hain ilan ettiler. Ama bu dosyalar kapatılamaz dedi. Aleni kayıtlara giren evrakların, resmi dinlemelerin olduğunu söyledi. Mehmet Baransu dosyaların kapatılacağına mı inanır yoksa ne olursa olsun önümüzdeki yıllarda dosyanın gereği yapılır mı?

 

MEHMET BARANSU: Bence her şey ortaya çıkar. İktidar değişecek, hükümet değişecek. Biz Balyozu ne zaman yargıladık. 10 sene sonra. 28 Şubat’a ne zaman yargılıyoruz. 15-20 sene sonra. Ak Parti’yi yargılamak için, ya da Hükümet’i yargılamak için bu kadar beklemeyiz. Bunların hepsi ortaya çıkacak, çıkacaktır. İmha ettikleri evraklar var. Ama her şeyi imha edemezler. Kaldı ki Başbakan’ın ses kayıtlarında kabul ettikleri şeyler  Yüce Divanda yargılanması için yeterli. Ses kayıtlarında Başbakan’ı yargılayacak en az 60 tane madde bulurum. Üstelik te Başbakan bunları kabul etti. Başbakan Yargıya müdahalesini kabul etti.

TANER TALAŞ: Başbakan seçim meydanlarında cemaati de kastederek bunlar usulsüz dinleme yaptılar diyor. Siz de yasal olmayan bir şekilde kendinizin dinlendiğinizi ortaya koydunuz. Başbakanlıktan izin alınamadığı için o dinlemeyi yapanlar yargılanamıyor. Dinleyenler bir gün yargılanacak mı?

MEHMET BARANSU: Beni izleyenleri de yakalattım. Mahkemeye Başbakan verseydi. Onların kimden emir aldığı, müdürlere kimin emir verdiği, Hakan Fidan’a kimin emir verdiği ortaya çıkacaktı. Yasa dışı bizi dinleyenler eğer mahkemeye gitseydi. O emri Başbakan’dan aldıkları ortaya çıkacaktı. İnternet sitelerinde ses kayıtları çıktı. Başbakan’ın damadının ve oğlunun. Evrak kırpma makinesi istediler. Bunlar Çin mali iyi kırpmıyor diyorlar. Peki siz orada ne olduğunu düşünüyorsunuz. Kayıtlarda dinleme kayıtları vardı. Başbakan’ın elinde bizlerin dinleme kaydı vardı. Başbakan benim için emir veriyor dediğim zaman gülüyordu insanlar. Sen kimsin ki Başbakan seninle uğraşacak. Efkan Ala ses kaydında ne diyor. Konut’tayız diyor. Konut neresi? Başbakanlık. Başbakan’ın konutunda Başbakan o gece çıldırıyor. Ben internetten yolsuzluk belgelerini yayınladığım için. Çünkü medya ellerinde kimse yazamayacağını düşünüyorlar. Sadece yazsa yazsa Mehmet Baransu yazar. Sitesinden yayınlar ya da Taraf Gazetesi’nden yayınlar. Kimse yasadışı dinleme falan demesin. Jandarma beni dinledi. Ben Jandarmayı yargılattım. Beş buçuk altı ay ceza aldılar. Şu anda Yargıtay’da. Bu ülkede polis de dinliyorsa, MİT de dinliyorsa, Genel Kurmay da dinliyorsa, herkes yargılanmalı. Kimsenin imtiyaz hakkı yok. Başbakan’ın da imtiyaz hakkı yok. Benim kadar cesur olsunlar. Dosyaları açıp yargılansınlar. Cemaat dinliyorsa cemaat de yargılanmalı. Net söylüyorum. Cemaat bile birilerinin özel hayatını hukuk dışı olarak dinliyorsa yargılanmalı. Çünkü bizim güvencemiz hukuk. Başbakan önce dürüst olmalı. Önce benim açtırdığım soruşturmada MİT’çileri niye yargılatmadığını açıklamalı. Hakan Fidan’la ne paylaştı onları açıklamalı.

TANER TALAŞ: Mehmet Baransu için Hakan Fidan ne ifade ediyor. Neden Hakan Fidan üzerinde çok duruyorsunuz?

MEHMET BARANSU: Bence İran ajanı. Türkiye Hakan Fidan’ın İran ajanı olduğunu görecek. Türkiye Hakan Fidan’ın çok boş bir adam olduğunu görecek. Bir tane adam atıyorsunuz. MİT’i ele geçirdik diyorsunuz. MİT’in işi şudur istihbaratçı ya da ajan. İşi yalandır zaten. Yalan üzerine, yıllardır master doktora yapmış insanları, bir kişiyle kontrol edeceğinizi düşünüyorsunuz. Hakan Fidan’ı parmağında oynatıyorlar.

TANER TALAŞ: Mehmet Baransu Paralel devletin varlığına inanıyor mu? Devlette paralel yapı var mı? Fethullah Hoca’nın liderliğinde devlet ele geçirilmiş mi? Yargı, polis bunlar millete komplo kuruyor mu?

 

MEHMET BARANSU: Paralel Devlet lafından bizatihi Fethullah Gülen ve cemaati kastediliyor. Fethullah Gülen cemaati ve elemanları ve onu sevenler devlette varlar mı? Evet varlar. Mehmet Baransu paralel. Peki beni dinleyen kim. Başbakan niye beni dinleyenlerin yargılanmasına izin vermedi. Peki benim evimi basacak olanlar hangi paraleller. Hırsızlığı kapatanlar hangi paraleller. İhale yasasını değiştiren hangi paralel yapıydı. İnternet sitemi hukuksuzca kapatan hangi paralel yapıydı. Fethullah Gülen’i hangi paralel yapı dinledi. Ve beni kim takip ettirdi. Hangi paralel yapı beni takip ettirdi. Anayasa’ya rağmen. Peki, Cumhurbaşkanı bu olanlara ne diyor. Bu nasıl bir devlet. Anayasa’yı tanımayan yapıyı nereye koyacağız. 17 Aralık darbedir. Bu külliyen yalandır. Kardeşim. Şunun için yalandır. Bu nasıl bir darbe ki, 15 gün içerisinde 9 bin tane polisin yerini değiştirdin. Yüzlerce savcıyı değiştirdin. Bir yazılı kağıtla birilerinin yerini değiştirme kudretine sahipsen burada darbe olmaz. Kimse sana karşı darbe yapamaz. Yok böyle bir şey. Savcı, hakim sana darbe yapamaz. Darbe diyerek kıvıramazsın yani. Bu paralel yapı külliyen yalan bir şeydir. Efendim, Cemaat kendini saklıyor açık değil. Daha ne kadar açık olsun. Kamu da biri diyecek ki ben Fethullahcıyım bak bakim onu müsteşar, genel müdür yapıyorlar mı? Yukarıya doğru götürüyorlar mı? Bu adamın anaokulları var. Bu adamın ilkokulları var. Bu adamların esnafları var. Bu adamların sanayileri var. Bu adamlar toplumun her dalında varlar. Ve her dalında şeffaflar. Her hafta toplantıları, sohbetleri var. Türkiye’de cemaati bilmeyen çok az insan vardır. Ya da cemaatin toplantılarına gitmeyen çok az insan vardır. Bu nasıl bir yapı ki bu kadar insanı içine alıyor, saklı gizli. Şahinler kanadı var dediler. Başbakan da söyledi. Masumlar kanadı var. O lafı da kaldırdılar. Şimdi hepsi paralel oldu. Yurt dışına gittim. Bir çok ülkeyi gördüm. Bu ülke dünya devleti olamaz. Bu ülke güçlü bir devlet olamaz. Şunun için olamaz. Bu ülkenin kaynakları sınırlı. Doğalgaz yok, petrol yok. O yok bu yok. Bilişim desen hiç yok. Başbakan hep övünüyor. Biz geldiğimizde 23 milyar dolar Hazinede para vardı. Şimdi ise bilmem ne milyar dolar para var diyor. Bunu kaç yılda yaptı. 11 yılda yaptı. Iphone3 ilk çıktığı zaman dünyada 1 hafta 40 milyar dolarlık sipariş aldı. Siz bu yapıyla mücadele edemezsiniz. Ekonominin bu kadar büyük olduğu bir yapıyla mücadele edemezsiniz. Burada bir çok yabancı sermaye var. Türkiye büyük bir devlet şöyle olur. Benim gördüğüm.  Fethullah Gülen’in 167 ülkede okulları var. Yarın öbürsü gün 167 ülke Türkiye ile ortak hareket ederse Fransa Türkiye aleyhine bir şey çıkartabilir mi? Türkiye ancak böyle güçlü bir devlet olacak. Ben Fethullah Gülen cemaatinin özellikle yurt dışında yaptıkları işlere hayrınım. Ve bu nasıl paralel yapı ki savaşta bile okul açıyorlar. Yanında silahı yok koruması yok. Ve diyor ki öldüğüm zaman beni Türkiye’ye götürmeyin burada gömün diyor. Ben Allah adına hicret ettim diyor. Eşimi ve çocuğumu bıraktım diyor. Başbakan’ın Haşhaşi lafını duyunca yüreğim paramparça oldu diyor. Eşimin ve çocuğumun acısından daha fazla acı hissettim diyor. Çocuğun biri camdan düşüyor. Ve koştura koştura gidiyor, kendi çocuğu olduğunu görünce Allah’a iyi ki benim çocuğummuş diyor. Ya başka bir çocuk olsaydı. Biz bunu nasıl anlatırdık diyor. Bu adanmışlık bambaşka bir şey. Bu adanmışlıklara saygı duymak gerekiyor. Ve ben bu adanmışlara saygı duyuyorum. Ben tarihe not düşmedim. Ben sadece işimi yaptım. Gazetecilik yaptım. Bu ülkede birileri işini yapmadığı için, sadece işini yapanlar kahraman oluyor. Cemaatin yurt dışına gidenlerine büyük insan sizsiniz dedim. Ne olur çamura batmayın dedim. Çünkü hayatını tehlikeye atıp bir şey uğruna gidiyorsunuz. O kir pas sizin üzerinize bulaşmasın. Ve şunu dedim ona kafamı sizin ayağınızın altına koyayım. Yeter ki siz çamura bulaşmayın. Ben çamura batayım, ama siz çamura batmayın dedim. Çünkü bu ülkenin bir ümidi o insanlar. Paralel paralel, ben yandaş gazetecileri de tanıyorum, cemaatçi gazetecileri de tanıyorum. Cemaatçi gazetecilerin yüzde 70’i şu anda kirada oturuyor. Gazetecilik yapıyorlar. Ev almışsa ev taksitlerini ödemeye çalışıyor. Yandaş gazetecileri de biliyorum. 18-20 tane ev olanları da biliyorum. Bazı konuşmaya değmeyecek kadar, para için kendisini satacak insanlar var. Bu insanlar sokağa çıkamayacaklar. Bırakın yazı yazmayı. Yazdıkları yazılar onların utanç vesikası olarak boyunlarında asılı kalacak. Yüz tane isim sayabilirim.

TANER TALAŞ: 31 Mart 2014 Mehmet Baransu nasıl görüyor bu fotoğrafı.

MEHMET BARANSU:  Bilmiyorum. Flu. Sandığa tabi ki saygımız var. Allah bu ülkeyi en hayırlı şey neyse inşallah onu nasip eder.  Ben ülkenin vicdanına inanıyorum. Bu kadar pisliğe de evet diyecek geniş midelerinin olduğunu düşünmüyorum. Ben ciddi anlamda hissedilecek kadar Ak Parti’nin oylarının düşeceğini tahmin ediyorum. Yanılabilirim de.

TANER TALAŞ: Korkunun egemen olduğu gazeteciliğin çok zor şartlarda yapıldığı Adana’da, korkuyla alakası olmayan Mehmet Baransu yerel basın mensuplarına ne söyler?

MEHMET BARANSU: Şanlıurfa’ya gitmiştim. Ödül vermişlerdi. Onlara ben sizin işiniz benden zor demiştim.  Ben de tehdit alıyorum ama sizin tehdit aldığınız adamlarla sokakta karşılaşma olasılığınız o kadar yüksek ki gelip sizi alabilirler. Hele Adana gibi bir yerde çok daha zor. Niye? Allah böyle bir Vali nasip etmiş ki maaşallah! 2.5 yıldır manşet olmadığı gün yok. Yani skandalının olmadığı gün yok Vali Beyin. Gavat mavat o lafları geçtim. Dinlemelerden tutun, iddialar baskılar, inanılmaz bir boyutta. Gazetecinin evinin basılması zor. Bu süreç zor. Eve gidip yastığa kafanızı koyduğunu zaman vicdanınız rahatsa onun verdiği huzur kadar güzel bir şey yok. Emin olun o insanlar her gün vicdanlarıyla baş başalar ve sıkıntı yaşıyorlar. Tabi ki insanlar hata yapar. Gazeteciler hata yaptığı zaman özür dilemesini bilmesi gerekiyor. Gazetecilik mesleğinde zamanla yarışıyorsunuz. Özür dilediğiniz zaman rahatlıyorsunuz. Maalesef bu yok. Hukuksuzluğu, hırsızlığı savunan insanlar her gece vicdanlarıyla baş başa kalıyorlar. Necip Fazıl’ın bir mısrasını hatırlatmak istiyorum: "Cenazemde olmasın çelengim top arabam. Tabutumu taşısın dört tam inanmış adam!" 4 tane size inanmış adam varsa bu yeterli. Kimseden korkmanız gerekmiyor. Zaten korkulmayacağını da gördünüz.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
turan
24 Mart 2014 Pazartesi 16:31
16:31
yalan olduğu her taraftan belli
göktürk
24 Mart 2014 Pazartesi 13:50
13:50
yorumları neden yayınlamıyorsunuz sonra biz özgür değiliz diyorsunuz.t
GÖKTÜRK
24 Mart 2014 Pazartesi 12:58
12:58
SİZİN İRAN DÜŞMANLIĞINIZ HZ.ÖMER VE OSMAN SEVGİSİNEN DEĞİL...SİZİNKİSİ İSRAİL VE AMERİKA BÜYÜKLERİNİZ İSTEDİĞİ İÇİN ŞİA DÜŞMANLIĞI YAPIYORSUNUZ...BEN TÜRKÜM İRAN BENDEN BÜYÜK DEĞİLKİ ONA HAYRAN OLAYIM..İRANA HAYRAN OLANLAR YA ERMENİ DÖNMESİ YADA ORJİNİ TÜRK DEĞİLDİR.SADECE TARİHİ BİR İLİŞKİMİZ VAR O KADAR.SİZİN ABİLERİNİZ.İSRAİL VE AMERİKA İSTİYOR DİYE ÖNÜNE GELEN HERKESİ.İRAN AJANI YAPMAYIN
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim