- BIST 77.715
- Altın 128,198
- Dolar 2,9846
- Euro 3,3092
- Adana : 36 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 31 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
İşgal Edilmiş Beldeler, Zihinlerimiz ve Çıkış Yolu

Aziz Terzi / Yazar
Batı, İslam ile mücadelesinde fikri, ekonomik, siyasi ve askeri akla gelebilecek tüm yolları kullanmış ve kullanmaya da devam etmektedir.
Batı, doğrudan veya dolaylı olarak medya üzerinde hâkimiyet kuruyor. Medyayı kendi lehine manipüle ederek kendi çıkarlarına hizmet ettiriyor. Bu alanı Batılı mefhumları, fikirleri ve bakış açılarını yaymak için bir alan olarak kullanıyordu. Batı, bununla da kalmıyor, İslami fikirleri de çarpıtmak ve tahrif etmek yoluyla medyayı ikinci bir yıkım alanı olarak da kullandı. Fikri işgal sadece medya alanında da değildi. Batı, bizim ülkelerimizin eğitim müfredatlarını da etkilemek suretiyle, biraz hafif bir ifade oldu sanırım; bizzat belirleyerek yeni gelen nesillerimizi de savaşmadan kendine hayran bıraktı. Nüfuz ettiği zihinler eliyle de, yani bizim kardeşlerimizle bize batının mefhumlarını anlatmaya başladı. Böylece bizler karşımızda batıyı değil kendi kardeşlerimizi bulduk. Onlarla mücadele etmeye başladık. Bu yolla batı kendini gizlemeyi başardı. Bizlerde batının bu tuzağına düştük, kendi kardeşlerimize düşman gibi yaklaştık. Asıl düşmanı ise unuttuk. Aydınlarımız, akil adamlarımız, düşünürlerimiz yönlerini hep batıya çevirdi. Onları batının zihinsel işgalinden kurtaramadık, koruyamadık. Fikirlerin doğup büyüyeceği alanlar oluşturamadık. Batının işgal edici, ayartıcı fikirleri onları kapladı.
Batı, insanı insanın kurdu yapan bir anlayışla şefkatsizce, merhametsizce ve insanlık dışı bir anlayışla güçlünün zayıfı ezdiği ve bunun sistematik bir hal alarak kapsamlı ve sürekli hale getirdiği ekonomik anlayışını bize dayattı ve kabul ettirdi. İletişim ve ulaşım teknolojisinin gelişmesiyle bu sömürü dünyanın en ücra köşelerine kadar ulaştı. Hammadde kaynaklarına egemenlik kurmak için suni çatışma alanları oluşturuldu. Batı kendi parasını rezerv para haline getirerek tüm dünya piyasalarını etkileme ve manipüle etme gücüne ulaştı. Gelişen Müslüman beldeleri ağır sanayi kurmaktan hatta bazı Müslüman beldeleri hafif sanayi kurmaktan bile mahrum hale getirdi. Batının bize biçtiği elbise ise kendi mallarının pazarı olmaktan başka bir şey değildi. Uluslar arası kuruluşlar ortaya çıkardı ki (IMF, BM gibi) batının elleri her zaman ümmetin ümüğünü sıksın. Kendi iktisadi kalkınmasının bir ayağı olarak teknolojik gelişmeyi sürekli hale getirmek için İslam beldelerindeki beyinleri kendi boyunduruğuna aldı. Batı o kadar alçaklaştı ki, eski teknoloji silahlarını bize satabilmek bölgesel kriz alanları oluşturdu. Suni savaşlar çıkardı. Sermaye birikimin Batı dışındaki alanlarda birikmemesi için oluşturdukları sistem ile sermayenin bizde birikmesine engel oldu. İslam dünyasının, Batıdaki rehin tutulan sermaye tutarı 800 milyar doların üzerindedir. Bu hem sömürünün hem de ihanetin ne derece büyük olduğunu göstermektedir. Küreselleşme, özelleştirme, dev kapitalist şirketler yoluyla ekonomimizi kontrolleri altına aldılar. Ülkelerimize askeri üsler açmak yoluyla nüfuz alalarını daha da pekiştirdiler. Batı kendi beldelerinde birlikler kurarak güçlenmeyi düşünürken, İslam beldelerini her zaman parçalama yoluna gitti. Bizlere bağımsızlık! Kahramanları hediye ettiler.
Bizim bütünlüğümüzü parçaladılar. Birliğimizi ifade eden Hilafeti kaldırdılar. Filistin’de Yahudi işgal devleti kurarak bedenimize bir ur yerleştirdiler. Böylece devamlı kanayan bir yaramız oldu. Bizleri aşırıcılar, muhafazakârlar, ılımlılar, dindarlar olarak sınıflara ayırdı ve çatıştırdı. Ayrıca bu kavramlar ile başka bir şeye daha ulaştılar. Bizler bu ayrımı kabul ettik. Kendimizi bu sıfatlar ile tanımlamaya ve bu kavramlar ile sınıflandırmaya başladık. İslam ile olan bağımız idealler, gelenekler ve belirli normların ötesine geçip sahih bir bağa ulaşamadı.
Kendisiyle hiç savaşmadığımız Avustralya Doğu Timor’u, Çin Orta Asya’nın güneyinde Sincan’ı, Rusya; Kafkasya, Kırım, Kazan diğer birçok İslami beldeyi, Hindistan ise Delhi, Keşmir ve kuzey Hindi işgal etmiş. Fransa, kuzey ve bazı orta Afrika ülkelerini nüfuzu altına aldığı, Amerika’nın ise işgal edip, burnunu sokmadığı hiçbir yer kalmamışken, evet tüm bunlar bizim siyasi, fikri, iktisadi hayatımızın gerçeği iken bundan bir çıkış yolu yok mu?
Evet; var. Özelde Türkiye için genelde ise tüm İslami beldeler için bir çıkış yolu var. Bu çözüm siyasi parçalanmışlığımıza son verecek, ekonomik potansiyelimizi sömürüden ve kapitalist manipülasyonlardan kurtaracak, kalkınmamızın fikri ve siyasi alt yapısını hazırlayacak, bölgemizde cereyan eden çatışma alanlarını ortadan kaldıracak, yaşadığımız kardeş kavgalarını nihayetlendirecek Hilafet Nizamının tekrar tesis edilmesidir. Evet Hilafet projesi özelde Türkiye, genel anlamda ise tüm İslam ümmeti için yegane kalkınma projesidir. Artık bunu ciddi bir şekilde konuşmak zorundayız.
El A'rac'tan o da Ebu Hüreyre'den rivayetle Nebi (s.a.v) dedi ki: "Muhakkak ki imam (Halife) kalkandır. Onunla savaşılır ve korunulur." (Müslim K. Imara Bab 9 H. No: 1841)
Aziz Terzi
m.azizterzi@gmail.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- İsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Terör ve İslami Beldelerdeki Terörizm Üzerine25 Nisan 2016 Pazartesi 06:00
- Oryantalist Bir Yaklaşım; Hadis ve Sünnet İnkârcılığı22 Ocak 2016 Cuma 06:00
- Bir Sonraki Dönemi Görebilmek13 Kasım 2015 Cuma 06:00
- Makyavelizm ve İslamcılık11 Eylül 2015 Cuma 06:00
- Yeni süreç, roller ve Ak Parti07 Temmuz 2015 Salı 08:55
- İslam ümmetinin stratejik vizyonu01 Temmuz 2015 Çarşamba 08:48
- İslam akidesinin özelliği üzerine bir bakış30 Mayıs 2015 Cumartesi 09:17
- Değişen Batı Öykünmeciliği ve Neo-Aydınlarımız!08 Mayıs 2015 Cuma 06:03
- Kelime-i Tevhid ve Biz Müslümanlar10 Nisan 2015 Cuma 06:42
- 5. Yılında Suriye Devrimi ve Çanakkale20 Mart 2015 Cuma 06:43
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












