• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

“İshak Efendizâdeler Şeceresi ”

06.04.2015 08:53
Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar

 

 

Adana’da Ramazanoğulları Şeceresi olarak tanıtılan ve bizim İshak Efendizȃdeler Şeceresi diye tanımladığımız şecereyi Adana Medya’da geçen haftaki yazımızda tanıtmıştık. Bu hafta bu şecerede gördüğümüz bazı eksiklikleri ve yanlışlıkları sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Şecerenin kilit ismi Adana Müftüsü İshak Efendi’dir. İshak Efendi’nin babası Hüseyin Efendi ve İshak Efendi’nin çocuklarından Abdurrahman Efendi ve Mehmed Efendi de Adana Müftülüğü yapmış olduğu için ailenin bu koluna Müftüzȃdeler de denilmiştir. Adana’da Müftüzȃdeler diye anılan başka bir aile de bulunmakta olduğundan bu iki aile zaman zaman karıştırılmıştır.

Şecere yapımında kişilerin ölüm tarihleri işaret edilmediği için bir takım karışıklıklar yaşanmaktadır. Şecerenin en önemli eksikliklerinden birisi ölüm tarihlerinin belirtilmemiş olmasıdır. Bunun ne gibi yanlış değerlendirmelere sebep olduğunu örnekleri ile açıklayacağız.

Şecerede “Hacı” sıfatları çoğu zaman yazılmış olduğu halde “Seyyid” veya “Es-seyyid” sıfatının yazılmamış olması da bir eksiklik olarak değerlendirilebilir.  Nitekim İshak Efendi belgelerde kendisini “Es-seyyid” olarak tanıtmaktadır. Bu seyyidliğin nereden geldiğini de anlatacağız.

İshak Efendi’nin babası Hüseyin Efendi,  dedesi ise El-hȃc Ali Ağa’dır. Ali Ağa, Karslı (Kadirlili) Hacı Hüseyin’in Fatma Hanım’dan doğan oğludur. Aynı aileden gelen Merhum Kasım Ener’in iddiasına göre Fatma Hanım, Şürefȃdan Yazıcızȃde Ömer Ağa’nın kızıdır ve aileye “seyyidlik” bu Fatma Hanım’dan dolayı gelmiştir. Kasım Ener, dip dedesi bulunan Karslı Hacı Hüseyin’in babasının adını bilmediği halde bu kişinin Kavurgalı Türkmenlerinden olabileceği tahmininde bulunmuştur. Seyyidlik iddiasının hiçbir sağlam temeli olmadığı gibi Kavurgalı Türkmenleri tahmini de aynı şekilde dayanaksız bir tahminden öteye bir anlam taşımaz.

Adana Şer’iyye Sicilinde bulduğumuz bir belgeye göre Hüseyin Efendi askeri taifesindendir ve babasının adı da Abdullah’tır[1].

Karslı Hacı Hüseyin Efendi’nin Ali ve Ömer isimli iki oğlu da askerȋ taifesindendir. Kasap Bekir Mahallesi’nde oturmakta olan Adana Serdengeçti ağalarından olan Ömer Ağa savaşta şehit olur ve İbrahim ve İsmail isimli oğulları kalır (1749).  1754 yılında devlete iş yapan Ali Ağa’nın Hüseyin, Hasan ve Fatma isimli çocukları görünmektedir.

Hüseyin ilmiye mesleğini seçer ve Adana Müftüsü olur, sonra bunun oğlu İshak Efendi Adana Müftüsü olur ve ailenin bu kolu Müftüzadeler veya İshak Efendizȃdeler diye anılmaya başlar. Şecereyi hazırlayanlar bu koldan geldikleri için şecerenin bu kısmında fazla bir hata yapılmamıştır.

Ali Ağa’nın diğer oğlu Hasan Ağa (Paşa) kolundan devam eden aile, idari ve askeri görevler alır. Şecerenin hazırlanması sırasında en önemli kaynak kişi olan Kasım Ener de ailenin bu kolunu yeterince bilemediği için şecerede bu kol eksik kalmış olmalıdır. Oysa ki biz Türk Tarih Kurumu XV. Türk Tarih Kongresi’nde sunmuş olduğumuz tebliğimizde arşiv belgelerini kullanarak bu şecerenin bu kısmını daha ayrıntılı olarak hazırladık ve Hasanpaşazȃdeler Şeceresi olarak yayınladık[2].

Hazırladığımız bu şecereye göre Hasan Ağa (Paşa)’nın oğullarından Abdullah Ağa (Paşa) 1787 yılında Üzeyir (Dörtyol/ İskenderun) sancakbeyliği yapmıştır. 1983 tarihli şecereyi hazırlayanlar Abdullah Ağa (Paşa)’dan hiç söz etmemişlerdir. Onlar Abdullah Paşa’nın varlığından bile haberdar değillerdir.

 

Hasan Ağa (Paşa)’nın küçük oğlu Ali Bey (II. Ali Bey) 1983 tarihli şecerede Haceli Bey olarak yer almış ve Safiye Hanımla evlendirilmiş  ve bu evlilikten Fatma Hanım doğmuştur.  Fatma Hanım, şecerede 13 çıkış numarası ile İshak Efendi’nin oğlu Mehmed Efendi’nin oğlu Mennan Bey ile sürdürülmüştür. Hacı Ali Bey’in Fatma Hanım adlı bir kızı arşiv kayıtlarında görülmediği halde Mustafa Bey adlı bir oğlunun 1793 yılında mukataacılık yaptığı bilmekteyiz[3]. Mustafa Bey 1983 tarihli şecerede hiçbir şekilde yer almamış, Hacı Ali Bey’in sadece Fatma adlı bir kızı varmış gibi gösterilmiştir. Aradaki zaman farkı dolayısıyla burada adı geçen Fatma’nın II. Hacı Ali Bey’in değil de III. Hacı Ali Bey’in kızı olması akla daha yatkın gelmektedir. Bu konuda elimizde bunu doğrulayacak bir arşiv belgesi yoksa da Mennan Bey’in 1864 yılında ölmüş olduğunu düşünerek 1831  yılında Adana mütesellimi olan III. Hacı Ali Bey’in kızı ile evlenmiş olabileceğini düşünüyoruz. Şecereyi hazırlayanlar III. Hacı Ali Bey’in tarihi kimliğini bilemedikleri için Fatma Hanım’ı da II. Hacı Ali Bey’in kızı olarak yazmış olabilirler. Bu sadece bir tahmindir.

Şecerenin hazırlanması sırasında Mennan Bey dairenin üst kısmına yazılarak Haceli Bey’in oğlu gibi gösterilmiş, ancak yapılan hata daha sonra fark edilerek bu yanlışlık ok işareti ile düzeltilmiştir.

1983 tarihli şecerede Abdullah Ağa (Paşa) yer almadığı için doğal olarak bunun oğulları Ahmed Bey, Mehmed Bey ve  Deli Nakib Hüseyin Efendi   de yer almamıştır. Ahmed Bey’in Hacı Ali Bey isimli oğlu da şecerede kendi yerinde bulunmamaktadır. Hacı Ali Bey’i biz III. Hacı Ali Bey olarak biliyoruz ve elimizde sadece bu kişi ile ilgili 50’den fazla arşiv belgesi bulunmaktadır.  III. Hacı Ali Bey, İshak Efendi’nin kızı Ümmü Gülsüm Hanım’la evliliğinden dolayı şecerede yer almış ama aile bağı şecereyi hazırlayanlar tarafından tespit edilememiştir.

Şecerede Ümmü Gülsüm Hanım, 50224 çıkış numarası ile doğru bir şekilde İshak Efendi’nin Ayşe Hanım’dan doğan tek kızı olarak yer almıştır. Buraya kadar gayet normal. Ancak şecerenin detay kısmına gittiğimizde 57 çıkış numarası ile Ümmü Gülsüm Hanım’ı ve eşi Hacı Ali Bey’i tekrar göreceğiz. Burada ise Ümmü Gülsüm Hanım,  İshak Efendi’nin ikinci oğlu Mehmed Efendi’nin kızı olarak gösterilmiştir.

 

Ümmü Gülsüm Hanım’ın İshak Efendi’nin kızı olduğuna ilişkin hem arşiv verileri hem de o dönemin canlı kaynağı Menemencioğlu Ahmed Bey’in hatıratı kesin bilgiler sunar. Arşiv belgelerinden İsmail’in esas adının İsmail Hakkı olduğunu ve ilmiyeden değil askeri sınıftan olduğu için “bey” olarak anıldığını bilmekteyiz.

Şecerede dikkatimiz çeken bir husus da İshak Efendi’nin 3 oğlundan doğan çocuklar arasında dikkat çekecek kadar çok sayıda akraba evliliği bulunmasıdır. Bunun özel bir sebebi olup olmadığını bilemiyoruz.

Şecerenin diğer kısımlarını kontrol etmek için elimizde yeterli bilgi ve belge yok. Ancak özellikle başlangıç kısmında yapılan hata ve eksiklikler bu şecerenin tekrar ele alınması gerektiğini göstermektedir. Daha önceki yazımızda değindiğimiz gibi en büyük hata ise bu şecerenin İshak Efendizadeler Şeceresi olarak değil de Ramazanoğulları Şeceresi olarak taktim edilmiş olmasıdır.

 

 

[1] Adana Şer’iyye Sicili, No:3, s. 23.

[2] Yılmaz Kurt,  “Çukurova’da A‘yânlık Mücâdelesi: Hasanpaşazâdeler”,  Kongreye Sunulan Bildiriler, 4. Cilt- 1. Kısım, Osmanlı Tarihi- A, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2010, s. 1259- 1278.

[3] Adana Şer’iyye Sicili, No:66, s.21.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Yılmaz KURT
07 Nisan 2015 Salı 12:51
12:51
Şecerede Ümmü Gülsüm Hanım, 50224 çıkış numarası ile doğru bir şekilde İshak Efendi’nin Ayşe Hanım’dan doğan tek kızı olarak yer almıştır. Buraya kadar gayet normal. Ancak şecerenin detay kısmına gittiğimizde 57 çıkış numarası ile Ümmü Gülsüm Hanım’ı ve eşi Hacı Ali Bey’i tekrar göreceğiz. Burada ise Ümmü Gülsüm Hanım, İshak Efendi’nin ikinci oğlu Mehmed Efendi’nin kızı olarak gösterilmiştir.
Yılmaz KURT
07 Nisan 2015 Salı 12:50
12:50
Ramazanoğulları Vakfı'nın "evladlık vakıf" olduğunu iddia edenler ya cahildir ya da yiyici.
Yılmaz KURT
06 Nisan 2015 Pazartesi 13:18
13:18
Ramazanoğlu Vakıfları yüzlerce yıl TALAN edilmiştir. Bu talan bitmelidir. Ramazanoğlu Vakfı insanlara iyilik için kurulmuştur. EVLADLIK VAKIF DEĞİLDİR.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim