- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
İslam ve ruhbanlık

Talat Özyürek / Yazar
ÂLİM, İSLAM’IN KALE BURCUDUR
RUHBANLIK GERİCİLİKTİR
İSLAM’IN TEMELİ EŞİTLİKTİR
Sınıf, menfaat ortaklığında birleşmiş insan topluluğudur. Burada insanları bir araya getiren ne erdem, ne din, ne ülke, ne vatan ve ne de bayraktır. Her şey, sınıf üyelerinin menfaatine hizmet eder.
“İslam’da ruhbanlık Sınıfı var mıdır?” diye tartışılır. Oysa bırakın sınıfı, İslam’da Ruhbanlık olgusunun kendisi yoktur ki sınıfı olsun.
Herkesin, hak, hukuk, menfaat ve yaşam biçimlerinden yararlanma hakkını esas alarak eşit insanlardan müteşekkil bir toplumu emreden İslam inancı temelden “sınıf” öğretisini reddeder. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de birçok ayeti kerime vardır.
Eşit haklara sahip bir toplum emreden bir anlayış, menfaat ortaklığına dayalı bir sınıfı asla kabul etmez. Üstelik bu sınıfın bir ruhbanlık sınıfı olması asla doğru kabul edilemez.
Bazı müellifler şöyle bir tartışma yaparlar; batı medeniyetleri ruhban sınıflarının sayesinde gelişmiştir; İslam toplumları da bu ruhban sınıfından yoksun olduğu için gelişmemiştir.
Bu tamamı ile yanlış bir olgudur.
Hıristiyan inancının tarihi incelendiği zaman, kaba çizgileriyle şöyle bir tabloyla karşılaşırız: Çok Tanrılı (Pagan) inancına sahip Roma İmparatorluğu, Yahova’ya inandıkları için Yahudilere düşmandırlar. Yahudiler, inançlarını gizli olarak yaşamaktaydılar. Daha sonra Hz. İsa’nın peygamberliği ile birlikte Roma’nın Pagan dini, öfkesinin yönünü Hıristiyanlara çevirmiştir. Hem Yahudilere hem de Hıristiyanlara olan bu baskı, İsevi dine inananların ibadetlerini gizli yapmalarına neden oldu.
İnzivaya çekilmek, bu dünyanın nimetlerinden uzaklaşmak ve dünyevi sorunlardan uzaklaşarak Allah’a yaklaşmak bir yöntem haline dönüştü. Zaten kelime anlamı olarak “Ruhbanlık”; dünyadan tamamıyla el etek çekerek, evlenme, ev-bark edinme gibi nimetlerden vazgeçerek ve hatta meşru lezzetleri de topyekûn terk ederek, bütün ömrü inziva ve ibadet üzere geçirmek” şeklinde tarif edilmiştir.
Daha sonraki yıllarda Roma İmparatorluğu Hıristiyanlığı bir devlet dini olarak kabul edince, halisane duygu ve düşüncelerce İseviliği savunan Ruhbanlara bir ayrıcalık tanıdı. Aslında Roma devleti o güne kadar acı çektirdiği Rahiplerden, bir nevi özür dileme ve hatasını telafi etme amacıyla onlara “ayrıcalıklı” bir anlam yükledi.
Fakat Ruhbanlık düşüncesiyle hareket eden Rahipler, zaman içerisinde kendilerine tanınan bu ayrıcalığı “bir menfaat ortaklığına” çevirdiler.
Amaçları artık Allah İçin İbadet olmaktan çıkıp, (Hâşâ) Allah inancını alet ederek zenginleşmek oldu. Askere gitmiyorlar, vergi vermiyorlar ve üretime her hangi bir katkıda bulunmuyorlardı.
Hıristiyanlığın ilk yıllarında, toplumu fikren aydınlatan insanlar, siyasetin kendilerine verdiği ayrıcalıkla toplumun sorunu oldular. İlginçtir, bazı tarihçiler de Roma İmparatorluğunun yıkılış nedenleri arasında “Ruhban Sınıfının yolundan sapmasını”, “Manastırların çoğalmasını” ve bu durumun toplumu çürütmüş olmasını göstermişlerdir.
Şu söylenebilir, Rönesans ve Reform Çağının başlamasıyla, bilime, sanata, üretime ve insanın özgürlüğüne düşman olan Ruhban sınıfı geri adım atmış, bu dallarla barışmış ve işte o zaman ilerlemenin önünde engel olmaktan çıkmıştır.
İlerlemenin önünde engel olan Batı’nın Ruhban sınıfı, yoldan çekilmesiyle insanlığa büyük hizmet yapmıştır. Ruhban sınıfının gelişmeye katkısı, olumsuz müdahale etmekten vaz geçmesi şeklinde cereyan etmiştir.
Batı medeniyeti gelişmesini ruhban sınıfına değil âlimlere, bilim adamlarına, çalışkan toplumuna, üretenlerine borçludur.
İnancımızın Ruhbanlığa bakışına onlarca kitap dolduracak cümle kurulabilir; ama gereği yok. Çünkü sadece Kuran-ı Kerim, Cedit Suresi’nin 27. Ayeti buna en açık cevaptır:(57/HADÎD-27: Sonra onların izleri üzerinde peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bidat olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, biz onlara (uyulması gerekli bir yaşama biçimi) yazmadık. Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar.”
Gayet açıktır ki, hem dünyevi rızıklar, hem ibadet insan içindir. Hatta daha da ötesi İslam İnancı “Her şeyin insan için” olduğu öğretisinden hareket eder.
Ruhbanlık yerine de âlimlere riayet edilmesini emreder.
İslam âlimi toplumun kale burçlarındandır. Bu nedenle Hz. Peygamberimiz “bir âlimin ölümü bu kalede açılan bir gediktir” diye buyurmuşlardır.
İslam devletleri Batı’ya göre geri kalmış olarak görülüyorsa bunun çeşitli nedenleri vardır.
Ancak, “ilerlemeden ne anlaşıldığı da önemlidir. “Aile kavramının ölmesi, insanın yalnızlaşması, değerinin sıfırlanması vs…”
Artık daha sonraki yazılarımızda bu konuyu daha da ele alacağız…
Sevgi Saygı Dua İle
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Demokrasi nöbetinde düşündüklerim28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Türk Sosyoloji Devrimi ve Recep Tayyip Erdoğan25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz demokrasi bayramı18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- İnsanlığın felaketi: 'Emeklemeden yürümek'15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Türkiye liderliğinde barış rüzgarı12 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ne mutlu Adanalıyım29 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- Kalp’te Allah’ın Hatırı Çoktur28 Haziran 2016 Salı 06:00
- Eski ve samimiyet24 Haziran 2016 Cuma 06:00
- Efendimizin gözünde insan talebe idi20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Milli birlik ve tefrika14 Haziran 2016 Salı 06:00
- Milli birlik13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












