İslam ve ruhbanlık

ÂLİM, İSLAM’IN KALE BURCUDUR
RUHBANLIK GERİCİLİKTİR
İSLAM’IN TEMELİ EŞİTLİKTİR
Sınıf, menfaat ortaklığında birleşmiş insan topluluğudur. Burada insanları bir araya getiren ne erdem, ne din, ne ülke, ne vatan ve ne de bayraktır. Her şey, sınıf üyelerinin menfaatine hizmet eder.
“İslam’da ruhbanlık Sınıfı var mıdır?” diye tartışılır. Oysa bırakın sınıfı, İslam’da Ruhbanlık olgusunun kendisi yoktur ki sınıfı olsun.
Herkesin, hak, hukuk, menfaat ve yaşam biçimlerinden yararlanma hakkını esas alarak eşit insanlardan müteşekkil bir toplumu emreden İslam inancı temelden “sınıf” öğretisini reddeder. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de birçok ayeti kerime vardır.
Eşit haklara sahip bir toplum emreden bir anlayış, menfaat ortaklığına dayalı bir sınıfı asla kabul etmez. Üstelik bu sınıfın bir ruhbanlık sınıfı olması asla doğru kabul edilemez.
Bazı müellifler şöyle bir tartışma yaparlar; batı medeniyetleri ruhban sınıflarının sayesinde gelişmiştir; İslam toplumları da bu ruhban sınıfından yoksun olduğu için gelişmemiştir.
Bu tamamı ile yanlış bir olgudur.
Hıristiyan inancının tarihi incelendiği zaman, kaba çizgileriyle şöyle bir tabloyla karşılaşırız: Çok Tanrılı (Pagan) inancına sahip Roma İmparatorluğu, Yahova’ya inandıkları için Yahudilere düşmandırlar. Yahudiler, inançlarını gizli olarak yaşamaktaydılar. Daha sonra Hz. İsa’nın peygamberliği ile birlikte Roma’nın Pagan dini, öfkesinin yönünü Hıristiyanlara çevirmiştir. Hem Yahudilere hem de Hıristiyanlara olan bu baskı, İsevi dine inananların ibadetlerini gizli yapmalarına neden oldu.
İnzivaya çekilmek, bu dünyanın nimetlerinden uzaklaşmak ve dünyevi sorunlardan uzaklaşarak Allah’a yaklaşmak bir yöntem haline dönüştü. Zaten kelime anlamı olarak “Ruhbanlık”; dünyadan tamamıyla el etek çekerek, evlenme, ev-bark edinme gibi nimetlerden vazgeçerek ve hatta meşru lezzetleri de topyekûn terk ederek, bütün ömrü inziva ve ibadet üzere geçirmek” şeklinde tarif edilmiştir.
Daha sonraki yıllarda Roma İmparatorluğu Hıristiyanlığı bir devlet dini olarak kabul edince, halisane duygu ve düşüncelerce İseviliği savunan Ruhbanlara bir ayrıcalık tanıdı. Aslında Roma devleti o güne kadar acı çektirdiği Rahiplerden, bir nevi özür dileme ve hatasını telafi etme amacıyla onlara “ayrıcalıklı” bir anlam yükledi.
Fakat Ruhbanlık düşüncesiyle hareket eden Rahipler, zaman içerisinde kendilerine tanınan bu ayrıcalığı “bir menfaat ortaklığına” çevirdiler.
Amaçları artık Allah İçin İbadet olmaktan çıkıp, (Hâşâ) Allah inancını alet ederek zenginleşmek oldu. Askere gitmiyorlar, vergi vermiyorlar ve üretime her hangi bir katkıda bulunmuyorlardı.
Hıristiyanlığın ilk yıllarında, toplumu fikren aydınlatan insanlar, siyasetin kendilerine verdiği ayrıcalıkla toplumun sorunu oldular. İlginçtir, bazı tarihçiler de Roma İmparatorluğunun yıkılış nedenleri arasında “Ruhban Sınıfının yolundan sapmasını”, “Manastırların çoğalmasını” ve bu durumun toplumu çürütmüş olmasını göstermişlerdir.
Şu söylenebilir, Rönesans ve Reform Çağının başlamasıyla, bilime, sanata, üretime ve insanın özgürlüğüne düşman olan Ruhban sınıfı geri adım atmış, bu dallarla barışmış ve işte o zaman ilerlemenin önünde engel olmaktan çıkmıştır.
İlerlemenin önünde engel olan Batı’nın Ruhban sınıfı, yoldan çekilmesiyle insanlığa büyük hizmet yapmıştır. Ruhban sınıfının gelişmeye katkısı, olumsuz müdahale etmekten vaz geçmesi şeklinde cereyan etmiştir.
Batı medeniyeti gelişmesini ruhban sınıfına değil âlimlere, bilim adamlarına, çalışkan toplumuna, üretenlerine borçludur.
İnancımızın Ruhbanlığa bakışına onlarca kitap dolduracak cümle kurulabilir; ama gereği yok. Çünkü sadece Kuran-ı Kerim, Cedit Suresi’nin 27. Ayeti buna en açık cevaptır:(57/HADÎD-27: Sonra onların izleri üzerinde peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bidat olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, biz onlara (uyulması gerekli bir yaşama biçimi) yazmadık. Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar.”
Gayet açıktır ki, hem dünyevi rızıklar, hem ibadet insan içindir. Hatta daha da ötesi İslam İnancı “Her şeyin insan için” olduğu öğretisinden hareket eder.
Ruhbanlık yerine de âlimlere riayet edilmesini emreder.
İslam âlimi toplumun kale burçlarındandır. Bu nedenle Hz. Peygamberimiz “bir âlimin ölümü bu kalede açılan bir gediktir” diye buyurmuşlardır.
İslam devletleri Batı’ya göre geri kalmış olarak görülüyorsa bunun çeşitli nedenleri vardır.
Ancak, “ilerlemeden ne anlaşıldığı da önemlidir. “Aile kavramının ölmesi, insanın yalnızlaşması, değerinin sıfırlanması vs…”
Artık daha sonraki yazılarımızda bu konuyu daha da ele alacağız…
Sevgi Saygı Dua İle
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












