- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
İslam'ı Sekülerleştirmenin Çabası

Aziz Terzi / Yazar
Paris'te Charlie Hebdo dergisine düzenlenen saldırının ardından İslam'a yönelik saldırılar hız kesmiyor. Batılı medya, politikacılar, İslam'ın açıkça tehdit unsuru olduğunu ifade ettiler. Dünya ülkelerinden birçok politikacı da örtülü olarak İslam'ın sorun teşkil ettiğini dile getirdiler. Hatta Yahudi varlığının başbakanı Netanyahu, İslami aşırılık ile mücadele etmek ve Batı medeniyetini korumak için uluslararası koalisyon çağrısında bulundu. Birçok Avrupa hükümeti, İslam'ın yeniden biçimlendirilmesi için uzun zamandır plan ve politika yapıyor. Ya da daha doğru bir deyişle Batının liberal standart ve değerleri ile uyumlu bir İslam oluşturmaya çalışıyor. Bununla eş zamanlı olarak da Müslümanları sıkboğaz ediyorlar. Örneğin Avusturya'da Entegrasyon Bakanı, son zamanlarda hükümetin aşırılık ile mücadele önlemlerini güçlendirmek için yeni kanun hazırlığı içinde olduğunu söyledi. Belçika'da ise birçok kişi sözde Avrupa İslam'ı çağrısında bulundu. Hollanda hükümeti ise "radikalizm" ile mücadele etmek için önlemleri daha da sıkılaştırdı, önleyici ve baskıcı yeni önlemler yürürlüğe koydu. Ayrıca sözde "fritöz İslam" adı altında Hollanda modeli bir İslam tanıtıldı.
İslam'ı reforme etme yakarışları, zaten yıllardır sürmektedir. Hatta bu düşünce, uzun yıllar önce araştırma ve çalışmalara konu oldu. Ancak Batılı hükümetler tarafından pek ilgi görmedi. Çünkü Batılı hükümetler, zamanla İslam anlayışı zayıfladıktan ve İslam'a bağlılıkları dumura uğradıktan sonra Müslümanları toplumda eritme diye bilinen asimilasyon politikasını yeğliyorlardı. Ancak şimdiye kadar bu tür girişimler fiyaskoyla sonuçlandı. Belçika ve Fransa gibi bazı Avrupa ülkelerinde peçeyi yasaklamak için yoğun çaba sarf edilmesine rağmen ve zaman zaman İslami sembollere karşı sürekli savaş açılmasına rağmen Müslümanlar, İslami kimliklerinden asla vazgeçmediler. Buna rağmen Batının, Müslümanların zihinlerinde İslam'ı anlayışı yok etme, İslam'ın hükümlerine darbe vurma ve İslam'ı sekülerleştirme politikaları hız kesmeden kesintisiz devam etti. Bunun için hükümetle yakın ilişkileri olan dernekler ve İslami kuruluşlar kurdular. İmamlar yetiştirmek ya da en azından Batı düşüncesi ile uyumlu imamlar devşirmek için çalışmalar yaptılar. Politika yapıcılar, bununla da yetinmediler. Daha geniş bir sosyal yaklaşımla daha fazla Müslümana ulaşmanın yollarını aradılar. İşte Charlie Hebdo saldırısı, İslam'ı reforme etme düşüncesini gündeme getirmek için politikacılara iyi bir malzeme oldu. Politikacılar, sözde Avrupa İslam'ı oluşturmak ve Batıdaki Müslümanlara hayali alternatif İslam sunmak için çabalarını iki katına çıkardılar. İşte bu, Batının neden İslam'ı radikal ve ılımlı İslam diye ikiye bölmeye çalıştığını en iyi şekilde açıklar.
Bunun için hükümet, medyayı, medyanın yaydığı zehirleri, İslam'ın karalanmasını ve Müslüman topluluklara baskı yapmak için de İslamofobi kampanyalarını kullandı. Sözde Avrupa İslam'ını kabul ettirmek ve ona güvenilirlik kazandırmak için de Müslüman topluluklar arasında onu teşvik etti. Bu nedenle de hükümet, yeni İslam Şeriatı oluşturmak için imam ve vaizler gibi Müslümanlar arasında etkin olan şahsiyetlere yöneldi. Her Müslüman şunu net olarak iyi bilmelidir ki tamamıyla bu proje, Müslümanları dinlerinden saptırmaya yöneliktir. Sözde İslam'ı reforme etme düşüncesi, Kuran ayetlerinin ve hadisi şerifin her zaman ve mekâna uygun olmadığı, sadece belirli bir dönemde uygulanabilir olduğu fikrine dayalıdır. Bu, elimizdeki hükümlerin şu zamanda uygulanamaz olduğu anlamına gelir. Bu düşünce, her zaman ve mekânda İslam'ın uygulanabilir olduğunu söyleyen ve her şeyi İslam'a göre değiştirmek gerektiğini belirten İslam'ın kati nassları ile çelişir. Buradan hareketle biz, laik düşünce, Batı kültürü ve değerleri ile uyumlu olsun diye İslam'ı değiştirmek için çalışmamalıyız. Bu yüzden Avrupa İslam'ı çağrısı, İslami akide ile taban tabana zıttır. O sadece İslam'ı sekülerleştirmekten başka bir şey değildir.
Son olarak mevcut bozuk vakıaya göre İslam'ı yorumlamak yerine mevcut vakıayı İslam'a göre değiştirmek gerekir. Asıl olan insanların yaratıcısını hoşnut etmektir.
Batılıların İslamı ve Müslümanları parçalara ayırma / sınıflandırma çabalarına karşı durulmalıdır. Çünkü biz tek bir ümmetiz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- İsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Terör ve İslami Beldelerdeki Terörizm Üzerine25 Nisan 2016 Pazartesi 06:00
- Oryantalist Bir Yaklaşım; Hadis ve Sünnet İnkârcılığı22 Ocak 2016 Cuma 06:00
- Bir Sonraki Dönemi Görebilmek13 Kasım 2015 Cuma 06:00
- Makyavelizm ve İslamcılık11 Eylül 2015 Cuma 06:00
- Yeni süreç, roller ve Ak Parti07 Temmuz 2015 Salı 08:55
- İslam ümmetinin stratejik vizyonu01 Temmuz 2015 Çarşamba 08:48
- İslam akidesinin özelliği üzerine bir bakış30 Mayıs 2015 Cumartesi 09:17
- Değişen Batı Öykünmeciliği ve Neo-Aydınlarımız!08 Mayıs 2015 Cuma 06:03
- Kelime-i Tevhid ve Biz Müslümanlar10 Nisan 2015 Cuma 06:42
- 5. Yılında Suriye Devrimi ve Çanakkale20 Mart 2015 Cuma 06:43
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












