• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 25 °C
  • Ankara : 22 °C

İslamiyet tek renk değildir

02.02.2016 06:15
İslamiyet tek renk değildir
Dr. Ömer Uluçay yazdı

İslamda İnanca hürriyet vardır

İslam, tevhit ve vahdet dinidir. Temel esasları bellidir. İnsanla-İlahın, insanla-toplumun, insanla-Ahiret hayatının kurallarını koymaktadır. Bunu yaparken de; Tanrı-kul ilişkisini (itikat) yani ilahiyatı, sonra muamelatı ve nihayet cezalandırmayı (ukubat) kurallara bağlamaktadır. İyi insan olmak esastır ve bunun için “İslam el-hüsnul hulk” denilmektedir. Özü itibariyle, semavi ve beşeri dinlerin amacı “iyi insan” yetiştirmektir.

Dinler özü itibariyle, barışçı ve davetçidir. Kişinin seçimi ve kabulü esastır. Kişi kendi seçimini yapsın ki sonrasında sorgulamak mümkün olsun. Kişinin iradesini tam bilenler, “günahı sevabı ben belirlerim demekte ve neticede ilahi kadere karşı gelmektedir. Benim hiçbir tercihim, iradem olamaz, her ne oluyorsa kaderimdir ve bunu İlah belirlemiştir” diyen kaderiye, günahın ve sevabın ilahtan geldiğini söyleyerek her şeyi İlaha atfetmektedir. Bir diğer grup ise, şahsın iradesini kabul ve fakat buna rağmen elde olmayan olayların geliştiğini söyleyerek, kişiyi mesul görmekte ve bir dereceden sonra yetersiz bulmaktadır.

Bu imani-itikadi duruştan anlaşılıyor ki Kur’an ayetleri tek anlamlı değildir. Bunların bir kısmı açıktır ve fakat bir kısmı müteşabihtir, benzetmelidir. Yorumlayanın bilgi gücüne, rahmet ve kısmetine göre söyleyecekleri olacaktır.

Dinlerin ortak başka bir noktası da ibadettir (salât). Namaz kılmanın yanında, rızkını temin etmek, düşküne yardım etmek, barış ortamını yaratmak ve korumak, iyi-kâmil insan yetiştirmek, tek başına veya topluca zikr etmek, hünerli olmak, eşi-dostu ve insanları sevmek de ibadettir. Görülüyor ki ibadet daha kapsamlı bir şeydir ve bu unsurlar birbirlerine rakip değildirler.”İyiyi emir, kötüden men” tüm ibadetlerin ve insan eğitiminin amacıdır.

İnsanı, düşük değerli nefsanî hareketlerden korumak için din içinde farklı odaklar oluşmuş ve bunların her biri kendi meşreplerine göre cemaat olmuşlardır. Demek ki her insan, ilgi derecesine göre bir gruba katılmakta ve daha sonra ilerlemek amacıyla başka meşrepleri de tanımaktadır.

İslamın genel ve esas rükünlerini koruyarak, Müslüman olan kavimler kendi kültürlerine göre eğitim ocaklarına sahip oldular. Aynı Allaha inandılar, aynı Kâbe’ye niyetlendiler, aynı Kitabı kıraat ettiler, aynı resulü izlediler, getirdiğine iman ettiler. Tek ve Toplu ibadet ritüeli yanında geleneksel ibadet şekillerini de korudular. Kabullendikleri, inandıkları İslamiyet içinde yaşamaktadırlar.

İslam dini, sadece Müslümanlara gelmemiştir ve fakat dönemindeki ve her inançtaki insanlar için gelmiştir. Ayeti Kerimede Allah buyuruyor: ”Ben isteseydim, sizi tek dilden, tek renkten, tek kavimden, tek dinden yaratırdım. Sizi çokluk içinde yarattım. Bunda sizin bildiğiniz ve bilmediğiniz yararlar vardır”.

İşte buyurun “inanç hürriyet”inin esasları, kaynağı ve sınırları.

Rabb-il Âlemin, “eşrefi mahlûkat” olarak yarattığı ben-i Âdeme seçme hakkı tanımaktadır. Öyle ise “ille de benim inanç doğru, geçerli ve esastır” deyip diğer inançlara saldırmak kimin ne haddinedir?

Din adına bazı şahıslar çıkıyor, Allah’ın isteği yerine “kendi tercihini” dayıyor ve uymayanları düşman ilan ediyor. Böyle bir fikriyatın İslamiyet’le ilişkisi olamaz. Bunlar dünya hâkimiyet ve nimeti için dini “alet/vasıta” olarak kullanmaktadırlar.

Dinlerin tanıtımı ve tebliği vardır: Bunu konuşarak, toplanarak, yayın araçlarını kullanarak kişileri davet ederek ve en önemlisi örnek ve imrenilir bir kişilik sergileyerek yapmalı. Yoksa başkasının ibadetlerini yok sayarak, oraları basarak davet olmaz. Bu dinin kutsallarını alet edinip, başkalarının inanma ve ibadet etme haklarına saldırıdır.

Bilindiği gibi İslamiyet içinde mezhepler ve tarikatlar-meşrepler vardır. Bu şekliyle İslam dünyası, esasa sadık farklı renklerde Müslüman olarak yaşamaktadırlar. İman-itikat açısından zaman zaman tartışmalar olmuştur. İslami kuralların icma’ya ait olanları münakaşa edilmiştir. Hatta Müslüman hükümdarlar, birbirlerini “tekfir” ederek İslam ümmetindeki hâkimiyet savaşlarına dini maalesef alet etmişlerdir. Bu savaşlardan yere düşen ve hala kaybolmadığı anlaşılan “kan çiçeklerini” tanımak, bunlardan sakınmak ve alet olmamak gereklidir.

Son yargılama Rabbil Âlemin’de olduğu halde, bazı zümreler şimdiden insanları dinden çıkmakla yani “tekfir”le suçlamakta ve kendisine göre cezalandırmaktadır (yani öldürmektedir). Fıkıh kitaplarında bu konu ayrıntılı olarak incelenmiş, tekfirin şartları belirtilmiş, cezanın (öldürmenin) ne zaman ve nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Sultan istekli bu hükümler, kitabına uydurularak irad edilmiştir. Bunca İlahiyat Fakülteleri ve hocaların bulunduğu memleketimizde, İslamın özüne uygun bir yayının, etkinliğin yapılmasını gerekli görüyoruz. Sultani fetvalar gözden geçirilmeli ve Kur’an’a uygun olanlar belirtilmelidir. Sultanın kılıçla savaştığı insanlara karşı bu alimlar de kalemle savaşmaktadırlar. Bunlar Kur’ani hakikatler yerine, sultanların isteğine göre fetva vermektedirler.

Eskinin yanlışında ısrar yanlıştır ve gereksizdir. Günümüzün demokratik ortamında herkes inancında hürdür ve toplumu rahatsız etmeyecek şekilde ve mekânda, zamanda ibadetini icra edebilmelidir. İslamiyet ve demokraside hakkın kullanılması sayıya bağlı değildir. O ki haktır, saygı görmeli ve korunmalıdır.

*

Cem ibadeti sırasında, Adana Alevi Derneğinde (28.01.2016), birkaç kişinin Ayini basarak oturanları/ibadet edenleri Kur’an’a davet etmeleri bir provokasyondur, kınıyorum. Din ve Kur’an kimsenin tekelinde değildir. Yüce Allah buyuruyor ki “dini de Kur’an’ı da Ben koruyorum”.

İslamiyet barış ve huzur dinidir, mezhep ve meşrep yarışının, öncelemenin yeri ve zamanı değildir. Toplumu ve ümmeti bölenler yanlıştadır.

İnsanlar iyilikte, güzellikte, yardımda yarış halinde olmalıdır. Dinin, inancın alametlerini alıp kavgaya çıkmak hakka tecavüzdür.

Herkes kendi inancını; toplumun sağlık ve güvenliğini tehlikeye düşürmeden yaşamak ve öğrenmek, öğretmek hakkına sahiptir. Buna göre davranmak ne güzel, gerekli ve şarttır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim