- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Joe Biden’ın Fısıldadıkları

Aziz Terzi / Yazar
İnsanların, olayları değerlendirebilmeleri için ellerinde bir takım gözlemlerin, ön bilgilerin, delillerin mevcudiyeti gereklidir. Tüm bunların varlığı doğru değerlendirme ve sağlıklı sonuçların varlığını beraberinde getirir mi? Burası tartışılması gereken bir noktaya işaret ediyor. Doğru değerlendirme, sağlıklı kriterlerin varlığını zorunlu kılmakla birlikte, sağlıklı sonuçlara ulaşmak da doğru bir bakış açısını gerektirir. Bağlamından koparılmış iki gerçek üçüncü bir gerçeğe ışık tutmayabilir. Bağlamından koparılmış delillerin doğru bir sonuca ulaştırmayacağı gibi... İnsanların aynı olaylara bakıp, farklı sonuçlar çıkarması nasıl olur? İşte burası kör noktadır. Tam bir görme için iki gözün varlığı gereklidir. Belli bir odağa tek gözle bakmayı denediğinizde belirli aralıklarla bazı nesneleri göremezsiniz. Bunun nedeni o görüntünün belirli aralıklarda görme sinirlerinin olmadığı alanlara düşmesidir. Bu durumda nesne orada olduğu halde görme gerçekleşmez. Çünkü görüntü, kör noktaya düşmüştür. İşte iki gözün varlığı ile birlikte kör noktalar ortadan kalkıyor, tam bir görme gerçekleşiyor. Doğru bilgilerin varlığı da doğru bir bakış açısı ile bütünleşmedikçe sağlıklı değerlendirmeler yapmak zorlaşacak, belki de imkânsız hale gelecektir. Şimdi bu mülahazalar ışığında bir takım değerlendirmeler yapmak istiyorum.
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, geçen hafta Cuma günü Başbakan Davutoğlu ile Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisinde görüşmesinin ardından Pazar günüde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Beylerbeyi Sarayında bir araya geldi. Bu görüşmeler öncesinde Başbakan Davutoğlu, Irak’a gitmiş ve Irak Başbakanı Haydar El İbadi ile görüşmüştü. Erdoğan ise beş günlük bir Afrika ziyareti ardından Biden ile görüşmesini gerçekleştirirken, Biden ise Fas ve Ukrayna ziyaretleri ardından Türkiye’ye gelmişti.
Biden ile yapılan görüşmelerde;
-Irak konusu ki, IŞID meselesini, Kuzey Irak ve enerji güvenliği meselesini aynı zamanda Irak’ın bütünlüğü meselesini bünyesinde barındırmaktadır.
-Suriye meselesi
İki temel gündem maddesini oluşturuyordu.
Irak meselesine gelince; Irak’ı işgal ettiği 2003 yılından bu yana Amerika’nın Irak’ı parçalama düşüncesi devam etmektedir. Irkçılık ve mezhepçilik düşüncesine dayalı olarak hazırlanan ve Bremer anayasası olarak bilinen anayasa, uygulamaya konulduğu günden beri, gün be gün Irak’ı parçalanma uçurumuna sürüklemektedir. Hali hazırda Irak, Şii Bölgesi, Sünni Bölgesi ve Kürt Bölgesi olarak üç temel bölgeye ayrılmış bulunmaktadır. Dikkatli bakanların görebileceği bir nokta var. Amerika’nın Irak’a müdahalesi belirlenmiş üç bölgenin bozulması noktasında gündeme gelmiştir. Amerika bu bölgelerdeki iç çatışmaları kendi güvenlik politikası açısından bir ihlal olarak görmemekle birlikte, bölgelerin birbirleri ile çatışmaların da taraflar açısından bir bölge ihlali olduğunda Amerikan müdahalesi söz konusu olmuştur. Çünkü Amerikan’ın Irak politikası, Irak’ın üçe bölünmesi üzerine oturmaktadır. Biraz geriye gittiğimizde mutlaka hatırlanacaktır. Işidin Bağdat’a ilerlemesine izin vermeyen Amerika aynı şekilde Işidin Kuzey Irak’a ilerlemesine de izin vermemiş askeri müdahalede bulunmuştur. Ama Işidin sünni bölgelerdeki ilerleyişine müdahale etmemiştir. Çünkü bunu kendi politikası açısından bir güvenlik ihlali saymamıştır.
Irak’ta durum böyleyken benim asıl merak ettiğim konu ise bizimle ilgili; Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve Biden’ın açıklamalarına baktığımızda Irak konusunda kapsamlı bir mutabakattan bahsediyorlardı. O zaman soru şu; Türkiye, Irak’ın parçalanması sürecinde Amerika ile stratejik partnerlik yapacak mı?
Suriye meselesine gelince; Amerika, Türkiye’nin katkısıyla Suriye’deki silahlı muhalefete yönelik yeni bir süreç başlatmak ve bunları ÖSO ve benzeri ılımlı bir yapı altında birleştirmek istemektedir. Bu, Suriye devriminin askeri yönünün kontrol altına alınmasına yönelik olacaktır. Muhtemelen Suriye’nin siyasi geleceği açısından da Amerikan planlarına hiç itiraz edemeyecek bir siyasi yapıyı arzulamaktadır. Bu süreçte Türkiye’nin üstlendiği temel siyasi misyon ise; Amerika’nın Esed’in alternatifi olmak üzere yetiştirmeye çalıştığı “dışarıdaki Suriye muhalefeti” denilen yapıya kucak açması, büyütülmesi ve Suriye içerisinde kabulünün sağlanması iken, askeri anlamdaki misyonu ise; Suriye içerisinde oluşan irili ufaklı silahlı muhalif gurupların demokrasi yanlısı olanlarının ve Esed’in ordusundan ayrılanları bir araya getirdiği ÖSO denilen yapılanmaya kucak açması ve desteklemesidir. Bu söylediklerimden Amerika’nın Esed’e karşı mücadele ettiği anlaşılmasın. Bilakis, Irak’ta Maliki’ye yaptığını, Mısır’da Mübarek’e yaptığını, fazla uzatmadan kısaca söyleyelim, siyasi ömrünü tamamlamış ve halklarını yönlendirme becerisini kaybetmiş liderlere yaptığını Esed’e de yapacaktır. Yani Amerika’nın Suriye planında Esed’in yeri yok. O zaman Amerika, Esed’i neden ayakta tutmaktadır, diye soran olursa cevabı çok açıktır. Siyasi ömrü olan ve Suriye halkını ikna edecek yeni bir lider bulana kadar Amerika, Esed’in arkasında durmaya devam edecektir. Biden’ın Türkiye ziyareti sırasında Suriye ile ilgili açıklamaların da Türkiye ile önceliklerimiz farklı açıklamasının arkasında aslında bu gerçek yatmaktadır. Ayrıca Biden’ın ziyaretinin, tezkerenin hemen akabinde Türkiye’ye gelen ABD Başkanının Özel Temsilcisi John Allen’in ziyareti ile Türkiye-Amerika arasında mutabakata varılan “eğit – donat” projesinin uygulanma sürecinin konuşulmadığını düşünmek pek olanaklı görünmemektedir.
Enerji güvenliği meselesine gelince; bu konu hakkında bir şey söylemeye geçmeden önce “enerji güvenliği” kavramından anlaşılması gereken noktayı belirtmekte fayda var. Enerji güvenliğinden kasıt enerji noktasında büyük bir açığı bulunan Avrupa ülkelerine ve en genel anlamıyla Batıya, enerji kaynaklarından yani orta doğudan, enerjinin güvenli bir şekilde aktarılması kastedilmektedir. Başbakan Davutoğlu’nun, Biden’ın Türkiye temaları öncesi gerçekleştirdiği Irak gezisinin bel kemiğini işte bu enerji güvenliği meselesinin oluşturduğunu söyleyebiliriz. Başbakan Davutoğlu ile birlikte İstanbul’da Atlantik Konseyi Zirvesi oturumuna katılan Joe Biden’ın, Rusya enerjiyi bir silah olarak kullanıyor, açıklamalarının arkasında Avrupa’ya güvenli enerji nakli için alternatif ve kalıcı hatlar oluşturma ihtiyacı yatmaktadır. Türkiye’de bu güvenli enerji hattı üzerinde bölgesel bir jandarma rolü oynuyor gibi görünmektedir. Çözüm sürecinin en temel dinamiklerinden birisi de işte bu enerjinin güvenliği meselesi gelmektedir.
Tüm bu değerlendirmelerin ışığında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrika ziyareti dönüşünde yaptığı açıklama da çözüm sürecindeki başarısız bir ayak olan Oslo görüşmelerindeki İngiliz tuzağına dikkat çekişi üzerinden, ben de bir hatırlatmada bulunmak isterim. Evet, İngiliz tuzağını görüyoruz, peki bize tüm bu süreçlerdeki Amerikan tuzağını kim gösterecek?
Bu arada kendisini Yahudi olmayan bir Siyonist olarak tanımlayan ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın ziyareti sırasında Türkiye-İsrail varlığı(!) ilişkilerinin gündeme gelmediğini söylemek de mümkün değildir. Benden size bir tavsiye, önümüzdeki süreci izleyin. Türkiye ile İsrail varlığının ilişkilerinde Biden’ın ziyareti sonrasında daha farklı bir sürecin yaşanacağını söylemek mümkündür. Sahi, Mavi Marmara’da şehit olanların intikamını aldık mı? İsrail varlığının Gazze ablukası kalktı mı? Bu soruların cevabını düşünmek için sizi one munite pardon bir dakika düşünmeye davet ediyorum.
Tüm bunlar ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın ziyareti esnasındaki açıklamaları üzerine yapılan değerlendirmelerdir. Herkes beni mazur görsün ama benim asıl merak ettiğim nokta Joe Biden’ın neler fısıldadığıdır. Onu da zaman gösterecek…
Aziz Terzi
m.azizterzi@gmail.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- İsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Terör ve İslami Beldelerdeki Terörizm Üzerine25 Nisan 2016 Pazartesi 06:00
- Oryantalist Bir Yaklaşım; Hadis ve Sünnet İnkârcılığı22 Ocak 2016 Cuma 06:00
- Bir Sonraki Dönemi Görebilmek13 Kasım 2015 Cuma 06:00
- Makyavelizm ve İslamcılık11 Eylül 2015 Cuma 06:00
- Yeni süreç, roller ve Ak Parti07 Temmuz 2015 Salı 08:55
- İslam ümmetinin stratejik vizyonu01 Temmuz 2015 Çarşamba 08:48
- İslam akidesinin özelliği üzerine bir bakış30 Mayıs 2015 Cumartesi 09:17
- Değişen Batı Öykünmeciliği ve Neo-Aydınlarımız!08 Mayıs 2015 Cuma 06:03
- Kelime-i Tevhid ve Biz Müslümanlar10 Nisan 2015 Cuma 06:42
- 5. Yılında Suriye Devrimi ve Çanakkale20 Mart 2015 Cuma 06:43
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












