- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Kanavalın cenaze töreni

Sedat MEMİLİ / Yazar
Sadece insanların değil; karnavallar içinde cenaze töreni düzenlenir.
Bazı toplumlarda, “ölümün kovulması” töreninde, neşelerde kovulabilir.
Kötülükleri kimse sevmez; kötülüklerin ölümle özleştiği toplumlar, kötülüklerden kurtulmak için, ölümü yaşadıkları yerden kovma törenleri ile bir araya gelirler.
Buna ölümün kovulması denir ve bir karnaval havasında tören gerçekleşir.
Tubingen yöresinde, “Shroveite Ayısı” adı verilen bir saptan-adam yapılır. Adının öyle olduğuna bakmayan, köylümüzün yaptığı korkuluklara benzer. Bu saptan adama pantolon giydirilir; boynuna taze yapılmış bir kara sosis ya da içi kanla dolu iki torba sokulur.
Resmi bir suçlamadan sonra başı kesilir, bir tabuta yatırılır ve kilise avlusuna gömülür.
Bazen korkuluklar (Saptan – Adam) asılır; asılma gerçekleşmeden önce yapılan törenlere göre, saptan – adam bir kızağa yerleştirilir; kızağı iki beyaz, iki doru at çeker.
Saptan-Adam’ın yanında devamlı dönen bir araba tekerleği olur.
Yaşlı adam gibi giyinmiş iki delikanlı ağlayarak izlemektedir kızağı.
Köyün öteki delikanlıları ata binmiş ve kurdelelerle süslenmiş olarak tören alayına eşlik eder; alayın başında, yeşil yapraklardan taç taşıyan ve bir araba ya da kızak üzerinde çekilen iki kız bulunur.
Bir ağacın altında yargılama yapılır, asker giysileri giymiş olan delikanlılar ölüm kararını ilan ederler. İki yaşlı adam saptan-Adam’ı kurtarmaya ve onunla birlikte kaçmaya çalışır; ama yararsızdır; bu iki kız saptan adamı yakalar ve cellada teslim eder; o da bir ağaca asar.
Yaşlı adamlar boş yere ağaca tırmanıp onu aşağı indirmeye çalışırlar, hep yere düşerler.
Sonunda umutlarını yitirmiş olarak yere atarlar kendilerini ve asılan adam için ağlarlar, feryat ederler.
Bir görevli konuşma yapar ve karnavalın ölüme yargılanmış olduğunu ilan eder, çünkü ayakkabılarını eskiterek, onları yorarak uykularını getirerek zararı dokunmuştur kendilerine.
Korkuluğun gömülmesi kötülükle birlikte kanavalında gömülmesi anlamına gelir.
Seçimler, mantık ve ülke gerçeklerinden yoksun bir karnavaldı.
Gürültü tüccarlığı, reklam ustalığı, etik değerlerin ayaklar altına alınışı...
İdealistlerle – çıkarcıların; iyilerle kötülerin; halk merkezli düşünenlerle cep merkezli düşünenlerin; her şeyi mubah sayanlarla, ilkelerin önemi görenlerin; kent için bir şeyler yapmak isteyenlerle kendi için bir şeyler yapmak isteyenler; yağma düzenine son vermek isteyenlerle, yağmanın devamını isteyenlerin karnavalı sona erdi.
Bu karnavalın demokrasideki adı seçim çalışmaları.
Bu karnaval Cumartesi günü gömülecek.
Şimdi sıra çöpten adamların ortaya koyduğu uygulamaların gömülmesi.
Bir zihniyetin, bir kokuşmuşluğun gömülmesine sıra geldi.
Gerçekten sıra geldi mi? Henüz bilmiyorum.
Pazar akşamı belli olacak.
Ama her şekilde gömülen değerler olacağı açıktır.
Kiminin umutları gömülmüş olacak...
Kiminin beklentiler...
Kiminin tahmini, kiminin padişahlığı...
Kişiler bağlamında gömülen değerler bir yana, Adana umutlarının gömülmemesini diliyoruz elbette.
Davullar, zurnalar, ziller ve klaksonlar...
Hepsi birer sessizliğe ve beklentiye gömüldüler.
Sustular. Susmalıydılar. Şimdi Adanalı’nın konuşması gerek.
Saptan adama ne oldu bilmiyorum; ya gömülecek yada kabile şefi olacak...
Yaşasın demokrasi...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












