Kaptan: AK Parti, BBP’ye operasyon yapıyor

“AK Parti’nin birleşme talebini kabul etmediğimiz için partimizi karıştırmaya çalıştılar. Bunda başarılı olamayınca da operasyon hazırlığına başladılar. ‘Ya bendensin, ya bitersin’ diyorlar. Dik duracağız ve boyun eğmeyeceğiz…” Bu sözler Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kaptan Kartal’a ait. Adana Medya’yı ziyaret eden Kartal, imtiyaz sahibimiz Taner Talaş’a önemli açıklamalarda bulundu.
PKK’nın legal bir yapılanmaymış gibi gösterildiğini, terörist Abdullah Öcalan’ın itibarı arttırılırken, Fethullah Gülen’e hain muamelesi yapıldığını belirten Kartal, “Hizmet hareketi eli silahlı bir terör örgütü değil” dedi. Çözüm Süreci’ni Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bile bilmediği iddia eden Kartal, “10 kişinin dudağı arasında Türk milletinin kaderi çiziliyor” şeklinde konuştu.
“Öcalan’ı sayın, Gülen’i hain yaptılar…”
ADANA MEDYA – Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kaptan Kartal, yakın geçmişte AK Parti’nin kendilerine ‘Bize katılın’ teklifiyle geldiğini ancak bunu kabul etmediklerini söyledi. Birleşme talebi reddedildikten sonra partilerinin karışması için bir takım oyunlar oynandığını belirten Kartal, “Aramıza fitne sokamadılar. Şimdi partimize karşı bir operasyon yapacaklar. Ama biz bu operasyona karşı dik duracağız. Çünkü bu partide Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehit kanı var” dedi. Adana Medya’yı ziyaret eden Kaptan Kartal, terör örgütü başı Abdullah Öcalan’ın itibarı arttırılırken, Fethullah Gülen’e hain muamelesi yapıldığını kaydetti.
BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ SEÇİMLERE NASIL HAZIRLANIYOR? 2015’TEN BEKLENTİLERİNİZ VE HEDEFLERİNİZ NELERDİR?
İl il dolaşıyor ve istişare toplantıları gerçekleştiriyoruz. Farklı siyasi partilerden BBP’ye katılanlar var. Mahalle ve sokaklara kadar inip Haziran ayındaki 2015 seçimlerine yoğun bir şekilde hazırlanıyoruz. Aralık ayında Ankara’da “Program ve Vizyon Kurultayı” yapılacak. Parti tüzüğümüzü Bolu Gerede’de düzenlediğimiz toplantıda çağa uygun hale getirdik. Bununla beraber yeni bir vizyonla gireceğimiz kurultayımızda ilkleri gerçekleştireceğiz. Bunun için bütün arkadaşlarımız şu an sahadalar. Yalnızca genel başkan yardımcıları değil aynı zamanda MKYK üyeleri ve teşkilat başkanlığı bünyesindeki parti müfettişlerimiz ince eleyip sık dokuyor. Çünkü kamuoyu araştırmalarına göre, BBP baraj çıtasına bir hayli yaklaştı. İlk defa anketlerde BBP diğerleri kısmından çıktı. Kendi hüviyetiyle var artık. Eskiden hep diğerleri kısmındaydık. Gün geçtikte trendimiz yükseliyor. AK Parti’nin ise parçalanmaya başladığını görüyoruz. Bizim milletimiz de zaten genelde emanetçiye oy vermiyor. Geçmişte bunun örnekleri de yaşandı. Süleyman Demirel’in köşke çıkıp Tansu Çiller’i, Turgut Özal’ın köşke çıkıp Mesut Yılmaz’ı arkasında bırakması, partilerin dağılmasıyla sonuçlanmıştı. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan’ın yerini Ahmet Davutoğlu’na bırakması akabinde de benzer durumlar yaşanacak. Bir parti erimeye başladığı andan itibaren artık durmuyor. Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi ve Demokratik Sol Parti'de bunu gördük. Biz çağımıza uygun sosyal politikalarla ve gerçekten Türkiye’yi yönetebilecek bir kadroyla ve o kadronun programlarıyla seçimlere katılıyoruz. Bunu da milletimizle buluşturacağız.
AK PARTİ’NİN BİRLEŞME TALEBİNİ NEDEN KABUL ETMEDİNİZ?
AK Parti yakın geçmişte bize birleşme teklifinde bulunmuştu. BBP her zaman mazlumların ve mağdurların serbest kürsüsüdür. Bu kürsü kıyamete kadar var olacaktır. Bu nedenle tekliflerini reddettik. Bizde kolaycılık yok. Zor, oyunu bozar ve zor gelen zor gider. Biz kendi partimizi birilerine vermedik ve vermeyeceğiz. Biliyorsunuz bir cumhurbaşkanlığı seçimi yaşadık. Ne yazık ki iktidarı elinde bulunduranlar, “Ya bendensin, ya bitersin” yapısına getirdi ülkeyi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerin de bunun en bariz örneklerini yaşadık.
YEREL SEÇİMLER ÖNCESİ PARTİ İÇİNDE YAŞANAN TARTIŞMALARI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Sadece hizmet hareketini değil, bizi de hedef aldılar. “Muhsin Yazıoğlu’nun davasına ihanet ettiler. Yazıklar olsun. Ne istediler de vermedik?” gibi açıklamalar yapıldı. İki genel başkan yardımcımız ve bir ocak başkanımız, Genel Başkanımız Mustafa Destici’ye, ‘Biz seni tanımıyoruz’ diye çıkış yaptı. Şimdi onların kimlerle ilişki içine girdiğine bakılırsa, parti içine nifak sokmak isteyenlerin kim oldukları da ortaya çıkar. Geçmişte bizde Alperen Ocakları Başkanlığı yapan biri gidip Alperen Ocakları Derneği kurmuş. Kurduğu dernek için de, “Bizim BBP ile bir bağımız yok” demiş. Havuz medyası da bunu almış, “Alperenler BBP’ye rest çekti” diye haber yapmış. Halbuki bizle alakası yok. Bizim ocağımızın adı Alperen Ocakları İlim, Kültür ve Yardımlaşma Vakfı. Bu resmen fitne sokmaktır. Ancak partimizi hiç kimse ele geçiremez. Çünkü buranın mayası temiz. Burada şehit kanı var. Muhsin Yazıoğlu’nun kanı var burada. Partimize karşı bir operasyon yapacaklar. Ama biz bu operasyona karşı dik duracağız.
PARTİNİZDEN ÇOK SAYIDA İSTİFA OLDUĞU HABERLERİ YAYILIYOR. BU DOĞRU MU?
AK Partililer, partimiz önüne stand açmış geçen rozet takıyor. Sonra da BBP’den bize geçtiler diye açıklama yapıyor. Oysa bizimle ilgisi yok. Van’da da bunu yaptılar. İl başkanımızın, AK Parti’ye geçtiğini söylediler. Yalanları kısa sürede ortaya çıktı. Havuz medyası 77 kişi BBP’den, AK Parti’ye geçti diye haberler yaptı. Halbuki 4 kişi istifa etmişti. Bundan 15 gün sonra Ankara’da partimize bin kişilik bir katılım oldu. Bununla ilgili tek kelime bile haber yapılmadı.
HERHANGİ BİR PARTİYLE İTTİFAK YAPMA DÜŞÜNCENİZ VAR MI?
Gündemimizde seçim ittifakı yapmak gibi bir düşünce yok. Kendi başımıza seçime gideceğiz. Anketlerde yüksek sonuçlar çıkmaya başlayınca, partimiz bir çekim merkezi haline geldi. Partimiz Anadolu’da bir algı oluşturdu. Gittiğimiz yerlerde aldığım intiba da bu yönde. Adana’da ise Tufanbeyli ve Karataş gibi ilçelerde 2’inci parti olduk. Yerel seçimlerde bir talihsizlik yaşadık. Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, seçime bir gün kala adaylıktan çekildi ve MHP adayını destekleyeceğini açıkladı. Siyasi ahlak, bu değildir. Neticede bu arkadaşımız, siyasette düzgün olmayan bir şey yaptı. Herkes kendi hür iradesiyle istediğini destekler. Ama adayken böyle bir hareket yapmak doğru bir iş değildir.
GÜNDEMDEKİ KONULAR HAKKINDA ŞAHSINIZIN VE PARTİNİZİN DÜŞÜNCELERİ NELERDİR?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan saray yaptırmakla övünüyor ve 1000 odalı değil 1150 odalı olduğunu söylüyor. Bir de diyor ki Sayın Cumhurbaşkanı 'İtibarın tasarrufu olmaz.' Geçmişte kaynak olması için eski TBMM lojmanlarını satmışlardı. Kaynak yoktu da sen niye Ak Saray'ı yaptın o zaman? Eski parayla 5 katrilyondan bahsediyorlar. Vereydin fakire fukaraya, çok mu elzemdi senin sarayın. Milletin diyorlar ya. Toplayacaksın 1000 kişiyi malımıza sahip çıkmaya geldik diyeceksin. Madem milletin, geldik o zaman odamız nerede bize göster diyeceksin.
“GÜLEN’İ İTİBARSIZLAŞTIRMAK KİMSEYE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ”
Terör örgütü başı Abdullah Öcalan’ın itibarı arttırılırken, Fethullah Gülen’e hain muamelesi yapılıyor. Cemaatin elinde silah yok ve ülkeyi parçalamaya çalışmıyor. Terör örgütüne karşı yapılması gereken mücadelenin kat be kat fazlası bugün hizmet hareketine gerçekleştiriliyor. Fethullah Gülen hain değildir. Onun itibarını kaybettirmeye çalışmak kimseye bir şey kazandırmaz.
“ÇÖZÜM SÜRECİNİ BAŞBAKAN DAVUTOĞLU DAHİ BİLMİYOR”
Ülkede aslında bir çözüm süreci yok. Öcalan’ın, Kandil’in ve PKK’nın bir fantazisi söz konusu. Bu işin böyle çözülmeyeceğin ve Türkiye’nin bundan zararlı çıkacağını üstüne basa basa söylüyoruz. Bence Ahmet Davutoğlu çözüm sürecinin maddelerini bilmiyor. Eğer biliyorsa bu millete açıklasın. Milletin bunu bilmeye hakkı var. 10 kişinin dudağı arasında Türk milletinin kaderi çizilmemeli. Milletvekillerinin bilmediği hatta başbakanın dahi bilmediği bir sürece girmişiz. Kürt sorunu değil de Kürdün sorununu çözerek, bu problemlerin tamamını ortadan kaldırabiliriz. Yıllarca bu ülkede yanlış şeyler söylendi. Bugün bir başbakan danışmanı televizyona çıkarak Öcalan’ı övebiliyor. Bu danışmanın maaşı ise Türki milletinin cebinden çıkıyor. Ne yazık ki milliyetçilik ayaklar altına alındı. Aslında bir çözüm süreci yoktur. Amerika ve İsrail’in oyunu vardır. Bu ülkeyi bölünmenin eşiğine getirdiler. Bundan kurtulmanın tek yolu bu çözüm sürecinden derhal vazgeçmektir. Televizyonlara çıkan konuşmacılar ekranlarda Türkiye’yi bölgelere bölüyor, vatan toprağında federe devletler kuruyor ve bunu da ballandıra ballandıra ileri demokrasi diye anlatıyorlar. Konuşmacılar o kadar ileri gidiyor ki Milli değerleri bir avuç bölücünün hatırı için ayaklar altına alıyor. Dilsiz, yada iki dilli, bayraksız yada bayrağının adı belli olmayan, isimsiz, kimliksiz bir ülke anlatıp duruyorlar. Karşı çıkanlar, direnenler, gidişatın nereye varacağını görenler, ülkesi milleti için yüreği yananları ise paranoyaklıkla suçlayıp aşağılıyorlar. Hangi kanalı açsanız, bölünmenin faziletlerini anlatan biriyle karşılaşıyorsunuz. 28 Şubat, milletin dinine musallat olmuştu. İmralı süreci, milliyetine musallat oldu. Her iki dönemde de aşağılanan, hissiyatı dikkate alınmayan, adam yerine konulmayan sesi duyulmayan milletimiz oldu. Terör örgütü başı İmralı'dan “Ulus devlet bitmiştir, devlet federasyon temelinde yeniden yapılandırılmalıdır” diyor. Medya da bazı gruplar hemen hep bir ağızdan “Evet, ulus devletler çağı kapanmıştır” diyor. "PKK Anayasa’da Türklük ve vatandaşlık tarifi istemiyorum" diyor, borazanları hemen “Anayasa da etnik kökene vurgu yapılmasın” diyor. Halbuki Anayasa da ki Türk kelimesi bir etnik grubu değil bütün etnik grupları kuşatan bir kavramdır. Türk kelimesi bütün etnik kökenleri örten yorgan gibidir çekip alırsanız ortada kimliksiz bir millet kalır. Ekranlarda konuşan bazı medya mensupları, değer verdiğimiz, saygı duyduğumuz ne varsa, "PKK’nın hatırına" çiğniyor. Adımız Türk olmayacak, Türk Bayrağı olmayacak, PKK mutlu olsun diye vatan coğrafyasında beylikler dönemi Anadolu’sunu hatırlatan devletçikler kurulacak, bunun adı da barış olacak. Her şeyi verip karşılığında barış alacağız. Büyük Birlik Partisi olarak biz kanın durmasını, ülkemizde Türkmen’i, Kürdü, Zaza‘sı, Laz’ı, Boşnak’ı ve benzerleriyle, bütün etnik kökenli vatandaşlarımızla ay yıldızlı bayrağımız altında bir ve beraber yaşamasını istiyoruz. Bunun yolu ne ‘vur’ deyince vurmak, ne ‘öldür’ deyince öldürmektir. Ne de elini kolunu sallayıp çıkıp gitmektir. Bunun yolu adalettir. Kim suç işlemişse, adalete hesabını vermek zorundadır. Aksi durum vatandaşlarımızın devlete ve yargıya olan güvenini sarsar.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












