- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Kardeş olmak ve kardeş kalmak

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Kardaş ve kardaşlık
Kardeş; anadan ve babadan olduğu halde; aynı duygu ve bağlılıkla "kardaşlık" oluşturmak mümkündür. "Ahiret- axret kardeşliği, kan kardeşliği" böyledir. Aynı siperde yatıp, ortak düşmana cephe almak, birbirini korumak,"kanı-kana katmak, yani kan kardeşi" olmak da böyledir. Bu ifadelerde "karın ve kan" ortaklığı vardır. Bunlardan ayrı, bir de "kader kardeşliği" vardır. Mahkûmiyet, göçmenlik durumunda da bu duygu oluşur. Bütün bu kardeşlikler bireyseldir ve zaman içinde, özellikle doğu toplumlarında vardır.
Bir de toplumların/kavimlerin "tarih ve kader kardeşliği" vardır. Bunun yegâne örneği Türkler ve Kürtlerdir. 11.yy.dan itibaren Türkler Orta Asya'dan göç ederek ve özellikle Moğol saldırı ve istilalarından kaçarak İran'a ve oradan Anadolu'ya, Mezopotamya'ya geldiler. Buranın yerli halklarıyla savaşarak, anlaşarak Türkmen Beylikleri kurdular. Aradan zaman geçti, Moğol istilası kavim farkı gözetmeden herkesi kırdı, kılıçtan geçirdi, İlhanlılar olup İran'da kaldı ve Timur komutasında Ankara Savaşında (1402) Yıldırım Beyazıdı yendi.
Tarihi olan bu süreç içinde Türkler yerli birçok kavim ve inançla karşılaştılar. Bu toprakların otantik halkları içinde ençok Kürtlerle anlaştılar, karşılıklı kız alıp vererek hısım oldular, birbirinin lisanını öğrendiler. Çocuklar dayı ve amcalarını eşit bildiler, hangisi becerikli ise ondan yana davrandılar. Bu şekilde aşiretler de karıştı. Türkmen yerleşimi arasında Kürt aşiretleri yaşadılar ve Türkmen Reisine-Aşiret Federasyonuna bağlı kaldılar, bunlara "Türkmen Kürtleri" (Ekrad-ı Etrak) dediler. Aynı şekilde Kürt Aşiret Federasyonu içinde Türkmen aşiretleri de kaldılar, bunlara da "Kürt Türkmenleri" dediler (Etrak-ı Ekrad) dediler (Etrak: Türk, Ekrad: Kürt demektir).
"Ne kadar Türk isem, o kadar da Kürdüm. Ne kadar Kürt isem, o kadar da Türküm) deyişinin altında yatan gerçek budur. Yani Türklerin gelişi ve işgaliyle Kürtlerle aralarında çatışma oldu. Sonra gelişen Moğol istilasına karşı, bir kader ortaklığı doğdu. Mezopotamya ve Anadolu'da yerleşik kavimler, Türkmenlerle birlik olup Moğol'a karşı savaştılar. Kürtlerle Türkler barıştılar ve birlik olup yurtlarını korudular.
Ulus-Devlet muamması
Bu "tarih ve kader kardeşliği" yüzyıllarca devam etti. Ancak Cumhuriyetin Kuruluş döneminde işler karıştı. Cumhuriyetin kurucu kadrosu, dönemin "ulus-devlet" akımına uyarak Anadolu'da Türkmen kavim ve Boylarının esas alınacağı "milli bir devlet" kurmak istediler. Bu halk tabanını genişletmek amacıyla; "kim ki ben Türküm der ve Türk mefkûresine hizmet ederse Türk'tür. (Ne mutlu Türküm diyene!)" diyerek katılımı arttırmak istediler. Böylece kan ve kültür karışımına dayalı bir "Türk ulusu" inşa etmeğe çalıştılar ve bunu kurulan Türkiye Devletinin esası olarak belirlediler. Kan-Kavim olarak Türkmen ve kültür olarak Türkmen kültürünü esas alan "Türkçülük" ideolojisini kuruluş felsefesi/ilkesi olarak benimsediler. Bu öyle bir noktaya vardı ki Türkiye uyruğunda olan her "vatandaş" "Türk" sayıldı. Yani vatandaş, resmen ve mecburen "Türk" yapıldı, halen de böyledir.
Demokratikleşme şarttır
Türk-Kürt kardeşliği vardır ve devam etmektedir. Kardeşler arsında hak-hukuk davası olabilir, bunun hal yolu akıl, örf, adet ve mahkemeler ile siyasettir. Yani en sonunda halkın kararıdır. Ancak bunun için herkesin güvenlik içinde kendisini ifade edebilmesi gerekir. Yani önü-sonu demokrasi olmalıdır. Demokratik hakları yasal ve barış içinde istemek ve tartışmak ortamı yaratılmalı ve yaşatılmalıdır. Bu olmadığı zaman, siyasal istekler başka çıkış yolları aramak ve yaratmak durumunda kalmaktadır. Kürt Sorununda maalesef bu noktaya gelinmiştir.
Türk-Kürt kardeşliğini, birlik ve eşit hak sahibi oluşunu kabul edenlerin, konuşma ve fikrini açıklama zamanıdır. Konuşalım ki kavga olmasın. Söz söyleyelim ki kurşun sıkılmasın. Yaşamak için gayret olacağına, maalesef baskı ve zulüm için kuvvet kullanılmaktadır. Konuşarak sorunu çözeceklerine, siyaset aktörleri; red ve inkâr ile devlet yönetmeğe talip olmaktadırlar. Sadece kendisini haklı ve meşru görüp, aynı hakka sahip olanı "yok" saymak ne menem şeydir? "Kürt sorunu vardır" deyip görüşme yapanlar, bunun için baldıran içerim diyenler ve sonra da bunları inkâr edip; "masa, diyalog, müzakere, mutabakat yoktur" diyenler ne kadar inandırıcı olabilir?
İlla Başkanlık
Üç senelik çatışmasızlık döneminde, güvenlik yolları, HES'ler, Kalekollar inşa edildi, asker eğitimleri arttırıldı, organizasyonlar yapıldı, birliklere ilave özel kuvvetler konuşlandırıldı. Bunun yanında, gerilla da eğitim gördü, Suriye'de tecrübelendi. Erdoğan'ın açıklamalarında belirttiği gibi şehirlerde cephane biriktirildi, yollara tuzaklar kuruldu. Bu ortam devletin bilgisi içende olmalıdır.
İmralı ile görüşmeler askıya alındı ve derken 07 Haziran 2015 Genel Seçiminde beklediği 400 milletvekilini AKP çıkaramadı. Bunun neticesi olarak Recep Tayip Erdoğan, Anayasa değişikliği ile "Başkan" seçilemedi. Bunun acısı yüreğe oturmuştur. Başkanlık için herşey göze alınmıştır. Siyasal manevra daralınca veya etkili olmayınca devreye askeri ve mali operasyonlar girmiş bulunmaktadır.
Dağlıca ve Iğdır
İşte Dağlıca'da olan pusu ve katliam, yürekleri kanatmıştır. Ölenlere rahmet dilemek yeterli değildir. Bu bir yarış da değildir. Kim kime karşı niçin savaşıyor? Zırhlı araçlar, kilolarca patlayıcı, savaş helikopterleri ve 50 uçakla bombalanan alanlar? Bu nasıl bir terördür? Görülüyor ki bu düpedüz bir savaştır. Siyasal istekleri olan bir savaştır.
Siyasal sorunların, siyasetle çözülmesi şarttır.
Doğudan Batıya yolcu taşıyan otobüslerin önü kesilmekte ve doğum yerlerine göre kontrol ve şiddet uygulanmaktadır. Siyasi istekleri ve Türkiye için idari projesi olan HDP Genel Merkezi yakılmakta ve diğer il-ilçelerde merkezleri tahrip-yağma edilmektedir.
Cizre'de 6 gündür sıkıyönetim uygulanmakta, fırında ekmek sırasındaki çocuklar kurşunlanmakta, ölen-öldürülen 9 kişinin defnine izin verilmemekte, cenazeler buzdolabında tutulmaktadır. İlçede doktor yok, doktora gitmek yasaktır. İlçeye giriş-çıkış yasaktır. HDP Genel Başkanı ile iki Bakan Cizre'ye gitmek istemekte ve yolları kesilmektedir. Varto, Nusaybin, Silvan, Silopi, Lice Dersimde güvenlik bölgeleri yürürlüktedir. Bu şehirler iç savaş içindeki Suriye-Irak şehirlerine benzemektedir.
Dağlıca'da ve Iğdır'da şehit düşen asker ve polislere, operasyonlarda ölen sivillere, gerillalara Allahtan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Ateşkes yapılmasını, siyasetin aktif duruma gelmesini ve yaraların sarılmasını diliyorum.
Bunlar; kardeştir, bizim insanlarımızdır, eş ve kardeşlerimiz, çocuklarımız, vatandaşlarımızdır. Bunlar için törenler yapılmakta, ağıtlar yakılmaktadır. Halkı kamplaşmaya zorlamak büyük yanlıştır, vebaldir. Kürt tarım işçilerine yapılan saldırılar, sahibi Kürt olan işyerlerinin, kitapçıların tahrip ve yağma edilmesi, telefonla Kürtçe konuşan gencin bıçaklanarak öldürülmesi ne cinnettir. Bu işlerde rol alanlardan kimselerin yakalandığına dair haberlerin olmayışı ne kadar gariptir ve adeta resmi bir hoşgörüye mi işarettir? Ülkede birçok noktada eşzamanlı olan bu eylemler, merkezi bir idareye işaret etmektedir. AKP milletvekili kitlenin önünde olduğu halde, Hürriyet gazetesine 48 saat ara ile iki defa saldırılmaktadır. Bu gidişat, yanlış ve tehlikelidir. Derhal müdahale ile önlenmelidir. Bu ortamda ki insan ölüyor, "oy" hepten kaybolur. Bulanık suda balık avına da benzemez.
Siyaset rolünü tam yapamadığı/yapmadığı için kan akmaktadır.
Hırslara yenik düşmenin zamanı değildir.
Metanet ve aklı-selimin zamanıdır.
Tarih ve kader kardeşliğini korumanın zamanıdır.
Bilenler Hak için söylemeli. Barış içinde anlaşmak var iken, öldürmek niçin?
Çatışmanın sonu felakettir. Aklı başa devşirmenin zamanıdır.
Elbette ki êl yamandır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












