• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Karma karışık ortaya karışık

12.05.2015 06:00
Tülin ERSOY / Yazar

Tülin ERSOY / Yazar

               

              Bu gönül işlerini bir türlü anlayamadım. Hiç kimse hayatından memnun değil. Evliler evli olduklarından sıkılmış, bezginlik içindeler. Evli olmayanlar da bizim kısmet nerede nerede diye türkü çığırıyorlar. Hayat böyle işte… Bazen de eşeğini! Pardon eşini kaybedince değerini anlayan da oluyor.

             Nerede okuduğumu hatırlayamıyorum, “Bu dünyada ruh eşini buldun mu? Dünyanın en zengin insanı sensin” yazıyordu. Üzerinde düşündükten sonra doğru dedim. Evlendiğin insanla aşını, işini, yüreğini, dostluğu, zamanı, sevgini, paranı, bedenini sıkılmadan paylaşabiliyorsan, o ev, evlilik cennet.  Âmâ anlaşamadığın bir insanla evlilik sürdürürsen de o ev cehennem.

            Bir evliliğin yürütülebilmesi için temelinde karşılıklı “SAYGISEVGİ” olması gerekmektedir.  İki taraf da karşılıklı olarak birbirini dinlemeli, fikir alışverişinde bulunmalı,  karar verilecekse ve fedakârlık yapılacaksa da birlikte yapılmalıdır. İkili ilişkilerde her şeyi karşı taraftan beklemek yanlıştır!  Bir kişinin bütün sorumluluğu sırtlanıp götürmesi bir süre sonra ilişkiyi, evliliği sıkar, boğar.  Boğulunca da sevgi, saygı yavaş yavaş azalır.  İlk günlerdeki heyecan, ortak paylaşımlar biter. Böylece güvensizlik, sürekli olumsuz eleştiri, tahammülsüzlük başlar iki taraf birbirine katlanamaz hale gelir.

 Evlilikte paylaşım bitince ne oluyor peki: “Bir süre sonra insanlar aynı evin içinde iki yabancı ya da ev arkadaşlığı yapıyorlar.”  “Aynı evde farklı farklı hayatlar yaşanıyor. Odalar hüzün kokuyor, tartışmalar azalıyor, çocukların da sesi olmazsa evde sürekli tıp havası sessizlik.”

            Bir de madalyonun tam tersi de var sürekli gerginlik, kavga, tartışma, tedirginlik, asık suratlar, çarpılan kapılar, yapılan hakaretler…

            Ve nefes alamadığını hisseden boğulan insanlar…

           Ne yapıyorlar?

           Bazen boşanma ile sonuçlanıyor. Bazen de kadın da erkek de düzenleri bozulmasın diye birbirlerini görmezlikten geliyorlar. Kadın çalışmadığından, ekonomik özürlüğü olmadığından sineye çekiyor. Çocukların hatrına evlilikler yürütülüyor. Bazen de iki taraf birbirini özgür bırakıyor.

Sonra ne oluyor?

Bir şekilde kendilerini mutlu edecek yeni uğraşlara yöneliyor kimi temizliğe, çocuklarına, işine, kurslara, spora sarıyor. Kimi de kahveye, gece gezmelerine, eğlenceye ya da kendisini mutlu edecek yeni arayışların peşine düşüyor.

            Neden?

            İhtiyaç duyduğu sevgiyi, ilgiyi, ruhundaki açlığı doyurmak için…

         Peki, ilk başta büyük aşk yaşayarak başlamış olan evlikler, arkadaşlıklar bu sürece neden giriyor?

           Aslında bir sürü sebebi var.  İki farklı kültürde yetişmiş, farklı kişiliklere sahip olan iki insanın aynı evde çatışma yaşamadan bir arada kalması mümkün değil.  Çatışmalar olacak, ama biri konuşurken diğeri dinlemeyi bilecek. Kavganın ateşi söndükten sonra da aynı olayın tekrar yaşanmaması için karşılıklı olarak ters düştükleri durumu birbirlerinin gözü ile görüp konuşmak şart. Evlenmeden önce birbirlerinde gördükleri sevmedikleri huylarının evlenince nasıl olsa ben bunu değiştiririm istediğim kıvama getiririm hele bir düğünü yapalım diye düşünülüyor. O an birbirlerine hoş görünen huylar, alışkanlıklar bir süre sonra diken olup batmaya başlıyor. Bazen de aileler gereğinden fazla çocuklarına ve onların evliliklerine müdahalede bulunuyor. Ailelerin karışması ile en ufacık tartışmalar işin içinden çıkılmaz büyük kavgalara dönüşüyor. Sorumluluk almaya hazır olmayan kişilerin yaptığı evliliklerde de diğer taraf her şeye koşan insan konuma düşürülüyor. Bu da bir süre sonra yoruyor, yıpratıyor.  Evlenirken kadın, erkek arasındaki yaş farkı sorun değilmiş gibi görünse de ileride sorun olarak karşına çıkıyor. Bir taraf daha hareketli yaşam tarzı isterken, diğer taraf daha sakin daha dingin hayat yaşamayı isteyebiliyor. Aynı ortamlarda birlikte olmaktan keyif almıyorlar hissizleşiyorlar.

          Peki, ne yapmalı? Cevabı sizlerde saklı şimdi derin bir nefes alın sakin olarak düşünün…

         “Sevgiyle Kalın.”

  

        

          

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim