• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Kavgayı bırak, çözüme bak

01.08.2015 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

 

Atalar söylemişler: "Dere geçilirken at değiştirilmez". Yani Türkiye IŞİD ve özellikle PKK ile savaş halindedir. Bu durum "dere"den daha önemli ve vahimdir. Ne var ki bu "hal" doğal bir süreç olmaktan öte, siyaseten girilmiş bir durumdur.

"Savaş, siyasetin silahla yapılması" olarak tanımlanmaktadır. Yapılmış genel seçimler, AKP'yi iktidardan düşürmüş ve fakat namzet yapmıştır. Ama AKP hala tek parti olarak iktidardadır. Seçime katkısı olur tahmini ile savaş haline girildiği iddia edilmektedir. Hal böyle olunca, at değiştirmekten öte, iktidarı düşürmek ve yeni hükümetle işe icabet etmek ve politikaları yeniden belirlemek gerekli olmaktadır. AKP, 13 senelik iktidar hesabını vermek gailesinden dolayı, koalisyon yerine "erken seçim" istemektedir.

Partisinin desteği ile Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal- ANAP ve Süleyman Demirel- DYP üzerinde kontrollerini kaybetmişler ve hatta yeni Genel Başkanlarla çatışmaya girmişlerdir. Recep Tayip Erdoğan, halk tarafından %52 oranında oy alarak Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Partili bir Cumhurbaşkanıdır.

07 Haziran 2015 Genel seçimlerinde AKP'ye yardımcı olmak ve Başkanlık sistemini kurmak ve Başkan seçilmek amacıyla, Erdoğan, halktan 400 milletvekili istemiş ve ancak 258 milletvekili alabilmişlerdir. Artık tek başına iktidar mümkün değildir. Bu sonucun başlıca müsebbibi olarak HDP hedef alınmıştır.

Eğer HDP, terörize edilir ve baskı altına alınırsa, Kürt coğrafyasında operasyon ve tutuklamalarla bir yıldırma gerçekleşirse, HDP oylarının azalacağı ve seçim barajının altında kalacağı beklenmektedir.

Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, Anayasa Hukuku hocası idi. 1960 Darbesinden sonra Cemal Gürse'le karşı Cumhurbaşkanlığı seçimine gireceğini ilan etmişti. Milli Birlik Komitesindeki Paşa, kendisini ölümle tehdit ederek çekilmesini istemişti. İşte bu Hoca Ali Fuat Başgil diyor ki; "fikirler keçe gibidir, vurdukça sertleşir" şekillenir, direnç kazanır, çıkış yolu bulur, kahraman yaratır.

Türkiye devletinin baskı siyasetleri, Kürt Hareketini bu noktaya getirmiştir. Az iken çoğalmış, kontroldeki "birkaç çapulcu" denilirken bugün ordulaşmış durumdadır. Ortadoğu siyasetinde bir aktör olmuştur. Türkiye'de partileşmiş ve legal yoldan kendisine ifade kanallarını açmaktadır. Toplumsal örgütlenmeyle, ideolojik olarak taraftarı hızla artmıştır.

Kürt Özgürlük mücadelesi, demokratik sistemde, barış içinde yönetime katılmak istemekte ve insani olan "kültürel hakları" kullanmak istemektedir. İktidar, "bölünme" korkusuyla toplumu rahatlatacak kararlara direnmekte ve yeniden çatışmaya yönelmiş bulunmaktadır.

"Devlet ve muktedir benim, topluma verilecekleri ve bunun miktarını, oranını ben belirlerim. Hak kazanmak yok, iane/atıfe vermek vardır. Yani ben istersem veririm, verdiğime razı olacaksın ve istersem bunları kısar veya iptal ederim" anlamında bir siyaset ile Kürt Sorunu çözüm Süreci yürütülerek bu güne ve bu noktaya gelinmiştir.

Nitekim dün; "Kürt sorunu vardır, Kürt realitesini kabul ediyoruz. Taraflar diyalog ve görüşme içindedirler. Çözüm süreci devam etmektedir. Bunun için Abdullah Öcalan ile görüşmeler yapılmıştır. Çözüm masası kurulmuş, taraflar görüşmüş ve Dolmabahçe deklarasyonu ilan edilmiştir. Abdullah Öcalan'ın mesajları, İmralı Heyeti ve MİT üzerinden Kandile ulaştırılmıştır."

Genel Seçimden sonra, bunların hepsi inkâr edilmiş ve tekrar başa dönülmüştür. Üstelik Türkiyelileşen Kürt Hareketi, bileşenleri ile birlikte HDP olarak seçimlere katılmış ve 80 milletvekili ile TBMM'ye girmiştir.

Türkiye siyasetinde bu bir dönüm noktasıdır. Devlet refleksi,  altı milyon oy almış bir Partiyi terörle ilişkilendirilerek devre dışına itmektedir. 1990 da Kürt siyasetinden dört Milletvekili TBMM'den alınarak hapsedilmiştir.

Bugünkü kritik noktada, aktörlerin sert ve tehlikeli demeçleri, güne damgasını vurmakta ve gerilim her an artmaktadır. Siyasi demeçler yetmemiş ki işe ordu da dâhil edilmiştir. Bu dönemde söz ve kurşun aktif durumdadır. Buna karşı yaygın direniş devam etmektedir.

 Türkiye'de sistem değişimin öngören ve %13 oy alan HDP, potansiyelinin ancak bir kısmına ulaşabilmiş ve programının ancak üçte birini açıklayabilmiştir. Yani toplumsal projelerini seçim öncesinde somutlaştıramamıştır. İşsizlik, gelir dağılımı, kentleşme, gençlik ve Yüksek Öğrenim Gençliğinin sorunlarını, adalet reformunu, işsizliğe çözüm modellerini, asgari ücret ve iş-güvenliği- taşeronluk konularını yeterince işleyememiştir. Sadece şehirlerin değil, köylerin de imar edilmesini, tarım ekonomisini, banka ve finans sisteminin revize edilmesini, kredilendirmeyi, milli eğitimi parasız düzenlemeyi, ulaşım politikalarını, KOBİ'lere ait düşüncelerini topluma iletememiştir. Kooperatifleşmeyi, tüketim ekonomisini disipline etmeyi ve geniş kesimler lehine düzenlemeyi halka açamamıştır.

Eğer bunlar etkin olarak gerçekleşirse, HDP'nin oylarının enaz %25'lere çıkacağı ve belkide iktidar alternatifi olacağı söylenmektedir.

*

Cumhurbaşkanı, AKP ile HDP arasındaki demeçler, açıklamalar çok serttir. İtidale ve akl-ı selime ihtiyaç vardır. Müzakere ile çözüm şarttır. Açıklama örnekleri aşağıdadır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Çin[1]de; Demirtaş’ın, "Suruç katliamını Saray’a bağlı özel gladyo örgütü yaptı" sözlerinin anımsatılması üzerine Erdoğan şunları söyledi:

"Aslı astarı olmayan affedersiniz terbiyesizce bir ifadedir. Haddini bilsin. Cumhurbaşkanlığı makamı bu tarz yanlış ifadelere açık değildir. 6-7-8 Ekim 2014'te 50 kişinin öldüğü katliamının baş sorumlusudur. Bugüne kadar dokunulmazlık zırhı altındadır. Abisi zaten malum, dağda yetişmiş ve halen de dağda olan birisidir. Talimat alan tipler.  Kendisi de fırsatı bulunca herhalde oraya gider. Ağzından çıkanı kendisinin duyması gerekir. Kendi üzerindeki karanlık bulutları dağıtmaya çalışıyor".

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş Fransız ajansı AFP’ye verdiği mülakatta[2], "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı yanlışları eleştiriyoruz. İktidar hırsıyla ülkeyi ateşe atmasına karsı çıkıyoruz. Tek başına bu ülkede saltanat kurmasına karsı çıkıyoruz. Bu eğer kendisinde bir öfkeye, kişisel bir öfkeye dönüşüyorsa, bu onun sorudur. Ben (abimin) yasayıp yasamadığını bile bilmiyorum. Haber alamıyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın konuşmalarında sözü geçen Anayasanın 14. Maddesi ve Parti kapatılmasına ilişkin Maddeleri özetle şöyledir:

Madde 14: Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

 Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.

Madde 68: Vatandaşlar, siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek için onsekiz yaşını doldurmuş olmak gerekir.

 Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

 Siyasi partiler önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler.

Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.

Madde 69. Siyasi partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur. Bu ilkelerin uygulanması kanunla düzenlenir. 

 Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.

 Bir siyasi partinin tüzüğü ve programının 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.

Bir siyasi partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.

Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkralara göre temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.

Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz.

 Bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmi Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar.

 Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi partiler temelli olarak kapatılır.

 Siyasî partilerin kuruluş ve çalışmaları, denetlenmeleri, kapatılmaları ya da Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmaları ile siyasî partilerin ve adayların seçim harcamaları ve usulleri yukarıdaki esaslar çerçevesinde kanunla düzenlenir.

 

 

[1] http://www.gazetevatan.com/erdogan-cin-den-sert-mesajlar-verdi--848637-gundem/30 Temmuz 2015 ‎

[2] http://www.mynet.com/haber/politika/demirtastan-yabanci-basina-erdogan-aciklamasi-30 Temmuz ‎‎2015 ‎

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim