- BIST 77.779
- Altın 127,998
- Dolar 2,9850
- Euro 3,3066
- Adana : 28 °C
- İzmir : 25 °C
- Ankara : 21 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Kaybedilmiş renkler

Sedat MEMİLİ / Yazar
Nisan’ın habercisi ilk yağmurlar pencere camlarına vurduğunda doğanın orkestrası yine kendi bestesini çalmaya başladı.
Yağmur sesinin hangi makamdan olduğunu düşündü.
Rast mıydı, Nihavent miydi?
Ya da Klasik Türk Müziği Makamından olmayabilirdi. Belki de bir konçerto veya sonattı.
Rodriges, İspanya’da bir gecede öldürülen kırk yurtsever için o Gitar Konçertosunu bestelemek için notaları kullanacağına yağmur damlalarının ezgisini kullanamaz mıydı?
Adam bunları düşündü.
Rodrigo, insan olarak doğmuş ama notalarla hayat bulup ölümsüzleşmişti.
Rodrigo’nun elinden notaları alın geriye milyarlarca insan gibi yaşayıp giden canlılar topluluğunun bir üyesinden başka bir şey kaldı.
Nazım’dan dizeleri, Dino’dan renkleri alın. Ne kalır geriye?
Doğadan yağmuru çekin geriye kalan felakettir.
Bazen yağmurlar da felakettir; tıpkı, Orf’un Carmina Burana’sı, Van Gogh’un sarıya tapınması gibi.
Bunları düşündü adam.
Önce yağmurun sesi çekildi kulaklarından, sonra gökyüzünün griliği.
Toprak ne renkti?
Az önce yağmurdan neşeyle kaçışan çocuğun sesi kaç yüz yıl ötelerden gelmişti?
Gerçekten her ses sonsuzlukta yankılanır mıydı?
Gri kayboluşlara aldırmadı adam.
Zihninin griliğinden geçen onlarca yüzlerce insan yüzü geçti.
Çocuk iken yağmurun altında oynadığı diğer çocukların hayali bile kalmamıştı. Onlar, az önce kaybolmuş grilik gibi yaşamından çekip gitmişlerdi.
Ne çok şey gidiyor insan yaşamından.
Hevesler ve coşkular ne çabuk ihtiyarlıyor.
Daha düne kadar “dede”, “baba” diye peşinden koştuğumuz insanlar…
Nereye kayboldu gökyüzünün griliği.
Yağmur yağmaya devam ediyor mu?
Seslerde kayboldu.
Arkadaşlarımızın bağırtısı çağırtısı, annelerimizin sitem dolu kızmaları, babamızın sert otoriter ama sevecen sesi neredeler?
Kaybettik o sesleri. Sokaktan geçen kalaycılar, pamuk attırancılar ve çokçokçuların sesi ile birlikte kayboldu.
Anılar Dünyamız gerçekten Pandora’nın Kutusu mu?
Bu kutu açılınca neler saçılır ortaya?
Renkler gerçekten anlamsız mıydı yoksa gerçek anlamlarını mı kazanıyor?
Peki ya yağmur, elli yıl önce, bin yıl önce de yine böyle yağmıyor muydu?
Adam yağmura daldı.
Gözbebeklerine damlayan yağmur tanecikleri altında, kaybettiği griliğin peşine düştü.
Hayal meyal anımsamaya çalıştığı sesleri duymaya çalıştı. Kaybettiği grilik ve seslerin ardına düştü. Yol kısaydı ama bir ömürdü. O arayışlarda yok olurken grilik ve seslerde yeniden var olacağını biliyordu.
Rodrigo’nun notalarda, Nazımın dizelerde, Çallı’nın renklerde var olduğu gibi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












