- BIST 77.689
- Altın 128,066
- Dolar 2,9818
- Euro 3,3054
- Adana : 36 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 30 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Kelime-i Tevhid ve Biz Müslümanlar

Aziz Terzi / Yazar
Allah kelamı Kuran-ı Kerimi incelediğimiz de bu zamana kadar gönderilmiş peygamberlerin aynı mücadeleyi verdiklerini görürüz.
“Senden önce hiçbir Resul göndermedik ki ona: «Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin» diye vahyetmiş olmayalım.” Enbiya-25
Peki, hem Hz. Peygamberin hem de ondan önce gönderilmiş peygamberlerin davalarının / davetlerinin merkezinde ne var? İşte bu ayeti kerime bize bu konuda da önemli bir bakış açısı vermektedir. Bunu teyit etmek için Rasulullah’ın (as) şu hadisine dikkatlerinizi çekmek isterim.
Rasulullah (sav) kavmine şöyle buyurdu:
“Ey kavmim! La ilahe illallah deyin kurtuluşa erin”
Ve bu ilahi gerçek daha birçok yerde karşımıza çıkmaktadır.
“İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, rahmândır, rahîmdir.” Bakara-163
O halde bir Müslüman olarak benim anlamam ve anlamlandırmam gereken önemli bir hususu ifade etmek gerekmekte ki o “kelime-i tevhid” dir. İşte bu yazım umarım ki bunu önemseyen insanlara bir bakış verecektir.
Tevhid; birleme, bir ve tek bilme anlamlarına gelir. İslâmi literatür de ise; Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın zatını ve sıfatlarını zihinlerde tasavvur olunan, vehimlerden ve hayallerde tahayyül edilen her şeyden tecrit etmektir. Yani, Allah'ın zatı ve sıfatlarıyla bir tek olduğunu bilmek ve inanmaktır.
Bu konuyu anlamak için Allah Resulünün onu ilk getirdiği dönemden örnekler oluşturmamız isabetli bir yaklaşım olacaktır. Mekke müşrikleri putperest idiler ve dolayısıyla yüzlerce putları vardı. Ve Mekkelilerin inançlarında putlar Allah’ın kızları olarak değerlendiriliyordu. Tarihi kaynakların aktardığına göre Mekkeli müşrikler, Kâbe'yi yıkmak için gelen Ebrehe'nin ordusu karşısında çaresizliklerini fark edince, bütün putlarını dışlayıp, sadece ve doğrudan Allah'a yönelerek dua etmişlerdi. Ebrehe'nin ve ordusunun ilahi bir azapla hezimete uğratıldığını görünce de sadece Allah'a olan yönelişlerini birkaç yıl daha devam ettirdiler. Yani şunu anlatmak istiyorum, onlar için Allah inancı, yabancı olmadıkları bir inançtı.
O zaman, Mekkeli müşrikleri Rasulullah (as)’a karşı şiddetli mücadeleye sevk eden ne idi? Şu anlattıklarımdan sonra bakış açınız umarım bir yön kazanır. Hiçbir siyasi, ekonomik, askeri güce sahip olmayan Hz. Musa ve kardeşinin; "Ya Fir'avn! Ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim" ve "La İlahe İllallah"'a inanmaya, söylemeye davet etmeleri karşısında, Mısır gibi zamanının en güçlü ve büyük bir devletinin yöneticisi olan Fir'avn ve yardımcısının; "Sen bizi babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden çeviresin de yeryüzünde büyüklük ikinize kalsın diye mi bize geldin?"(Yunus-78) demeleri anlamlı ve üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir durum değil midir?
Peki, bütün bunlar niçin olmaktadır? Müşrikler "La İlahe İllallah" çağrısı karşısında niçin bu derece şaşkına dönüp, korkuya kapılmaktadırlar? Bütün bu ve benzeri sorular, müşriklerin söz konusu ettiğimiz gerekçelerini aşan ve nedenini başka şeylerde aramamızı gerektiren sorulardır. Biliyoruz ki; tepkiler "La İlahe İllallah" çağrısı ile başlamış ve onun üzerinde yoğunlaşmıştır. O halde tepki ve çatışmaların nedenini bulmak için tarihi bilgiler bir yana, tepkilerin kaynağı ve hedefi olan söze yönelmemiz, söz konusu sorulara cevap bulmada inandırıcı, güvenilir ve geçerli tek yol olarak gözükmektedir. Bu durumda da "La İlahe İllallah"'ın bu insanlara neler düşündürttüğünü tespit etmek, bulmaya çalıştığımız cevap açısından zorunlu görünüyor. Çünkü müşrikler düşmanlıklarının merkezini bizzat kendileri de değişik vesilelerle ifade ederek; "Biz seni değil, senin getirdiğin şeyi yalanlıyoruz" demişlerdir. Onlar aslında gerekçelerinde dile getirdikleri nedenler dolayısıyla şaşkına dönmedikleri, zulmü, işkenceyi, baskıyı bu nedenlerle yapmadıkları, kendilerinin bu ifadelerinden anlaşılmaktadır. Yani müşrikler açısından asıl problem "Rasulullah’ın getirdiği şey"dedir. Diğer bir ifade ile problem o sözden anladıklarındaydı. Çünkü onlar "La İlahe İllallah"'tan bugün de çoğu zaman anlaşılan ve anlatılan; "Allah'tan başka Yaratan yoktur" gibi bir anlamın ötesinde başka şeyler anlıyor olmalıydılar. Eğer onlar bu sözden "Allah'tan başka Yaratan yok" biçiminde şeyler anlamış olsalardı açıkladığımız nedenlerden dolayı tepkide bulunmaları gerekmeyecekti. Ayrıca onların "La İlahe İllallah"'tan her ne anlıyorlarsa o anladıklarının, Rasulullah (sav)’in kastettiği anlam olduğu da açıktır. Çünkü onlar, "La İlahe İllallah"'tan doğru şeyler anlamış olmalılar ki, hiçbir şekilde ilgili sözden yanlış anlamlar, bu sözle aslında başka şeyler kastedildiği türünden Rasulullah (sav)’in bir düzeltmesiyle karşılaşmamışlardır.
Ebu Cehil, Rasulullah’ın getirdiklerini kabul etmekle bazı yetkilerini kaybedeceği korkusunu açıkça ifade ettiği gibi; "Ben senin bu dinini kabul edip, sana tabi olur ve Yaratan seni muhaliflerine üstün kılarsa sen öldükten sonra hâkimiyet bize kalır mı?" diyenler de eksik değildi. Onlar bu söz ve teklifleriyle Rasulullah (sav)’e düşmanlıklarının asıl nedenini göstermektedirler. Yani sosyal, siyasi, ekonomik, hukuki konularda yetkilerinin "La İlahe İllallah" çağrısı ile sona erdirilmek istendiği ve bunu kabul edemeyeceklerini bildirmiş olurlar.
Meseleyi bir de bu yönüyle düşünmeniz duasıyla…
Şu hadisi aktararak yazımı sonlandırayım;
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:"Kıyamet gününde havuz başında sizden yanıma gelenleri bekleyeceğim. Ancak bazı kimseler bana gelmekten alıkonulacaktır.” Ben; “Ey Rabbim! Bunlar bendendir, benim ümmetimdendir.” diyeceğim.“Onların senden sonra neler yaptıklarını biliyor musun? Vallahi onlar gerisin geriye döndüler” denilecektir."(Buhari,Rikak,53; Müslim, Fezail,28).
Aziz Terzi
m.azizterzi@gmail.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- İsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Terör ve İslami Beldelerdeki Terörizm Üzerine25 Nisan 2016 Pazartesi 06:00
- Oryantalist Bir Yaklaşım; Hadis ve Sünnet İnkârcılığı22 Ocak 2016 Cuma 06:00
- Bir Sonraki Dönemi Görebilmek13 Kasım 2015 Cuma 06:00
- Makyavelizm ve İslamcılık11 Eylül 2015 Cuma 06:00
- Yeni süreç, roller ve Ak Parti07 Temmuz 2015 Salı 08:55
- İslam ümmetinin stratejik vizyonu01 Temmuz 2015 Çarşamba 08:48
- İslam akidesinin özelliği üzerine bir bakış30 Mayıs 2015 Cumartesi 09:17
- Değişen Batı Öykünmeciliği ve Neo-Aydınlarımız!08 Mayıs 2015 Cuma 06:03
- 5. Yılında Suriye Devrimi ve Çanakkale20 Mart 2015 Cuma 06:43
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












