Gelişmiş ülkelerdeki siyasi çekişmelere baktığımız zaman, gelişmekte olan ülkelerle aralarında önemli bir detayın olduğunu açık bir şekilde görürüz.
ABD başta olmak üzere batılı ülkeler seçim meydanlarında kıyasıya bir mücadelenin içerisine girerlerken, ülkenin ekonomik ve sosyal yapısını zedeleyecek olan her türlü söylemden uzak durdukları gibi, seçim sonrası ise muhalefet partileri ülkenin çıkarları doğrultusunda iktidarın alacağı olumlu kararlara destek verirler.
Ya ülkemizde?
Gelin birlikte bir bakalım,
17 Aralık operasyonuyla başlayan hadisenin üzerinden 17 gün geçti ve bu süreç içerisinde borsanın dip yaparak yüzde 15'lerin üzerinde bir kayıp yaşaması, faizlerin yükselmesi sonucu yapılan resmi açıklamalara göre, Türkiye tam 110 Milyar dolar zarar etti
Bu çok ciddi ve büyük bir rakam.
Böylesine büyük bir kaybın baş aktörü olarak tek başına AK Parti'yi göstermekte yanlış olur.
Böylesine bir krizde milli çıkarların yara almaması için, iktidarın muhalefetle birlikte hareket etmesi gerekirdi.
Rüşvet ve yolsuzluk bataklığına saplananlar seri bir şekilde soruşturmaya tabi tutularak tavizsiz bir şekilde hak ettikleri hukuk sürecinden geçirilirken, milli çıkarlar korunmalıydı ama olmadı.
Şu iddia göz ardı edilemez;
Yapılan tespitler sonucunda, baronlar 17 Aralık operasyonu için KKR (Kolhberg Kravis Roberts) adlı 200 Milyar dolarlık iki Yahudi Kuzen'e ait olan ABD finans devine, Türkiye'de kargaşa çıkarmak üzere 25 milyar dolar veriyorlar ve işin başına da CİA'dan kovulan şerefsiz çuvalcı paşa Petraeus getiriliyor.
Bu gelişmelere baktığımız zaman, Osmanlı'nın yıkılışı için ne denli Bizans oyunları oynandıysa, bu gün Türkiye ekonomisinin yerle bir olması, veya yerlerde sürünmesi içinde aynı oyunların oynandığından kimsenin şüphesi olmasın.
17 Aralık sonrası buharlaşan 110 Milyar dolar ve bu operasyonla Kuzey Irak Petrollerinin dönüşü olan paraların artık Halk Bankası aracılığıyla değil KKR aracılığıyla Irak'a transfer edilmesiyle, operasyonun son bulması büyük bir kayıp değil mi?
İktidarın yanlışlarını elbette gür bir sesle ifade etmeliyiz, ancak ülkenin ekonomik bütünlüğünün zarar görmemesi için olayı tek yönüyle değil, birçok yönüyle değerlendirmek bu milletin geleceği açısından öemlidir.
Sonuç olarak;
Yıllardır borsa üzerinden manüplasyonlar yapılarak sömürülen Türkiye, bu gün küresel güçlerin marifetiyle çok daha değişik kanallar harekete geçirilerek, içinin boşaltılmasına çalışılıyor.
Hatırlanacağı üzere Asil Nadir'in geçmişte Londra borsalarında yaptığı bir manüplasyon, Asil nadirin sonu olmuştu ve bir daha iflah olmadı
Ya Türkiye?
Varın onu da sizler değerlendirin.