- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

Orhan Göktaş / Yazar
Her insan annesinden özgür doğar, hürdür ve güvenli bir yaşam sürme hakkına sahiptir. Bu bağlamda hiçbir insanın diğer insandan ve hiçbir toplumun diğer toplumdan farkı yoktur.
Kendisini genetik, dini, ekonomik, sosyal, coğrafik veya başka sebeplerden üstün görenler, kendi “güvenlikleri ve özgürlükleri” için, kendilerinden daha zayıf olduğunu düşündükleri insanları ve toplumları kontrol altında tutma gibi bir haklarının olduğunu düşünür.
Bu düşünce teorik olarak gerek uluslararası hukukta gerekse ülke anayasalarında ve kanunlarında kabul edilmese de, pratikte yaygın bir şekilde uygulanmaktadır.
Akif’in;
“ben ezelden beridir, hür yaşadım hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.”
Mısraları haddizatında tüm insanlar için geçerlidir.
Özgürlük ve güvenlik bir bütün olarak görülmelidir, insanlar özgürlük ve güvenlik arasında tercih yapmaya zorlanamaz.
Anayasamızın 19. Maddesi şöyledir; “herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir…”
Şekil ve şartları kanunda gösterilen: “Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi, toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz…”
Kendisini hukukun üstünde gören kişiler, örgütler ve devletlerin en çok ihlal ettiği haklardan biri de bu haktır. Bu konuda kendilerini haklı çıkartmak için başvurdukları gerekçe ise genelde “güvenliğiniz için özgürlüğünüzü kısıtlıyoruz” ya da tersi “özgürlüğünüz için, güvenliğinizi riske atıyoruz” şeklindedir.
“Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını” bir birinden ayırmak ve insanları birini tercih etmeye zorlamak insan hakları açısından kabul edilebilir bir durum değildir.
Kişilerin güvenliği korunurken özgürlükleri, özgürlükleri korunurken güvenlikleri tehlikeye atılamaz.
Kendi güvenliği veya özgürlüğü için başka bir toplumun güvenlik ve özgürlüğünü yok saymak da yine kabul edilebilir bir durum değildir.
Filistin Halkına uygulanan baskı, soykırım ve ambargoya “İsrail halkının güvenliği” gerekçesinin gösterilmesi ve sessiz kalınması, ABD’nin Afganistan ve Irak işgallerine “Amerikan haklının güvenliğini” gerekçe göstermesi bu ihlallere en bariz örnektir.
Hukuk ve sağlık sebepleri gibi zorunlu haller dışında kişi hürriyetini ve güvenliğini muhafaza etmek devletlerin en önemli görevlerindendir. Devlet bu konuda gerekli tedbirleri almak ve uygulamak zorundadır.
Son günlerde hendekler kazınarak ve bariyerler oluşturularak “öz yönetim” ilan edilmesi, gerekçe olarak ise “özgürlük” kavramının kullanılması ve sivil insanların “güvenliğinin” tehlikeye atılması da bir örnek olarak verilebilir.
“Öz yönetim” veya herhangi bir talep başkalarının “özgürlük ve güvenliğini” tehlikeye sokacak yöntemlerle ortaya konulur ise hukuk açısında meşru talep olarak kabul edilmez.
Güvenlik güçlerinin de vatandaşın güvenliğini ve özgürlüğünü muhafaza ederken hukuk kuralları içinde davranması “orantısız güç kullanılmaması” ve “sivillerin özgürlük ve güvenliğini” tehlikeye atmaması esastır.
Unutmamalıyız ki “hiç kimse hukukun üstünde değildir ve hukuk herkese lazımdır.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- PKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Ahlak ile edep arasındaki fark09 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Eğitimdeki yozlaşmaya karşı ahlak eğitimi25 Nisan 2016 Pazartesi 06:00
- Göç olgusu15 Nisan 2016 Cuma 06:00
- Terörün kaynağı emperyalist devletlerdir28 Mart 2016 Pazartesi 09:59
- Çanakkale bir kurtuluş reçetesidir19 Mart 2016 Cumartesi 06:00
- Fikir beyan etmekten korkar olduk!14 Mart 2016 Pazartesi 06:00
- Kadın yerini bilecek!09 Mart 2016 Çarşamba 06:00
- Kürt sorunu mu, Kürtlere yapılan zulüm mü?29 Şubat 2016 Pazartesi 06:00
- Suriye eski hal muhal; ya yeni hal ya izmihlal22 Şubat 2016 Pazartesi 06:00
- Hayata bakış ya da yaşam felsefemiz15 Şubat 2016 Pazartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












