Kitaplar arasında

(Adana 9. Kitap Fuarı- 09-17.01.2016):
Fuarlar, festivaller, bayramlar; insanları coşkuyla, cenazeler hüzünle birleştirir. Yeniler karşılanır, eskiler anılır, yarenliklerle geçmiş günler anılır, yarınlara yol aranır, düzenlemeler yapılır. Bu toplanmalarda cemin nedenlerine göre konuşmalar, etkinlikler yapılır.
Adana 9. Kitap Fuarı da böyle bir etkinliktir. Başından beri katılıyorum. Özel Fuar Merkezi bu etkinlikler için hazırlanmıştır, geniş bir mekân, konuşma salonları var ihtiyaçları karşılar düzenleme başarı ile yapılmış. Düzenleme ve etkinlikler giderek olgunlaşmaktadır. Bölgenin bir ihtiyacını karşılamakta ve Adana'yı dışarıya, Türkiyeye, basın ve medyaya açmaktadır.
Yoğunluktan, stant için birçok istek karşılanmamış. Ama olsun, dolu ve cıvıl cıvıl. Stantlarda mesken tutmuş arkadaşlar görüyorum. Elde kalem imzalıyor ve gelenlerle sohbet ediyorlar. Herbiri ürünlerini sergilemiş ve görücüye çıkmış gibiler. Eh kalem erbabı da okunmak ve dinlenmek ister. Gayetle doğal.
Arkadaşlar, eserlerini armağan ediyorlar, mutlu bir şey. Kutluyorum ve eserleri okuyup değerlendirme yapacağıma, onları konu ve konuk yapacağıma söz veriyorum. Bunun çıktılarını sizlerle de bölüşmek istiyorum. Başından beri izlediğim arkadaşlarımın gelişim çizgisini izlemek heyecanlı olmaktadır.
Ünlü sözdür, "başarı iltifata tabidir". Belediyelerimiz ve kültür kurumlarımız, yazarlara destek ve kültüre hizmet bakımından Adanalı yazarların eserlerini alıp, uygun programlarla, halka, öğrencilere dağıtırsa yararlı olur diye düşünüyorum. Yazar-çizer ve sanatkârın toplaşacağı yerlerin sayısı artmaktadır. Bu sevindiricidir. Basın ve medya da bu kültür erlerini davetle, röportajlar yapmalı ve TV'lerde evlere konuk etmelidirler.
Bu ve benzer etkinlikler Adana'da kültürel düzeyin yücelmesine, çok kültürlülüğün barış içinde varlığına delil olacaktır. Bu ne güzel bir zenginliktir. Genel kültür sohbetleri ve yarışmalar, ödüllemeler bunu hızlandıracak ve yaygın, aranır duruma getirecektir.
*
Gazeteci, yazar Çetin Yiğenoğlu ile sıcak bir karşılaşma oldu, sohbet daha geniş bir zamanda olacak. Kumpas adlı kitabı ile Türkiye'nin AB serüvenini ve BOP projesini, Başkan adlı biyografik eseri ile Adana'nın Belediyesini konu edinmişti, İncirlik Üssünü konu alan çalışması beklenir olmuştu.
Ali Ozanemre, her zamanki açık yürekli ve güler yüzlü haliyle, muzip gülüşü ve ironik anlatımıyla standın önünde duruyordu. Hemen Onlar Çocuk Kalacak, Onbeş Yunus Koy'verdim Bu Kıyıdan, İkinci Kerem Sonuncu Aslı, kitaplarını imzalayıp verdi. Daha önce Kafdağının Kuşları adlı kitabını okumuştum. Artık özel bir oturum zorunlu oldu. Şiir ve anlatı dili daha bir işlek ve etkili olmuş. Pek yaygınlık kazanmamış yeni sözcükler kullansa da anlaşılmasında ve tadında bir azalma olmamış, rahat izleniyor. Anlatım üslubu seci, şiir ve söyleşi şeklinde.
Şairlerin öyküleri de şiirleşiyor, düz bir anlatı olmaktan çıkıyor. Şiir, anlatı, anı, deneme, felsefe iç-içe giriyor kendine özel bir tarz çıkıyor ortaya. Hasan Hüseyin Gündüzalp, Durmuş Ali Özkale, Yılmaz Erdoğan, Adnan Gül'de de vardır bu özellikler.
Durmuş Ali Özkale dostum her zamanki şıklığı ve titizliği ile karşıladı. Ortak anılarımız var, "hareketin yönünü şaşırma" diye takıldım. Olan olmuştu, geçen zamana boyun büktük ve gülüştük, dostlar bakıştılar, hoca kısadan ipuçları verdi ve durum anlaşıldı. Artık "tek istikamet" yol alıyordu. Doğurgan bir yazar, şair, araştırmacı, öykücü, kültür aktivisti Özkale. Önceki eserlerini incelemiş ve hazırladığım Çukurovada Şiir-Şiirde Çukurova adlı iki ciltlik, antolojik kitapta geniş yer almıştı.
Yakın zamanda Bir Fincan Sohbet ve Umudun Gözbebekleri adlı eserlerini inceleyip tanıtmıştım. Daha önce bana İhanetler-1 adlı romanı vermişti, stantta duran bu kitabın ikinci cildini de imzalayıp verdi. Bunu da inceledim, dildeki gelişmeyi ve akıcılığı, rahat anlaşılır olması dikkatimi çekti. Bu demektir ki daha soluklu eserler gelecek. "Yağmur öncesi yel" gibi. İki ciltlik 850 sayfalık bu eser, ayrıntılı bir sunumu gerekli kılıyor.
Özkale bana dost, müzisyen ve işletmeci, eğitimci Durmuş Sığırcı'nın yazdığı Anıların Ezgisiyle Barışa Çağrı adlı eserini verdi. Anılarla aktarılmış, barış istekli, didaktik anlatımlı bir eser. İlk kitabı olmasına karşın başarılı buldum. Şüphesiz, göç giderek düzelir.
M. Gıyasi Aydemir, şiir ve öyküler yayınlamış, güler yüzlü saygı, olgun bir dost. Usta fotoğraf çekiyor, geniş bir arşiv oluşturmuş, kutluyorum. Aydemir Ziraat mühendisi, kendisinden Adana'mızın bitki örtüsü ve börtü-böceğini tanıyacağımız bir eser bekliyoruz. Mesleki uygulamaları içinde bunları tanımış, ömürlerini, mekânlarını, göçlerini, yarar ve zararlarını bilen bir ilim erbabı. Yararlı olur diye düşünüyorum. Hele bir de şair olup bunları dillendirirse tadına, hikmetine doyum olmaz. Bana 397 Sensizlik adındaki şiir kitabını imzalayıp verdi.
Yoğun imgeli, bölümlere ayrılmış üç adet şiir içeriyor. Her mısrasını düşünerek okumalı. Güzellikler, netameler, çağrışımlar iç-içe girmiş, bir uçar, bir düşersiniz. Özel ve birikimli bir okuma istiyor. Mısraları ayrıca yüklemiş. Sanırım giderek sadeleşecek ve vurgusu belirgin olacak. Yeni eserleri gözlüyoruz.
Adana Yaşam Sanat Derneği (AYSAD) Başkanı Mehmet Taşar, çıkardığı Çağdaş Yaşam/Kültür-Sanat- Edebiyat Dergisinde dostların ürünlerine saha açmaktadır. Bununla kalmaz, toplu geziler düzenleyerek yazarların ilişkisinin pekişmesine ve yeni ürünler yaratmalarına saha açmaktadır. Kendisi de dergide şiir ve yazılar yayınlamaktadır. Bunları bir kitap şekline getirdi. Kitabı zevkle okunuyor. Stantta bana takıldı," kitap vermeyenleri yazmayacak mısınız?" Durdum, "elbette onları da yazmam lazım" dedim. "Madem öyle, ben de kitabımı veriyorum" dedi ve imzaladığı Babam Şiir-Abim Öykü-Ben Roman adlı kitabını verdi. Kitapta, ilginç bir kapak var: ORŞ harfleri bindirilmiş olarak seçiliyor.
Kitap çok akıcı bir dille yazılmış. Anı, yorum, izlenim ve değerlendirmeleri, şiirleri içeriyor. Deneme olarak nitelemiş. Hepsini bir solukta okudum ve evirip-çevirip kısmen tekrar okudum. Hele, Işık Ülkesinde:"Hadi gel Apollon Konuşuyor" yazısı bir harika, kutluyorum.
İsmail Beşikçi Vakfını standında mola verdik. Ahmet Önal dostumuza acılı Adana borcumuzu eda edeceğimizi söyledik, dostları yâd ettik. Fırsat düştü, imza masasında, iri yapılı, yakışıklı, kır saçlı sevecen ve gözlemci yazarla tanıştırdı, Bahoz Şavata. Malatya'dan. Güngörmüş, deneyimli, bilgili, sohbetli bir zat. Kalem erbabının yaptığı gibi birbirimize şöyle bir ele-ense çektik, adam iri yapılı, imzaladığı kitaplar kalın, ama olsun, direnmek şart. Sonunda ortak noktaya vardık ve konuştukça tamamlandık. Birlikte çalışmak meğer ne de güzel olurmuş.
Bahoz Şavata, kalkıp kalın iki cilt kitap getirdi, toplam 1300 sayfa ve ciltleri imzalayıp bana verdi: Kürdlerin Tarihi I-II. Tam adı şöyle: Ön Asya: Sümer, Akad, Asur, İşin, Babil, Elam, Guti, Lulubi, Kassit, Hurri, Subartu, Hatti, Hitit, Luvi, Mitani, Urartu, Frig, Ermeni, Arami, Kimmer, İskit, Med, Pers, Part, Sasani, Makedon, Roma, Galat, Kürd, Fars, Yahudi, Arap, Gürcü Halkları İle Kürdlerin Dil-Din-Kültür-Sosyal-Siyasal Tarihi.
Bu kitabın başlığında her nekadar Kürdler ön plana çıkarılmış ise de, bunun bir ansiklopedik, zahmetli ve kapsamlı bir çalışma olduğu, daha çok yabancı kaynaklara dayanarak hazırlandığı anlaşılmaktadır. Başlıktaki konuların her biri veya birkaçı birlikte kitaplara konu olmuştur.
Önasya'nın sınırları belirlenmş ve buranın tarihi incelenmiş. Bu coğrafyadaki gelişmeler, değişmeler, savaşlar, inançlar, diller, göçler, yıkılış ve yeniden dirilişler-oluşlar tarihi seyir içinde etraflıca incelenmiş.
Bu başvuru kitaptabında, bir zaman cetveli üzerinde, devletlerin sürecinin işaretlenmesi ve anlaşılır haritalarla desteklenmesi, konunun kolay anlaşılmasına yardımcı olacaktı.
Kültür, uygarlık, din-inanç-isimlendirme konularında etimolojik çalışmalar aktarılmıştır. Sosyal tarihi, bir düz süreç içinde aktarılmıştır.
Birinci ciltte (MÖ.12000-MÖ.612) Kürtler öncesi, kavimler, diller, devletler, savaşlar, göçler (diyelim proto kürtler-ön kürtler) anlatılmış.
İkinci ciltte (MÖ.612-MS.661) Önasya coğrafyasında ve bu toplumsal yapı üzerinde Med'lerin tarih sahnesine çıktıklarını görüyoruz. Bundan sonrasında anlatım konusunu bulmaktadır. Bu cilt Hz.Ali'nin öldürülmesi/katli (MS.661) zamanına kadar gelmektedir. Hz.Ömer zamanından beri Kürtler ve Persler İslam istilası altındadır. Bu dönemde Suriye-Irak-İran-Kafkasya istila edilmiştir.
İkinci cildin zamanı içinde bulunan, Kürtlerin İslamı kabulleri ve müslüman Arapların Kürdistanı zapt ve istila etmelerinin tarihçesi kitapta yoktur. Sanırım sonraki çalışmalarda ayrı bir konu olarak işlenecek ve süreç böylece yeni bir mecrada ilerleyerek devam edecektir. Bu, yeni ciltlerin ilave edilmesi demektir.
On yılları aşkın bir çalışma sürecinin ürünü olan bu eser için, Bahoz Şavatayı, başarısı, cesareti, açık ifadesi, karmaşık ve sıkıcı olabilen konuları öneminden yitirmeden belağatla anlatması için kutluyor ve esrin devamını bekliyoruz.
*Kitap Fuarını gezmeğe devam ediyoruz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarıHukukçular, cinsel saldırı suçunu işleyenlere karşı getirilen hadım cezasının uygulamasının hata kaldırmaz olduğunu belirterek, bu konuda kişi beyanlarının güvenirliğine ve iftira ihtimallerine karşı dikkatli olunmasını istedi.
Adana Jandarma İstihbarat Şube Müdürü adliyeye sevk edildiFethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında Adana Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Atilla Demir ile birlikte 2 subay adliyeye sevk edildi.
Taksim'e kamyonla çıkan kadın konuştuDarbecilere karşı kamyonuyla Taksim'e giden 50 yaşındaki kadın, "Ben resmen savaşa gittim. Çok büyük duygularla oraya gittim." dedi.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












