Kitlesel hareketler ve Hudeybiye...

İslam Tarihini okuyanlar iyi bilirler. Hicri 6. Miladi 628 yılında Hz.Muhammed (S.A.V) ve yanındaki Ashabı, Umre yapmak üzere Mekke’ye doğru yola çıkarlar. Hudeybiye denilen bölgeye geldiklerinde konaklayarak Mekke’nin ileri gelenlerine elçi olarak Hz.Osman ile birlikte birkaç kişiyi gönderirler. ‘’Maksatlarının savaşmak olmadığını, sadece Umre yapmak için Kabe’yi ziyaret edeceklerini, bu ziyarete izin verilmesini’’ talep ederler. Ancak o günün Mekkelileri böyle bir ziyarete izin vermeyeceklerini bildirirler. İş biraz inatlaşmaya gidince her iki taraf da savaş hazırlığı yaparken arada elçilerde ortayı bulmaya çalışırlar. Sonunda 5-6 maddelik bir anlaşma yapılarak o yıl Umre yapmadan Müslümanlar geri dönecektir.
Hz.Muhammmed (S.A.V)‘in bu anlaşmayı kabul etmesi kendisi ile birlikte gelen arkadaşlarını memnun etmemesine rağmen Hz.Muhammed (S.A.V) bu anlaşmaya uygun davranacaklarını söyleyerek o yıl Umre yapmadan döneceklerini belirtip, Hudeybiye denilen o bölgede kurbanını keserek Medine’ye geri dönerler. O yıl Umre yapacaklarını uman Sahabeler bu durumdan memnun olmasalar da mecburen hep birlikte geri dönmek zorunda kalırlar.
Arap Baharı olarak adlandırılan Libya, Tunus, Mısır ve yanı başımızdaki Suriye’de yükselen kitlesel muhalif hareketleri organize edenler ve liderleri aklıma geldiğinde hep Hudeybiye Anlaşması gözümün önüne geliyor.
Libya’da Kaddafi’yi deviren muhalifler ülkelerinin bu hale geleceğini düşünselerdi ve akıllarına Hudeybiye Anlaşması gelseydi, başarı ve devrim olarak düşündükleri kurtuluşu uzun vadeye yayıp daha barışçı yollarla bu işi sürdürerek bu kanlı günleri yok edemezler miydi?
Mısır’da İhvan taraftarları meydanları doldurduklarında ve Sisi’nin onları tehdit ettiği saatlerde meydanlarda olan insanlara İhvan Lideri Mursi Hudeybiye Anlaşmasını hatırlatıp ‘’Ey meydanları dolduran bizim taraftarımız olan dostlarım sizlerin birinizin bile kılına zarar gelmesine gönlüm razı gelmez‘’ diyerek evlerine dönmelerini isteseydi ve devrimi uzun vadeli bir sürece bıraksaydı daha iyi olmaz mıydı? (Kişisel görüşüm Mısır için İhvan Hareketinin Hayırlı olacağı yönünde olmasına rağmen).
Suriye muhalefetinin bazı adamlarının Türkiye’de toplantı yaptıkları bir dönemde birkaç muhalifle görüşme şansım oldu. Ben bu yaşanacak sürecin ülkelerinin insanları için çok acı olacağını bunun daha uzun bir zamana yayılarak daha demokratik bir süreç izlenmesi gerektiğini belirttiğimde çok sert tepki almıştım. Yine Suriye muhalefeti Esad’ın devrilmesine kadar geçecek sürede yaklaşık 300.000 insanlarının hayatını kaybedebileceğini göze aldıklarını söylüyorlardı. “Böyle bir öngörüyü göze alanlar nasıl 300.000 insanın ölümüne razı oldular ve ne hakla?” diye sormadan duramıyorum. Bunlarda Hudeybiye Anlaşmasını akıllarına getirerek şu anda bildiğimiz 1.500.000 milyon insanlarının başka ülkelere göçmek zorunda kalmalarını ve yaklaşık 300.000 insanlarının ölmelerini önleyemezler miydi?
Gelelim Türkiye’de var olan bazılarımızın terör bazılarımızın Kürt hareketi dediği olaylara. Yaklaşık 40 yıldır süren PKK terörünü sürdüren Kürt hareketi liderlerinin tavırlarına. Geçen sürede yaklaşık 50.000 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı (Kimi asker, kimi polis, kimi vatandaş, kimi terörist) hayatını kaybetti. Bu hareketlerin içinde bulunan Kürt kökenli insanlar da elde etmek istedikleri demokratik taleplerini uzun vadeye yaysalardı ne olurdu sanki?
Hele hele barış süreci ile tam her şey yoluna gidiyor derken Kobani bahanesi ile insanları sokağa dökenlerin belki de ideolojik nedenlerle Hudeybiye Anlaşmasını bilmediklerini varsayarsak, bu insanlar Hindistanın Gandi’sinden de mi haberleri yok. Yakıp yıkarak, insanları öldürerek elde edilecek gibi görünen kazanımlar aslında başkalarının hüznü ve ezilmesi sonucu sırtlarına basmak değil midir?
Yine bu aşamada HDP’nin içinden bir vicdan sahibi olarak son olayları değerlendiren Altan Tan’ı tebrik etmek gerekir.
Gerek Suriye olayları öncesi Ak Parti hükümetinin Esad’ı ikna etme çabaları gerekse iktidara geldikleri 2002 yılından bu yana ülkemizdeki Kürt sorununu ve terör sorununu çözme konusundaki çabaları göz önüne alındığında Hudeybiye Anlaşması’ndaki geri adım atılması şartlarına benzer birçok adımı AK Parti kendi adına atmıştır. Bu adımlar sonucunca kendi taraftarları ve milletvekillerinin bir kısmı da tepki göstermiştir.
Bundan sonraki adım olarak benim önerim.
Ülkemizde meşrebi, ırkı, düşüncesi ne olursa olsun kimin burnu kanasa tüm parti liderlerinin el ele vererek birlikte şiddete karşı duruş sergilemeleridir.
Hudeybiye Anlaşması’nın ruhunu iyi anlamak dileği ile…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












