Kıyamete 1 Gün Kalsa Yine de Kapatırlar!

Yazarımız Gültekin Avcı, dershanelerin kapatılmasını yazdı. Avcı, "Kıyametin kopmasına 1 gün kaldı dense, önce dershaneleri kapatalım kararlılığı seziliyor" dedi.
İŞTE O YAZI...
Dün de bugün de hakkın yanındayım
Allah var ki ne zulmü alkışladım ne zalimi sevdim.
Ezilenin yanında olmak refleksim, ezilenlerin çığlığı olmak şiarım oldu.
Takdir edersiniz ki gücün ve güçlünün yanında olmak hem cazip hem kolaydır.
Lehte sarf ettiğiniz her kelimenin karşılığı ikbal ve istikbal olarak döner size.
Lakin şükür ki hep mağdurun, hakkın ve haklının yanında oldum.
28 Şubat sürecinde kimsenin, hiçbir siyasinin ağzından o zamanın güçlüsü askerler aleyhinde tek laf bile çıkmazken, hayati tehlikeli bir trafik kazasında bir tümgeneralin mühendis oğlunu gözaltına aldım.
Bile bile Tanrıların gazabını çekmiştim.
İşim buydu benim ya, vesayet Tanrılarına adalet öğretmek!
Subaylar saat başı polis merkezine gelip benimle görüşüyor, tümgeneralin hışmını iletiyorlardı.
"Çocuğu bırak istediğin yere atamanı ve başsavcılığını yapalım, aksi halde çok zarar görürsün" dediler açıkça ve pervasızca.
"Görelim o halde binbaşı" dedim soğuk bakışlarla.
Tahmin edeceğiniz gibi o dönemde bir tümgeneralin ricası merkez yargı bürokrasisinde emir telakki edilirdi.
Ya haktan dönersem Allah ne derdi?
Yaralı kazazede belki de ölecekti.
O gün hiç uyumadım.
Ciğerleri gagalanan Prometheus kıvranışıyla bir subay geldi bir subay gitti.
Gözaltından an bile bırakmadım generalin oğlunu, polise bıraktırırlar diye emniyet müdürlüğünden hiç ayrılmadım.
Rabbim seni kimseye yem etmesin
"24 saat tamamlandı" ve ben tutuklamaya sevk yazarken, rutin dışı bir şekilde mağdurdaki hayati tehlike kaydının kalktığı raporu getirdiler.
Hal böyle olunca serbest bıraktım.
Eve doğru giderken, gözleri yaşlı yolumu gözleyen insanlar gördüm.
Yaralı çocuğun yakınlarıymış.
Ağlayarak öyle bir sarıldılar ki bana...
"Allah senden razı olsun savcı bey oğlum. Generalin oğluna bile kanunu uyguladın ya. Hakkımızı gözettin ya. Allah da seni gözetsin. Rabbim seni kimseye yem etmesin..."
Ne dualar ne niyazlar...
İşte saadet budur efendiler!
Zamanın vesayetine ceza yargılamasını normal bir vatandaş gibi uygulayabilmiştim.
Hep de öyle oldu.
Zira bedelini göze almıştım.
Ödedim.
Ama haksızlık karşısında hiç bükülmedim.
98, 99, 2000 ve sonrası yıllarım hep bu görev edasıyla geçti.
Her şart ve ahvalde hakkın, haklının ve masumun yanında durma iştiyakını bu bedellerle satın aldım hayattan.
Dünün en zor şartlarında olduğu gibi bugün de hakkın ve haklının yanındayım.
Hak dediğin kime göre ve neye göre mi diyorsunuz?
Hukuka, İslam'a, eğitimde tercih hakkına, demokrasiye ve insan haklarına göre...
Belli ki dershaneleri dönüştürecekler.
Yani kapatacaklar.
Dönüşemeyecek olanı dönüştürmek, kapatmanın politik feracesi.
Hukuka 4 kez aykırıymış, eğitim hakkını kısıtlıyormuş, gençleri terörden uzak tutuyormuş...
Hiçbiri kâr etmiyor, sanırım etmeyecek de.
Kıyametin kopmasına 1 gün kaldı dense, önce dershaneleri kapatalım kararlılığı seziliyor.
Bir 'ah' bile etmeyeceksin
Açık lise veya özel okul marifetiyle dahi "dönüştürmek", "onu öldürmedim ruhunu huzura kavuşturdum" garabetiyle eşdeğer.
Zira ne dershane bir okul, ne okul bir dershane.
Diyorlar ki Hizmet hareketi dershanelerin kaldırılmasına fazla ses çıkarıyormuş.
Bu işi uzatarak işin tadını kaçırıyormuş.
İtiraz ettikçe yanlış yapıyormuş.
Onlara göre bağrına saplanan hançeri hissedince derinden bir "ahh" bile etmeyeceksin.
İnleyip feryat edememekle ıstıraptan gözlerinde biriken yaşlar bile hakarettir siyasete.
Vücudundan kanlar sızarken bile ahu zar etmeyip sükût ederken, yüzünde tebessüm yoksa yine isyankârsın, gene şakîsin.
Delik deşik vücudunla elin kan sızan yaralarında, yüzünde tebessüm dahi varken, "huzur ve saadet içindeyim sayenizde" demiyorsan fitnecisin, saldırgansın.
Yazıktır, günahtır, ayıptır!
Demokratik hak ve tepki hakkı, herkese, her yelpazeye hatta teröriste bile tanınırken...
Politik bir hataya tepki için meydanlarda toplantı ve gösteri bile yapmayıp, sadece sosyal ve görsel medya kanalıyla haklı itirazlarını hukuki şekilde serdeden ve demokratik tepki refleksi gösteren hizmet muhiplerine ve onları haklı bulanlara reva mıdır bu yapılanlar?
Yoksa demokratik anayasal haklardan "Hizmet mensupları yararlanamaz" diye bir hüküm vardı da ben mi atladım?
Postmodern demokrasiniz, yeni zenciler mi üretti yoksa?
Gayretle yalan haber yapılıp manşetler atılırken yüzlerin kızarmaması kıyamet alameti mi?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret ettiAdana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Temel Öğretimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı’nda (TEOG) Türkiye 1’incisi olan Cumali Kankılıç’ı makamında kabul etti.
'Cebimdeki taşlar'ı çıkardıGazeteci İsmail Çevik, kendine has üslubuyla kaleme aldığı hiciv ve mizahi yazılarını “Cebimdeki Taşlar” adı altında kitaplaştırarak okuyucu ile buluşturdu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












