- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Koalisyona mecbur muyuz?

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları 2 gün sonra erken genel seçimde oy kullanacak.
Bu seçim erken seçimden daha çok, bir seçim tekrarı oldu. Halk 3 ay içerisinde ikinci kez sandığa gidiyor. Büyük bir çoğunluğun korkusu ise üçüncü bir seçime mecbur olmak. Umarım böyle bir felaket yaşamayız.
Seçim propagandaları sırasında partiler birbirlerini “koalisyondan kaçmak”la suçladılar. Gerçekten koalisyondan kim veya kimler kaçtı?
Benim kanaatime göre koalisyon kurması beklenen her üç parti de kaçtı.
AKP kaçtı, çünkü yeni bir seçimde % 41’den % 44’e çıkabileceğine ve böylece “ortaksız” bir hükümet yapabileceğine inanıyordu. AKP’nin koalisyondan kaçmış olduğu düşüncesine beni götüren şey CHP ile yapmış olduğu 32 gün süren “istikşâfî” görüşmelerdir. Kendisine taban olarak en yakın olan parti olan MHP ile 32 gün ayırsa, CHP için 2 gün ayırsa belki koalisyon -Bahçeli’ye rağmen- kurulabilirdi.
CHP, ana muhalefet partisi olarak iktidar ortağı olmak istemiyordu. Hem de yıllarca aşırı dozda eleştirdiği bir parti ile ve onun eski ve yeni genel başkanları ile. Bu yüzden ileri sürdüğü Milli Eğitim’de 8+4 ve Suriye politikası bile bu koalisyonun olmayacağının açık kanıtı idi. CHP de 45 günlük sürenin bitmesi için ayak sürüdü.
MHP, daha 7 Haziran akşamında talihsiz bir beyanla koalisyonun bütün çözüm yollarını kendisinin dışında işaret etmişti. “AKP, barış görüşmelerini birlikte yürüttüğü HDP ile koalisyon yapabilir. CHP ile koalisyon yapabilir. Bu üç parti birlikte koalisyon hükümeti kurabilir” denildi. Ama ihtimallerin içerisinde hiçbir şekilde MHP yoktu. Bu demeç hiç unutulmadı ve hiçbir zaman da unutulmayacak gibi. Tıpkı daha önceki seçimlerde “DYP dinlensin” demeci gibi.
MHP, koalisyondan kaçtı. 1999 seçimlerinde Rahşan Ecevit’in “içine sinmeyen” bir koalisyonu içine sindirdi ve 28 Şubat sürecinde 3,5 yıl Ecevit’e koltuk değneği oldu. Oysa 129 milletvekili vardı. Koalisyona girmese ana muhalefet partisi olarak kalsa bundan sonraki seçimde büyük bir ihtimalle iktidarda idi. Ama o günün şartları değişikti. MHP ve DYP, Milli Güvenlik Kurulu tarafından “izlenmesi gereken parti” listesine alınmıştı. Belki de bu tehdit onu, bu tabanı memnun etmeyen koalisyona girmeye mecbur etmişti.
Sonuç, 2002 seçimlerinde barajın altında boğulmak oldu.
MHP belki de bugün, bu korku altında koalisyona girmek istemedi. Ama bu sefer durum değişikti. Bu sefer taban AKP-MHP koalisyonunu istiyordu. Bu sefer de tavan, hatta “tavanın tavanı” bu koalisyonu istemiyordu. Koalisyona karşı olduğunu daha 7 Haziran sonuçları kesinleşmeden açığa vurmuştu. Hem de hiç kimseye sormadan, danışmadan, tabanın nabzını yoklamaya bile gerek duymadan.
Ülke 1 Kasım seçimlerine hazırlanırken MHP bir ölçüde 7 Haziran’daki “her şeye hayır”cı duruşunu gevşetmek eğiliminde görünüyor. Ama yine de “4 Şart” dayatması sürüyor. Aslında “çözüm süreci” fiilen ortadan kalktığı için şartlar da üçe inmiş durumda. 1982 anayasasının giriş protokolünde diretmek daha çok tribünlere mesaj vermek gibi. Aksi ihtilal anayasasını kutsamak anlamına gelir.
Ama başta PKK olmak üzere MHP’nin AKP ile koalisyon yapmamasını isteyen birçok grup var. Elbette bunlar yine “Savaş Kabinesi kuruluyor” yaygarasını ayyuka çıkaracak. Doğan Medya grubu, Paralel Medya grubu, DHKP-C, MLKP, ÖYP, ÖDP, PYD, PYG hepsi birden aynı koroya başlayacaklar. MHP il ve ilçe büroları saldırıya uğrayacak, MHP’liler açık hedef haline getirilecek. Bunların hepsi mümkün. Ama bu olabilir diye yapılması gereken bir şey varsa bu ertelenmemelidir.
İki kişinin ortak bir bakkal dükkânı açamadığı bir ülkede koalisyon ortağı olmak kolay bir şey değil. Bu olgu, parti hesapları dikkate alınmadan büyük bir çoğunluk tarafından kabul edilen bir gerçeklik gibi. Ancak neyin doğru olduğuna karar verecek makam milletin iradesidir. Millet 7 Hazirandaki tavrını değiştirmez % 41’i % 44’e çıkarmazsa o zaman koalisyon kaçınılmaz. Ve koalisyonu yapabilecek iki parti yine çoğunluk partisi AKP ve aynı tabandan gelen MHP olacaktır. 1 Kasım akşamı millet yine koalisyon diyecek olursa o zaman AKP için de, MHP için de tek seçenek, hiç kapris yapmadan koalisyon hükümetini oluşturmaktır. Üçüncü bir seçimi Türkiye ekonomisi de, Türkiye halkı da istemeyecek ve üçüncü seçim yapılırsa “beşinci” parti, belki de “altıncı” parti devreye girecek, işler iyice Arap saçına dönecektir.
1 Kasım seçimlerinin ülkemize, milletimize hayırlı olması; adil, temiz, olgun bir seçim geçirmemiz dileklerimle.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- 15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz Demokrasi Saldırısı19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Bir Demokrasi Şehidi: Cavit Bey04 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Sosyal Cinnet: Ankara Üniversitesi’nde 4 eczacı öldürüldü27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Bir Anı: Tatar Dostlarımla Bir Cuma Namazı20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Gabriel Noradunkyan Efendi13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- IV. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu'nun Ardında07 Haziran 2016 Salı 06:00
- “Amid” Adı Üzerine31 Mayıs 2016 Salı 06:00
- Babasına İhanet Edenden Kime Ne Fayda Gelir23 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Bağdat’ta Bir Zorba: Bekir Subaşı16 Mayıs 2016 Pazartesi 08:54
- Bozok sempozyumu'nun ardından12 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












