- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Kralların vicdanı ve demokrasi

Sedat MEMİLİ / Yazar
Eskiden krallar, inandıkları Tanrı adına tahtta hüküm sürerlerdi.
Halka hesap vermekten değil, Tanrılarına hesap vermekten korkarlardı.
Bu korku onları, adil bir kral yapmaya yönlendirirdi.
Kral, daima vicdanında hissettiği Tanrısı’nın yeryüzündeki temsilcisi olduğunu unutmazdı.
Halk ise krallarının sahip olduğu bu egemenliğin ona Tanrı tarafından verildiğine inandığı için koşulsuz itaat ederdi.
İyilik yapacak kadar güçlü olan Tanrı, kötülük yapacak kadar da güçlüdür.
Egemenliği Tanrısı adına kullanan Kral’ın da güçlülüğü bu düşünceden kaynaklanırdı.
Tanrı’nın bunca yetkisini taşıyan Kral, “Tanrı” mertebesinde olabilir miydi?
Bu uygarlıklara göre değişirdi…
Mısır medeniyetinde Firavunlar, Tanrı gibi kabul edilirdi.
Ancak Hitit medeniyetinde krallar, ancak öldükten sonra Tanrı mertebesine yükselirlerdi.
Bu açıdan Hitit Kralları yalan söylemezlerdi ve dürüst olurlardı.
Çünkü, öldükten sonra Tanrı olabilmeleri için, yaşamlarında adaletli, halkına saygılı, onları koruyan, yalan söylemeyen, kamu malını halkının ve Tanrısının malı sayarak kendi zimmetine geçirmeyen bir yönetim sergilemeleri gerekirdi.
Halk, Kralın, Kral olmasında kendi payları olmadığını bilirdi.
Bu nedenle Krallık ve tasarrufları üzerinde bir hak talebinde bulunmazlardı.
**
Bu noktaya kadar tarihi gerçek bu… Bu noktadan sonra olanlara bakalım.
Artık, krallar yok, onun yerine yönetici var.
Demokrasi, kralların Tanrı tarafından atanmışlığını ortadan kaldırıp, halk tarafından seçimini getirdi.
Böylelikle, yöneticinin inandığı Tanrıya karşı vicdanında var olan korku ortadan kalktı.
Öyle ya, yönetici Tanrı tarafından atanmadığı için neden kendini Tanrıya karşı sorumlu hissetsin ki?
Ama ahlakçılar bas bas bağırır; “Allah’tan kork! Vicdanlı ol!”
Olabilir mi? Olamaz. Çünkü;
Çünkü günümüzde bir kişi yönetici seçilmek için “Tanrıya değil, paraya” ihtiyaç duymaktadır.
Pere ile elde edilmiş bir egemenlik hakkı, ancak yine paranın gücü ile devam edebilir.
Ayrıca, bu sistemin ortağı olan seçiciler (dikkat edin seçmenler demedim), bu işlerin parayla döndüğünü bilirler. Yönetici, ancak bu seçicilere karşı kendini sorumlu hisseder.
Yöneticinin muhatabı, seçilerin önerileri ve yarı dolandırıcı zenginlerdir.
Gelelim Halkın anlayışına.
Halkın bir kısmı, verme gücünü elinde bulunduran iktidardan pay almak için beklentiye girer ve o açıdan sesini çıkarmaz. Hatta, ağzı laf yapanlar yalanır durur…
Bir kısmı, zaten egemenlik hakkında küçük pay almıştır, (memurdur, çalışandır vs)) bu nedenle o da sesini çıkarmaz.
Bir kısmı da, uyu uyu yat uyu; haberi bile yok.
Bir kısmı, tevekkül içinde, yöneticisinin ne kadar inançlı olduğuyla avunur.
Başka avunanlar da var; kötü yöneticinin öteki dünyada cayır cayır yanacağı düşüncesiyle avunur…
Her şeyin farkında olanlar çaresizdir; henüz örgütlenmeyi becerememiştir…
İşte bu başıboşluk sistemine demokrasi diyorlar…
Yani? Yanisi şu; Evrensel bilinç düzeyi düşük toplumlarda demokrasi, ortak felaketin ortak kararla alınmasıdır.
Yaşasın demokrasi!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












