- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Kültür ve Değişim (2)

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Kültürel Süreçler
(1) Kültürel Yayılma:kültür öğelerinin coğrafi açıdan yer değiştirerek bir toplumdan başka bir topluma geçme sürecidir.Kültürleri arasında ortak özellikleri olan ülkeler de kültürel yayılma daha kolay ve hızlı olur.
(2) Kültürleme: İnsanların kendi kültürlerinde etkinlik kazanması ve eğitim sürecinde karşılaştığı bilinçli veya bilinçsiz şartlandırmalar kültürleme olarak tanımlanır.Kültürleme hem eğitimi hem de öğretimi içermektedir.
(3) Kültürlenme: İnsanların ilk sosyalleşmesini tamamladığı kültürden ayrılıp farklı kültürel ortama geçmeleri ve daha sonra bu yeni kültürel yapının özelliğini benimsemeleridir.
Kültürlenme sonucunda:
-İnsanların farklı kültürleri tanımakla kültürel açıdan zenginleşir.
-İnsanlar hoşgörü sahibi olurlar.
-Farklı kültürlerde yetişenlere önyargı ile yaklaşmazlar.
-İnsanları ve olayları genel kültürel yapıya göre değerlendirirler.
(4) Kültür Şoku: Bir kültürden başka bir kültüre geçişte bulunan bireylerin yeni kültüre uyum sağlamakta karşılaştıkları zorluklar, sıkıntılar, bunalımlar, gösterdikleri tepkilerdir.Kültür şoku, yeni olay ve olgunun insanlarda oluşturduğu psikolojik ve toplumsal şok, korku, heyecan ve panik durumudur.Kültür şoku, yabancı bir yerde tamamen yabancı bir kişi yaratır.Bunun temel nedeni, kültürel farklılıklardır.
(5) Kültürleşme: Farklı kültürel yapıya sahip grupların devamlı ilişki ve etkileşimi sonucunda, gruplardan birisinin diğerinin kültürel değerlerini kabul etmesi, benimsemesi ve ortaya yeni bir kültürel yapının çıkması sürecidir.Kültürleşme süreci için en az iki farklı kültür ve bu kültürlerin aynı zamanda sürekli bir ilişki içinde olması gerekir(kültürel etkileşim).
(6) Kültürel Asimilasyon: Bir toplumun kültürünün başka bir toplumun kültürünü zamanla kendine benzetmeye çalışması ve sonuçta tamamen kendine bağlı hale getirmesi kültürel asimilasyon(temsil) olarak tanımlanır.
(7) Zorla Kültürleme: Bir toplumun kültürünün başka bir toplumun üyelerinin benimsedikleri kültürel değerleri zorla değiştirmeye çalışmasdır.
(8) Kültürel Değişme: Bir toplumun kültürel yapısının yukarıda açıklamaya çalıştığımız herhangi bir süreç sonucunda kısmen veya tamamen değişmesi veya değişikliğe uğratılmasıdır.
Kültürel Değişmeyi Kolaylaştıran Faktörler
*Toplumun değer ve inançları ile çatışmayan yeni kültür unsurları toplumda kolayca benimsenir ve yayılır.
*Gelişmiş olan toplumda kültür değişmeleri daha kolay olur.
*Başka toplumlarla sıkı ve devamlı ilişki içinde olan toplumlarda kültür değişmeleri daha sık ve daha kolay olur.
*Toplumsal yaşamda çocuklar gençlere, gençler yaşlılara göre kültürel değişimler için daha uygun bir ortam oluştururlar.
Kültürel Değişmeyi Zorlaştıran Faktörler
Toplumda bazı faktörler kültürel değişmeyi hızlandırırken bazıları da engelleyebilir.Kültürel değişmeyi engelleyen faktörleri maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:
*Kapalı toplumlar kültürel değişmeyi güçleştirirler.
*Kültürel değişmeye elverişli bir ortamın olmaması.
*Kültür öğeleri arasındaki bağın kültürel değişmeyi engelleyecek kadar çok güçlü olması.
*Köklü alışkanlıklar ve gelenekler.
*Dogmatik inançlar.
Toplumsal Değişim ve Din[2]
Toplumsal Değişim ve Din ilişkileri, sosyoloji, ilahiyat ve toplum ilişkileri, yönetim-devlet açısından önem arz eder. Değişimin dini kapsayıp kapsamadığına göre değişimin karakteri de değişir. Toplumun cevabı önem kazanır.
Din ile toplumsal değişimin ilişkileri tek boyutlu olmayıp çok yönlüdür ve bu ilişkilerde dinin yanı sıra başka birçok etken de etkili olabilmektedir. toplumsal değişim içinde din; sosyal, ekonomik, kültürel, siyasal vb. faktörlerle etkileşim içindedir. Bu çerçevede din; toplumsal değişim ilişkilerinde ayrıca coğrafi çevre,mekân, zaman, sosyal farklılaşma, nüfus, göç, savaş, barış, bütünleşme, ayrılık, eğitim, siyaset, kültür, ideoloji, hukuk, teknoloji, ekonomi, keşif ve icat gibi değişim etkenleriyle de bir etkileşim içindedir.
Belirtmelidir ki, toplumsal değişim terimi, bir toplum için mutlak anlamda iyiyi veya kötüyü, olumluyu veya olumsuzu, iyi yönde değişimi veya kötü yönde değişimi, ilerlemeyi veya gerilemeyi ifade etmemekte, nötr bir anlam içeriğine sahip bulunmaktadır. Şu hâlde toplumsal değişim, normatif değil, objektif bir anlam içeriğine sahiptir.
Aynı şekilde “dini olumlu yönde etkileyen bir etken olarak toplumsal değişim”, “dini olumsuz yönde etkileyen toplumsal değişim”, “dinin lehine toplumsal değişim”, “dinin aleyhine toplumsal değişim” gibi ifadelerden kasıt, değişimin mutlak anlamda din için iyi veya kötü olduğunu ifade etmek değildir. Ancak sosyal bir fenomen olarak dinin, değişimden görece iyi veya kötü yönde etkilendiğini ifade etmektedir.
Toplumsal değişimin koşulları
İnsanlar, karşılıklı ve sürekli etkileşimler sonucu zaman içinde yeni değerler, normlar, anlamlar, kurallar, kurumlar ve yönetim biçimleri meydana getirmektedir. İnsanların karşılıklı ilişki ve etkileşimleri, tarihsel süreç içerisinde farklı bir hal almakta, toplumsal yapıda ortaya çıkan başkalaşma veya farklılaşmalar da toplumsal değişimi doğurmaktadır. Ancak toplumsal yapıda ortaya çıkan değişikliklerin toplumsal değişim olarak nitelendirilmesi için ön şart, değişimin köklü ve kalıcı olmasıdır. Bir bakıma toplumsal değişimler, toplumun tarihî akışını, kaderini değiştiren olaylardır.
Toplumda meydana gelen bir değişimin, toplumsal değişim olması için değişimin, bir referans noktasıyla belirlenebilir olması, bir zaman dilimine endeksli olması; kesintisiz-sürekli, kolektif olması, aile, cemaat, eğitim, ekonomi gibi kalıcı birliktelikleri ifade eden grup veya kurumlar temelinde ortaya çıkması gereklidir.
Toplumsal Değişim Etkenleri
Toplumsal değişimde rol oynayan etkenler: Coğrafya, mekân, zaman, demografya (nüfus yapısı), iktidar ilişkileri ve muhalefet, rekabet, çatışma, işbirliği, bütünleşme ve barış, aile, ekonomi, eğitim, siyaset, hukuk, göç ve şehirleşme, kültür, din, ideoloji, icat, keşif, sanayi ve teknoloji, karizmatik şahsiyetler ve sosyal hareketler.
Modernleşme kuramları, tek tek ulusal sınırlarla belirlenmiş olan toplumlar üzerinde odaklaşmakta olup esasen gelişmemiş, azgelişmiş veya gelişmekte olan biçiminde isimlendirilen toplumların sanayileşmiş toplumlar haline gelmesinin süreçlerini ele alıp belirlemeye çalışır.
Diyalektik Kuramı
Karl Marks’ın değişim kuramı, diyalektik ilişkiye dayalı tarihi maddecilik üzerine kuruludur. Diyalektik yaklaşım, toplumsal alanda her varlığın zıtları bünyesinde barındırdığını, bu zıtların çatışmasıyla yeni bir durumun biçimlendiğini ve bu sürecin aynı tarzda devam ettiğini ileri sürmektedir.
Marks’a göre bütün tarih, diyalektik ilişkiye dayalı üç döneme ayrılabilir: İnsanın özgür olduğu tez dönemi, teknolojinin etkili olduğu ve insanın yabancılaştığı antitez dönemi ve de sınıfsız toplumun ortaya çıkacağı sentez dönemi.Marks’ın düşüncesinde “Şimdiye kadar ki bütün cemiyet tarihi, bir sınıf mücadeleleri tarihinden ibarettir.” Marks’a göre çatışma olmadan ilerleme olmaz.
Marks, tarihsel maddecilikle diyalektik çatışmanın öncelikle ekonomik alanda cereyan ettiğini, bu nedenle de değişimin temel belirleyicisinin üretim ilişkileri olduğunu savunmaktadır.
Marksizm'de değişim, üretim biçimine ve toplumdaki sınıflar arası dinamizme dayalıdır. Her toplumda belli üretici güçler ve bir üretim biçimi vardır. Makine, alet, iş konuları, insanlar,üretim güçlerini belirler. Üretim güçleri üretim ilişkilerini düzenler. Temel belirleyicisinin üretim ilişkileri olduğu toplumsal değişim sürecinde insanlık, sırasıyla ilkel komün, kölelik ve feodalite dönemlerinden geçerek kapitalizm aşamasına gelmiştir. Bu aşamada çatışma, üretim araçlarına sahip olan burjuvazi ile işçi sınıfını ifade eden proletarya arasında cereyan etmektedir.Çatışmanın sebebi, işçilerin hakkı olan artı ürünü burjuvaların sahiplenmesidir.
Marks’a göre, benzer hayat tarzını paylaşan insanlar, dayanışma içerisine girerek ortak bir bilinç geliştirirler. Sınıf bilinci, sınıf çıkarlarını koruma noktasında sınıf mücadelesinin başlamasını temin eder. Kapitalist toplumda bu çatışma devrimle sonuçlanacak, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi kalmamış olan proletarya ayaklanarak komünist toplum modeline geçişi sağlayacaktır.
Çatışmacı Yaklaşımın toplum modeli
1) Her toplum, heran değişime konu olur, toplumsal değişim her yerde mevcuttur.
2) Hertoplum, her an toplumsal çatışmaya sahnedir, toplumsal çatışma her yerde mevcuttur.
3) Toplum içindeki her unsur, onun değişimine katkıda bulunur.
4) Her toplum, bazı üyelerinin öteki üyeleri üzerindeki zorlamalara dayanır.
Karl Marks'ın bu genel çözümlemeleri, Rusya başta olmak üzere Demirperde Ülkelerinde uygulama sahası bulmuştur. Ancak bir asır sonra sistem çökmüş ve kısmen liberalleşmiş ve kontrollü pazar ekonomisine geçilmiştir. Halkın sosyal seviyesi ve çalışma-başarma isteği hemen semere vermiştir. İflas eden sistem araştırılmış ve buna alternatif bir görüş ileri sürülememiştir. Böylece Marksist görüş bir tarihi tecrübe olarak insanlık tarihinde ve bir usul-sistem olarak da bilim tarihinde yer almaktadır.
Kapitalist sistem giderek küreselleşmiş ve böylece dünya küresel bir sömürü ortaklığına ve bu amaçla, zayıfların çatışmasına ve özellikle İslam coğrafyasının talanına/bölüşülmesine sahne olmaktadır. Ortadoğudaki savaşın kaynağı budur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












