Kürt kentlerinde "özyönetim" ilanı

Bu süreç nereye varacak, taraflara maliyeti nedir?
Özgür Gündem gazetesinde Özyönetimle ilgili açıklamalar yer alıyor: "Erdoğan rejiminin devreye koyduğu topyekûn savaş konsepti karşısında, özyönetim ilanı geldi. (13 Ağustos 2015);-KCK Yürütme Kurulu Eşbaşkanlığı, Kürdistan'daki Halk Meclislerinin özyönetim ilanlarını destekleyerek AKP iktidarının ulus devlette ısrarı karşısında Kürt halkı için özyönetimden başka seçenek kalmadı. Kürt halkının; yerelden demokrasiyi geliştirme, kendi kendini yönetme, bu temelde Türkiye'yi demokratikleştirme ve tüm Türkiye halklarını ve toplumsal kesimleri, özgür ve demokratik yaşama kavuşturma dışında başka bir amacı yoktur”.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat, son günlerde ilan edilen "özyönetim"ler konusunda şunları söyledi: "Öz yönetim ilanlarının ve uygulamalarının her yerde geliştirilmesi gerekiyor. Devletin her türlü yönelimi karşısında da çok güçlü bir biçimde toplumsal direniş ve öz savunmayla kendi sistemini halkımızın savunması gerekiyor. Öyle olmalı ki polis tek bir kişiyi tutuklamaya dahi cesaret etmemelidir."
Özyönetim ilan edilen bazı ilçeler: Silopi, Cizre, Nusaybin, Şırnak, Yüksekova, Bulanık ve Varto.
Özyönetimin ilanı; "Kent Meclisleri, Halk Meclisleri’nin aldığı kararların uygulanmasıyla, faşizan devlete karşı öz savunma sağlanacak ve bu temelde, özgür yaşam inşa edilecek" gibi gerekçelere dayandırılıyor.
Devletin bu Özyönetim ilanına tepkisi-cevabı malum: Sokağa çıkma yasağı, şehirlerin askerce işgali, Cizre’de ölen/öldürülen 21 kişi, Silopi ve Varto örnekleri, bombalanan mezarlıklar ve diğerleri göz önündedir.
Öyle ise bu Özyönetim hangi şartlarda mümkün olacak? BDP’li Belediyelerin Diyarbakır’da yaptıkları toplantı ve açıklanan Deklarasyon, Kürt Hareketinin Özyönetimde kararlı ve ısrarlı olduğunu göstermektedir.
Özyönetim, Rojava’da yürürlüğe konmuştur. Bununla devlet içinde, demokratik, sınırlarla sorunu olamayan, halk katılımlı bir yönetim sistemi inşa edilmektedir.
Kürt siyasi örgütleri içinde öteden beri "Bağımsız Kürdistan”, "Federasyon" seçeneklerini savunanlar vardır.
Oral Çalışlar[1] şöyle bir değerlendirme yapmaktadır: Devletin bu hamleler karşısında izlediği yol: “Topyekün bir bastırma kampanyası yürütmek, Kandilin bombalanması, özyönetim ilan edilen ilçelerde devletin inisiyatifi yeniden sağlaması, yaygın tutuklama ve gözaltına alma" eksenli bir yoldur.
Türkiye'nin Kandil'i bombalaması, Almanya'nın ve birçok Avrupa ülkesinin medyasında; “IŞİD'e karşı mücadele eden Kürtler hedefte” şeklinde yorumlanıyor. Türkiye, bir yandan da; başta ABD olmak ve NATO ülkelerinin, kendisine destek olmasını istiyor. Çözüm süreci, bir huzur ve barış imkânı ve deneyimiydi.
Farklı modelleri, yönetim şekillerini; konuşmak, tartışmak; demokrasinin bir parçası. “Kürtlerin kendilerini yönetmek istekleri” de , “merkezi otoritenin baskısından şikâyet” de; bu bağlamda değerlendirilebilir.
*
Özyönetim ilanları, açıklanma sırası ve nedenleri:
Şırnakta ilk Özyönetim Açıklaması (10 Ağustos 2015): "Şırnak Halk Meclisi olarak, devleti reddetmeyip, ancak bu şekilde devletin kurumlarıyla yürüyemeyeceğimizi, bunun için kentte bulunan devletin tüm kurumları bizim için meşruiyetini kaybetmiştir. Bu şekli ile devletin hiçbir atanmışı bizi yönetmeyecektir. Bundan sonra halk olarak Özyönetimimizi esas alarak, demokratik temelde yaşamımızı inşa edeceğiz. Bundan sonra da tüm saldırılar karşısında demokratik öz savunmamızı gerçekleştireceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan hemen buna cevap verdi:" Şırnak’taki Özyönetim ilanının ardından 11 Ağustos ‘ta açıklama yapan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti’nin dışında bir devlet asla kabul edilemez. Bu açıklamayı kimler yapıyorsa ağır bir bedel öderler. Hem yasal bir bedel öderler, hem diğer tür bir bedel öderler” dedi ve hemen 10 adrese operasyon ve 3 gözaltı yapıldı.
Ertesi gün DBP Şırnak İl Eşbaşkanı Salih Gülenç: “Özerklik ilan etmedik, kanton kurmadık, bu faşist devleti tanımadığımızı söyledik. Saldırıların sürmesi durumunda halkın alternatifsiz değildir. Kentteki devletin tüm kurumları bizim için meşruiyetini kaybetmiştir. Halk olarak Özyönetimimizi esas alarak, demokratik temelde yaşamımızı inşa edeceğiz. Devlet demokratikleşmezse, elbette ki halklar kendilerini ifade edecek biçimler bulurlar, kanton ya da özerklik zorunluluk haline gelebilir. Bu halk alternatifsiz değil."
KCK, tarihi bir açıklama yaptı (12 Ağustos 2015): "Demokratik siyasal çözümü reddeden, Türkiye'nin demokratikleşmesi temelinde Türkiye'nin tüm sorunlarının çözümü yerine tekçi ulus-devletçi anlayışta ısrar eden; demokratik ulus anlayışıyla geliştirilmek istenen yerel demokrasi tanımayan bir siyasi zihniyet karşısında Kürdistan halkı için başka bir seçenek kalmamıştır.”
Yüksekova-Gever: ‘Ne yaptı lan size bu devlet?" işkencesi: Birkaç gün önce Yüksekovada özel harekât mensuplarının inşaat işçilerini yüz üstü yere yatırılmış halde, elleri arkadan bağlanmış şekilde gözaltında tutarkenbir yetkili "Ne yaptı lan size bu devlet” diyerek şiddet uyguluyordu (görüntüleri Youtube düşmüştü).Bunun üzerine Gever Demokratik Toplum Meclisi Eş Başkanı Şerafettin Dede: "Bu işkence uygulaması ise, en faşizan tarzda gerçekleştirilmiştir. Kürt özgürlük hareketini ve halkının meşruiyetini tanımayan bir devletin kurumlarını, yasalarını, hukukunu ve sistemini tanımıyoruz. Tüm bu işkenceci, inkârcı ve faşizan devlete karşı kendi öz savunmamızı da sağlayacağız. Bu temelde özgür yaşamı inşa edeceğiz."
Varto Kent Meclisi Eşbaşkanı Mustafa Doğan: "Bizler merkezden dayatılan, Ankara'dan toplumla uyuşmayan her şeyi yapmak zorunda değiliz. Bizler devletin atadığı vali ve kaymakamlar tarafından yönetilmek istemiyoruz. Bizler Kürt halkı olarak demokratik ve meşru yöntemlerle kendimizin seçtiği yönetimler tarafından yönetilmek istiyoruz. Bu nedenle biz artık kendimizi ve kentimizi Özyönetimimizle yönetmek istiyoruz.”
Bulanık DBP İlçe Eşbaşkanı Zeynep Topcu: "Bizleri temsil etmeyen bu rejim ve tüm kurumları meşru görmediğimizi açıkça beyan ediyoruz. Bulanık'ta seçilmiş Demokratik Kent Meclisi olarak faşizan ve meşru olmayan rejime karşı toplumun Özyönetimi olarak kendimizi beyan ediyoruz. Kent Meclisi olarak halkımıza yönelik geliştirilen topyekûn imha rejimine karşı tutum olarak bugünden itibaren kendimizi Özyönetim ve iradeyle yöneteceğimizi ilan ediyoruz."
Hakkâri. 14 Ağustos’ta da, DBP ve HDP'nin de temsil edildiği Hakkari Demokratik Kent Meclisi, ilde “Özyönetim” ilan etti. DBP Hakkâri Merkez ilçe Eş Başkanı İbrahim Çiftçi: "Demokratik Kent meclisi olarak devleti reddetmeyip, ancak bu şekilde devletin kurumlarıyla yürüyemeyeceğiz. Bunun için de kentte bulunan devletin tüm kurumları bizim için meşrutiyetini kaybetmiştir. Bu şekliyle devletin hiçbir atanmışı bizi yönetemeyecektir. Bundan sonra halk olarak Özyönetimimizi esas alarak demokratik temelde yaşamımızı inşa edeceğiz. Bundan sonra da gelişecek tüm saldırılar karşısında demokratik öz savunmamızı gerçekleştireceğiz. Bundan sonra kentimizi de kendimizi de bizler yöneteceğiz"
Batman Bağlar Mahallesi Demokratik Kent Meclisi Yöneticisi Şirin Kaplan: ""Bizler Kürt halkı olarak demokratik ve meşru yöntemlerle kendimizin seçtiği yönetimler tarafından yönetilmek istiyoruz. Bu nedenle biz artık kendimizi ve kentimizi Özyönetimimizle yönetmek istiyoruz. 20. yüzyıl boyunca uygulanan tekçi ulus devlet zihniyetinin halkların taleplerine cevap olmadığı her yönüyle ortaya çıkmıştır. Çözüm üretmeyen bu tekçi ulus devlet zihniyetinin giderek toplumsal iradeyi hiçe saymış ve topluma nefes aldırmaz duruma getirmiştir."
Van/ Edremit ve İpekyolu(15 Ağustos 2015): DBP ve HDP İlçe yöneticilerinin içinde bulunduğu bir kalabalık önünde Özyönetim ilan edildi. "Devletin hiçbir atanmışı kabul edilmeyecek” denildi.
Diyarbakır/Sur: "Bizler Sur ilçesinde yaşayan seçilmişler olarak, demokratik kent meclisi olarak faşizan ve meşru olmayan rejime karşı toplumun özyönetimi olarak kendimizi beyan ediyoruz".
Silvan: Barış Gülenyüzlü; "Biz Ankara'dan yönetilmek istemiyoruz. Bu yüzden kendimizi ve kentimizi Özyönetimimizle yönetmek istiyoruz. Ve tabi ki yöneteceğimiz bu alanda bu halkın önderi olan Önder Apo ile bu sistemi uygulayacağız. Bu bizim en meşru hakkımızdır. Önder Apo'nun özgürlüğü Kürdistan halkının özgürlüğüdür. Bizler Farqîn'de yaşayan seçilmişlerin Demokratik Kent Meclisi olarak faşizan ve meşru olmayan rejime karşı toplumun Özyönetimi olarak kendimizi beyan ediyoruz.”
Lice: DBP İlçe Eşbaşkanı Murat Akgün, “devletin hukukunu ve sistemini tanımadıklarını, devlete karşı kendi öz savunmalarını yapacaklarını” söyledi. "Bu temelde özgür yaşamı inşa edeceğiz, bizler halkın kendi öz iradesiyle seçilmiş olan seçilmişler olarak, Türk devletini ve geçici AKP hükümetini Kürt halkı üzerindeki baskılarını kınıyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan (18 Ağustos), Genelkurmay Başkanlığı Devir Teslim töreninde Özyönetim ilanlarına ve yaşanan çatışmalara ilişkin olarak şunları söyledi: "Devletin ve milletin varlığına karşı sıkılan her kurşunun, atılan her bombanın, kazılan her çukurun hesabı sorulacak, cezası mutlaka verilecektir. Arkalarına aldıkları güçlerle Türkiye'nin bütünlüğüne, milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine saldıranlar hak ettikleri cevabı almaktadırlar ve alacaklardır."
“Özyönetim” ilanlarının ardından, Sur ve Silvan ilçelerinde, 19 Ağustos 2015 tarihinde eş zamanlı operasyon yapıldı. Sur Belediyesi eş başkanları ile Silvan Belediyesi Eş Başkanları, DBP Sur ilçe Eş Başkanı ve birçok DBP üyesi gözaltına alındı. İlçelerde çatışmalar oldu, kısa süreli sokağa çıkmak yasaklandı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, Sur ve Silvan ilçelerinde belediye eş başkanlarına yönelik operasyonlara tepki gösterdi: "Devlet, gelip benim belediye başkanımı gözaltına alırsa, ben de özerklik ilan ederim" dedi.
Doğubayazıt-(19.Ağustos 2015): DBP Doğubayazıt İlçe Eşbaşkanı Muhsin Kula; Yüksekova-"Gever'de yere yatırılan insanlarımıza 'Türk'ün gücünü göreceksiniz', 'Bu devlet size ne yaptı' diyen polis aslında 90 yıldır devletin ne yaptığını açıkça göstermektedir. Tekrar köyler boşaltılmakta, şehirler ablukaya alınmakta, harabe hale getirilmektedir. En son Varto'nun durumu bunun açık örneğidir. Cenazelere insanlık dışı uygulanmalar yapılmaktadır. Varto'da yaşamını yitiren kadın gerillanın çıplak halde teşhir edilmesi insanlığın öldüğü noktayı göstermektedir. Bütün bu insanlık dışı uygulamaları yapanlar devlet adına yapmaktadır. Böyle bir devletle barışık olmayacağımız bilinmelidir. Bu anlamda devleti reddetmemekle birlikte devlet kurumlarını tanımayacağımızı kendi kendimizi yöneteceğimizi belirtiyoruz. Bundan sonra devletin tayin ettiği vali ve kaymakamlar değil kendi seçtiğimiz vali ve kaymakamlarımız bizim için esas olacaktır. Özyönetimimize yönelik gelişecek her türlü saldırı karşında her türlü savunmamızı yapacağız. Bu temelde Özyönetimimizi ilan ediyoruz."
Bitlis/ Hizan ilçesinde Özyönetim ilanı: Hizan Demokratik Halk Meclisi Eşbaşkanı Kader Sönmez;
"Demokrasi farklı kimliklerin, inançların ve toplulukların öz iradelerini özgür ve örgütlü bir şekilde beyan etmesidir. Bu nedenle topluma yönelik geliştirilen devlet baskısına karşı halklar ve toplumun tüm farklı kesimleri olarak varlığımızı koruma ve özgürlüğümüz sağlama temelinde bu baskılara karşı iradesini ortaya gibi ciddi bir durumla karşıyayız. İrade beyanı ve tutum alma devlet karşıtlığı ve bölünme olarak kesinlikle anlaşılmamalıdır. Bizler Kürdistan halkları olarak kendi dilimiz ve kültürümüzle kendimizi öz yerel irademizle yönetmek istiyorsak buna saygı duyulmalı ve desteklenmelidir".
İstanbul'da iki mahallede Özyönetim: Gülsuyu ve Gazi mahallelerinde Özyönetim ilan edildi (15 Ağustos). Maltepe Halk İnisiyatifi; "Devletin Kürt halkına yönelik topyekûn saldırıları kabul edilir değildir. Devletin hiçbir kurumunu tanımıyoruz"
*
Kürt Hareketi kurumları ve HDP'nin bir Türkiye ve Demokratikleşme Projesi olarak sundukları "Yerel İdarelerde Özyönetim" ayrıntılı olarak tartışıldı. Mevcut sistemin değişmesi ve halk katılımının olması, merkezi otoritenin yetkilerini çevreye devretmesi, ülke sınırlarının korunması istenmektedir.
Oysaki Türkiye Hükümeti, bunu bir bölünme kabul ederek daha Merkezileşmek-Otoriterleşmek, Tekçi bir Yönetimi pekiştirmek istemektedir. Bu yönde siyasi ve askeri çatışmalar yaşanmaktadır. Kürt Sorunu Çözüm görüşmeleri adı altında resmen telaffuz edilmeden görüşmeler yapılmış, bir yola girilmiş ve bir durağa gelinmiş idi. 7 Haziran Seçimleri, Başkanlık sistemine izin vermeyince, yapılanlar inkâr edilmiş ve askeri seçenek, tüm şiddeti ile devreye sokulmuştur.
Türkiye Kürt Sorununu çözmek, kardeşliği pekiştirmek, demokratikleşmek zorundadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












