• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Kürt sorunu çözümünde Sri Lanka model olabilir mi? (5)

02.10.2015 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

AKP Zonguldak Milletvekili Sri Lanka Modelini önerdi[1]

(Zonguldak) - AKP Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu, Merkez İlçe Başkanı ve yöneticilerle birlikte Karaelmas Gazeteciler ‎Derneği’ni ziyaret etti.  Son günlerdeki terör olaylarına değinen Çaturoğlu, ‎terör örgütü PKK ile sonuna kadar mücadele ‎edeceklerini belirterek; "Devletin de tahammülü var, sabır.  Atalarımızın bir sözü var, "laftan anlamayanın hakkı ‎kötektir". Operasyon yapıldı.  Biz bu olayı dengeli bir şekilde götürmek suretiyle terörle mücadeleyi sonuna kadar götürmemiz lazım. Ya adamlar silah bırakıp teslim olacak, ya da  Sri Lanka’daki gibi kökü kazınıp bitecek,  iş bu . Çünkü bu işin başka türlü yolu yok. PKK’nın silah bırakacağına da inanmıyorum".

25.Dönem Milletvekili olan Faruk Çoturoğlu, 01 Kasım 2015’de yapılacak 26.Dönem Milletvekili seçiminde AKP listesine alınmamıştır.

*

Hernekadar ülke, coğrafya, halk ve sosyal durum-ilişkiler, tarih, nüfus farklı da olsa aynı sorunun ortak yanlarının olması doğaldır. Benzerlikler fazla olursa sonuç da benzer. Ancak her hareketin ve toplumun özgün yanı/yönü/unsurları vardır. Ve bunlar o topluma mührünü basar. Konu insani hak ve özgürlük olunca bunun önünde durmak mümkün değildir. Hareketin ilkleri hep yaratıcı yol açıcı oldukları halde ardılları bir pratiği sürmekte buna göre strateji belirlemektedir. Başlangıçta yaşlı adamlar Harekete ilgi göstermez ve kaçarken, şimdilerde evdeki çocuklar Hareketin sloganı ile büyümektedir. Baskın yemiş evdeki çocuklar, basılmış ve her tarafı delik deşik şehirler, sokaklarda ateş ve askeri araçlar, kaçmak ve korku ve ölüm hepsi iç-içedir. Küçük çocukların hafızasına kazınmaktadır. Bu deneyimlerin üzerine gelişecek bir teori, gençleri tatmin etmezse, yeni nesilleri tutmak mümkün değildir.

Dünya şartları değişmiştir ve özellikle bölgemizdeki siyasi ve sosyal dengeler, politik rol ve statüler hızla değişmektedir. AKP'li bir Milletvekilinin Kürt Sorununda Çözüm olarak Sri Lanka'yı sağlık vermesi akıllara ziyan bir düşüncedir. Bazıları vatana elkoymuş gibi, ülkeyi ve bayrağı kendi malı görmektedir. Bu yanlıştır. Vatan ve Bayrak hepimizindir. Sonra sorun vatan-Bayrak da değildir. Bu sorunu çarpıtmaktır. Biliniyor ki sorun eşitlik ve özgürlük sorunudur. Eşit hak ve statüde olmak sorunudur. Kitlesel katliamlar yapılmıştır, ama sonuç alınmamıştır. Cumhuriyet tarihi bu direniş ve çatışmalarla doludur. Artık tetikçi Osman Topalın dönemi geçmiştir. Sonuçta Kemal Paşa onu Çankaya'da astırarak ebediyete göndermiştir.

Türkiye, uluslar arası bir konuma çıkmış Kürt Sorununa inisiyatif kullanarak makul ve barış içinde, demokratik bir çözüm bulmalıdır. Bunu yapacak kadroya, yaşayanlar ve gelecek nesiller minnettar olacaklardır. Hep "kardeşiz"  diyoruz, öyle ise kardeş gibi davranmalı.

*

Erdoğan: “Meclis'e 550 milli ve yerli milletvekili gönderin”[2]

Radikal-İstanbul Yenikapı'da düzenlenen (19.9.2015) "Milyonlarca Nefes, Teröre Karşı Tek Ses" mitingine katılan Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye'nin Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır diyecek noktaya geldik" dedi.  Cumhurbaşkanı Erdoğan "01 Kasım'da Meclis'e 550 tane yerli, milli milletvekili gönderin. Herhalde ne demek istediğimizi anlıyorsunuz değil mi? Meclis'e yerli ve milli vekil gönderirseniz gerisi çok kolay" dedi.

Başbakan Davutoğlu kürsüde "2002’de AK Parti iktidara geldiğinde OHAL vardı kaldırdık. O yıllarda Kürtçe şarkı türkü dahi yasaktı, yasakları kaldırdık. Yaylalar, mezralar Anadolu insanına kapatılmıştı. Hepsini açtık. Yaylalarda halaylar türküler söylenmeye başlandı. Kürtçe yayın yapan TRT Şeş’i kurduk. Çünkü bizim inancımızla ırkçılığın her türlü ayaklarımızın altındadır. Hiçbir ırkçılığa hiçbir ayrımcılığa izin vermedik" derken insan bugüne bakınca, koşulların değiştiğini bir ilerleme ve barış ortamının bulunmadığını, adeta bir içsavaş yaşandığı halde bunun görmezden gelindiğini düşünmeden edemiyor.

Doğudaki gerçeğe kör ve sağır olmak, Batıda başka konuşmak daha ne zamana kadar? Askeri saha ilan edilmiş mıntıkalar, kesilmiş şehirlerarası yollar, ilçelerde devam eden çatışmalar ve sıkıyönetim, minarelerde keskin nişancılar, şehit düşen asker ve polisler, 50 uçaklı filolarla yapılan bombardımanlar, bu sırada öldürüldüğü bildirilen gerillalar, şehirlere girmesi yasaklanan Vekil ve Mebuslar, kafileler halinde tutuklanan siyasi kadrolar, yakalanan askeri mühimmat. Davutoğlu söylüyor: "Kürtçe ölülerinize ağıt yakabilirsiniz".

Bu muydu Barış ve Kardeşlik Projesi?

Sayın Davutoğlu devam ediyor:" Daha sonra 17-25 Aralık kumpası kuruldu. Hedef açıktı. Milletin birliğini beraberliğini yok etmek."

Bu kumpas işi Memet Dayımın bir öyküsünü anımsattı: Garibanın biri, çocuklara bir tavuk yedirmek için köylük yerde ahıra girmiş ve burda yakaladığı bir tavuğu hemen kesip yolmuş ve koynuna koyup dışarı çıkmış. Tesadüf bu ya, evin sahibi hayvanları sulamak için içeri girmiş. Memoyu telaşlı ve gögsünü kabarık görünce sormuş, "hayırdır burda ne işin var" diye somuş.Memo, "kusura kalma su dökmek zorunda kaldım da içeri girdim" demiş. Ahmet emmi "olur olur, insan halidir" demiş ve kabarık gördüğü gögsünü yoklamış. Bakmış ki bir şişlik var, huylanmış "ula bu nedir Memo?" demiş ve gögsünü açınca yolunmuş tavuğu görmüş."Ula Memo yumurtlayan tavuğu kesmişsen, olur mu?" demiş. Memo "valla ben bunu yapmadım, yahu kim bunu buraya koymuş?" diye kendi kendine söylenmiş. Ahmet emmi, "keşke benden isteseydin de verseydim, helalinden yeseydin" demiş ve yol verip Memoyu göndermiş.İşte bu da köylük yerden bir anekdot olsun.

Davutoğlu: " Buna ‎rağmen biz çözüm süreci için gerekli yasal düzenlemeleri yaptık.‎.. Bu mücadeleyi sonuna kadar, silahlar bırakılana kadar sürdürmeye kararlıyız".

Doğru. Ama sonra, ne Kürt Sorunu, ne diyalog, ne masa, ne mutabakat, ne de üçüncü göz yotur" deyip hepsi inkar edildi ve silbaştan...

Seçime rağmen ve hatta seçim ortamının güvenliğini temin için operasyonları süreceği açıklanmaktadır:" Dağlarımız bu çetelerden temizlenene kadar, şehirlerimizin etrafı vatandaşlarımızdan haraç alan zalimlerden teröristlerden temizleninceye kadar bu mücadele gece ve gündüz aralıksız devam edecek. o1 Kasım’a giderken seçim güvenliğini de alacağız, huzur operasyonuna devam edeceğiz".

Bu ortamın ne derecede eşit ve sağlıklı bir seçim ortamı olacağı tartışmalıdır.

Başbakan diyor ki; " Şimdi biz seçim güvenliğini de sağlayarak inşallah 1 Kasım’a kadar demokrasiyi yeniden sürekli ve kalıcı kılacağız inşallah". Bunu nasıl anlamalı? Türkiye acaba bir ara rejim mi yaşamaktadır? Devlet Başkanı, Parlamentosu seçilmiş gelmiş ve 23 saatlik bir çalışma yorgunluğundan sonra tatile girmiş. Çeşitli önergeler, TBMM Başkanlığına verilmiş ve fakat Meclis organları teşekkül etmediğinden işlem görmemiş, kadük düşmüş. Sanırım buna işaretle, ancak 1 Kasım seçimlerinden sonra herşey rayına oturacaktır. Çünkü kendisi Başbakan olarak Türkiye'yi 7 Haziran Genel Seçimine götürmüş ve hala, fakat yasal statü farkıyla yine Başbakandır."1 Kasıma kadar demokrasiyi yeniden sürekli ve kalıcı kılacağız" ifadesi bir boşluğa işaret etmektedir.

Şu tehlikenin ne olduğunu vatandaşa tam açıklamak gerektir:" Türkiye üzerinde operasyon yapmak isteyenler bilsinler, biz nefes alıp verirken Türkiye’nin bir santimetrekaresini bile böldürtmeyiz ayırtmayız. Her türlü oyunu bozarız". Kim nerede ne oyun çeviriyor bilelim.

Birlik ve bütünlük içinde, doğal insani hak istemek, vatandaşın en tabii hakkıdır.

*

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan,"siyasi Cumhurbaşkanı" olarak konuşmaktadır:" Benim bugün buradan milletimden bir ricam olacak. 1 Kasım seçimlerinde TBMM’ye hangi partiden olursa olsun fark etmez, 550 tane yerli milli, bedeni ve kalbiyle bu ülke için çalışacak milletvekili göndermenizi istiyorum. Herhalde ne demek istediğimizi anlıyorsunuz değil mi? Şu anda Türkiye’nin tek ihtiyacı budur. Milli irade dışında bir çözüm asla yok. Siz sandıkta iradenize sahip çıkan, Meclis’e yerli ve milli vekil gönderirseniz gerisi çok kolay. Bu konuda milletime inanıyorum".

"Yerli ve Milli vekil", bir şüphe ve bir suçlama değil midir? Varsa gayr-ı milli milletvekilleri hakkında ne işlem yapılmıştır? Bilmek vatandaşların hakkı.

*

 Bu konuşmalar ve ilan edilen savaşçı polis kadroları, korucu ordularının tahkimi ve yenilerin alınması, bazı aşiret reisleriyle özel korucu olmak üzere yapılan teklifler, askeri alan ilanları, yapılan sert operasyonlar ve ağır savaş uçaklarıyla sıkça ve yaygın yapılan bombardımanlar, önceden hazırlanmış yasal düzenleme, "topyekûn savaş" işareti olarak görünmektedir.

Türkiye Seylan (Sri Lanka) değildir.

Türkiye, kendi özel coğrafyasını ve toplumunu, komşularındaki iç savaşı görerek, dikkate alarak, Kürt Sorunu hakkında bir strateji geliştirmek ve çözüm bulmak zorundadır. Bölgede emperyalist bir savaş ve buna hizmet eden taşeronlar vardır. Bölge yeniden bir düzene konulmaktadır. Bilinen BOP Projesine göre uluslar arası bir siyaset yürütülmekte ve gelişim zamana yayılmış bulunmaktadır.

Türkiye'nin AB'ye giriş isteği sönmüştür. IŞİD aleyhine oluşmuş Koalisyona istemeyerek girmiş, göstermelik birkaç eylem yapılmış ve fakat daha çok Kürt Hareketine, PKK'ya karşı saldırılar olmuştur. Dünyanın ve özellikle bölgenin dengeleri ve aktörleri, rolleri hızla değişmektedir. Bu ortamda Türkiye'nin etkin bir konumda olduğunu söylemek güçtür.

Türkiye'de ana sorun Kürt Sorunudur, "verip kurtulmak, vurup kurtulmak" mümkün değildir. Anlaşmak, demokratik bir zeminde, başkalarının müdahalesi olmadan sorunu çözmek şarttır. Giderek uluslar arası bir soruna dönüşmektedir. Bir zamanlar Kuzey Irak'ın (Güney Kürdistan) Türkiye'ye katılması söyleniyordu. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a atfen "Türk-Kürt Federal Devleti" tartışılmıştı. Koşullar değişmiştir. Ama siyaset dilinde tartışma, öneri ve seçme vardır.

Ama bir an önce, kan akıyor…

 

 

 

[1] Durmuş Sevindik/ Zonguldak (DHA); http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29933557.asp;‎

‎29 Ağustos 2015‎, AK Partili vekilden 'Sri Lanka modeli' açıklaması.

 

[2] Erdoğan: Meclis'e 550 milli ve yerli milletvekili gönderin, Radikal.com.tr, ‎20/09/2015 ‎

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim