• BIST 77.779
  • Altın 128,096
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 29 °C
  • İzmir : 29 °C
  • Ankara : 26 °C

Kürt Sorununda "Çözüm Süreci" (2)

26.05.2015 06:50
Kürt Sorununda "Çözüm Süreci" (2)
Dr. Ömer Uluçay yazdı

Başbakan Recep Tayip Erdoğan: "Kürt Sorunu vardır-2005 Diyarbakır": Siyaset boşluk kabul etmez."Bakarsın ummadık taş baş yarar"."Yasaklı, terörist" denen grup, zaman içinde koşulların değişmesiyle ve iç dönüşümle yasallaştı. Kürt Sorununun varlığı ve adı RT Erdoğan tarafından Diyarbakır'da ilan edildi. Buna rağmen belirli bir gelişme olmadığı gibi provokasyonlar birbirini izledi. Yetkili kılınan MİT müsteşarının başkanlığında bir heyet ile Kandil Oslo'da bir masada Kürt Sorununu ve Türkiye'nin geleceğini konuştular. Bunun konuşma bantları yayınlandı.

Ankara Kürt Sorunu ile ilgili görüşmeleri legalize etmek için bir Çerçeve Kanun yaptı. Böylece devletin memurları suç işlemiş olmaktan kurtuldular. Yasal takıntı olmadan işlemler düzenlendi ve hızlandı. İmralı ile olan diyaloglar sıklaştı ve bazen yardımcı ve belirleyici de oldu. Bir sisteme bağlanmış olan İmralı görüşmelerinde devlet-Öcalan-Müzakere Heyeti (Kürt Özgürlük Hareketi) birlikte "Kürt Sorununu" çözmek iradesini gösterdiler. Öcalan "yol haritası" belirledi ve 2013 Nevrozunda Diyarbakır'da ilan edildi. Sonuçta Dolmabahçe Mutabakat zaptında taraflar, on madde üzerinde anlaştıklarını bildirdiler. Bu açıklamada dahi bir bütünlük yoktu. Taraf iki konuşmacı da farklı şeyler söylediler ve aynı ortamda, canlı yayında birbirini dinlediler. Buna göre tarafların yapacakları vardı.

Ancak devlet oyalıyor ve zaman kazanmak istiyor, çatışmasızlık ortamı AKP'ye oy getiriyordu. Kürt tarafı, aldatılmanın telaşı/şüphesi içinde hep uyanık ve temkinli oldu. Cevizler sertti.

PKK lideri ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan İmralı Adasında Devletin kontrol ve mesuliyetindedir. Her türlü haberleşmesi, devlet eliyle olmaktadır. Ailesinin ve Müzakere Heyetinin gitmesi devlet iznine tabidir. Öcalanın tebliğleri, devlet eliyle müzakere heyetine ve Kandile ulaştırılmaktadır.

Çatışmasızlık dönemi 2,5 senedir devam etmektedir. Bütün bu sürecin mimarı, takipçisi Başbakan-Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'dır. Kendisi Başbakanlıktan ayrılmadan seçimlere girmiş ve 12.Cumhurbaşkanı seçilmiştir."Ayrı bir başkan" olacağını bildirmişti, öyle de yapıyor. Diğerleri tarafsız ve tüm partilere eşit davranıyorlardı. Ama Erdoğan; Başbakan ve AKP Başkanı gibi davranmakta, toplantılar-mitingler yapmakta, oy istemekte, muhalefeti eleştirmekte/çatmaktadır. Yaptırdığı kamuoyu yoklama sonuçlarına göre politika ve söylem belirlemektedir. İşte bu noktada "darayı tutturmak için" tutarsız açıklamalar yapmaktadır. Böylece vardır deyip sahiplendiği bir konuyu/sorunu bir süre sonra ciddi ciddi ret/inkâr etmektedir. Sıkça görülen bu durum artık güven vermemekte ve makamına nasıl yakıştırılacağı sorun olmaktadır. Öfkesi her geçen gün artmakta, muhaliflere saldırısı sert ve sınırsız olmaktadır. Bu durum psikolojik olarak değerlendirilince bir sorun olduğu hükmüne vardırmakta ve yabancı kaynaklarda akıl sağlığı söz konusu edilmektedir.

"Kürt Sorunu Yoktur" 

Çanakkale ve Balıkesir’de halka hitap eden Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan , “Kardeşim ne Kürt sorunu? Artık böyle ‎bir şey yok.” dedi.‎ Erdoğan, Doğu ve Güneydoğuya havalimanı yaptıklarını, Kürtlerin başbakan ‎ve Cumhurbaşkanı olabildiğini belirterek, artık sorunun bittiğini savundu. Erdoğan,  “Eğer ‎biz terörle mücadelede bu kayıplara uğramamış olsaydık, bugün çok farklı bir yerde ‎olurduk. Ama hâlâ varsa yoksa Kürt Sorunu. Kardeşim ne Kürt Sorunu? Artık böyle bir şey ‎yok. Neyin eksik senin? Bir Kürt olarak sen bu ülkede Cumhurbaşkanı oldun mu? Oldun. ‎Başbakan çıkardın mı? Çıkardın. Bakan çıkardın mı? Çıkardın. Devletin en üst kademelerine ‎yönetici gönderdin mi? Gönderiyor musun? Evet. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde varsın? Ne ‎istiyorsun? Ne istiyorsun? Allah aşkına bizden farklı neyiniz var? Her şeye sahipsiniz.” ‎şeklinde konuştu.‎

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , Balıkesir'de "Neyiniz eksik?" diye sorarken Kars'ta şöyle dedi: ‎"‎Tekrar söylüyorum: Türkiye'nin Kürt Sorunu yoktur. Burada bir kez daha ifade ediyorum, Türkiye'nin Kürt sorunu yoktur. Türkiye'de her ‎kesimden insan gibi Kürt kardeşlerimizin de sorunları vardır. Kimliklerinin tanınması ‎sorunu vardır. İnançlarına saygı duyulmaması sorunu vardır. Geri kalmışlık, ihmal ‎edilmişlik, horgörülmüşlük sorunu vardır".

Cumhurbaşkanı Erdoğan , Ukrayna'ya resmi ziyaret öncesi Atatürk Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında; "İzleme heyetine olumlu bakmıyorum"dedi.

Cumhurbaşkanı RT Erdoğan , Slovenya ziyaretinde: "Türkiye’nin Kürt sorunu artık yoktur. Biz, ret politikalarını ayaklarımızın altına aldık, inkâr ‎politikalarını ayaklarımızın ‎altına aldık, asimilasyon politikalarını ayaklarımızın altına aldık. Biz, ‎yaratılanı yaratandan ötürü sevdik. Ülkemizde Türk kardeşimin de ‎sorunu vardır, Kürt kardeşimin de ‎sorunu vardır, Çerkes’in, Abhaza’nın, Boşnak’ın, Arnavut’un sorunu vardır. Mesele ülkemizi birileri ‎bölmenin ‎gayreti içinde. Biz dayanışma içinde olacağız, bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız, ‎diri olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Onun için 4 ‎şey, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek ‎devlet, Rabia diyoruz. Bunu başaracağız.”‎

*

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ; Bartın, Giresun, Gümüşhane, Kastamonu, Nevşehir, Kayseri, Ordu, Sinop, Sivas ve Zonguldak’tan gelen 397 muhtar ile Sarayında bir toplantı yaptı. Burda Türk-Kürt kardeşliği üzerine örnekli bir konuşma yaptı ve sonuç olarak şunları söyledi:

“Kürt Sorunu Yoktur; Kürt Kardeşlerimin Sorunları Vardır.

“Türklerle Kürtlerin kardeşliğini sorgulayanlar; tarihe, ecdada ve bizim medeniyet mirasımıza haksızlık ederler. Kürtlerle olan irtibat, muhabbet ve uhuvvetimizi, ancak Türkler ve Kürtler olarak biz tanımlarız.

"Türklerle Kürtlerin kardeşliği, pamuk ipliğine bağlı bir kardeşlik ‎değildir.

"Özellikle genç kardeşlerimin, genç nesillerin, bizim aramızdaki bu kardeşliğin boyutunu, derinliğini ve ruhunu çok iyi anlamasını gönülden arzu ederim. Biz, Anadolu’nun kapılarını İslam’a açan Malazgirt Savaşı’nda, Kürt kardeşlerimizle omuz omuza savaştık. İslam’ın sancağına kasteden Haçlı seferlerine karşı, bütün bu coğrafyada biz omuz omuza savaştık. Kudüs Fatihi Selahattin Eyyubi’nin ordusunda, Nurettin Zengi’nin ordusunda, Yavuz Sultan Selim’in o şanlı ordusunda, birbirinden farkı olmayan Müslüman kardeşler olarak, biz aynı kutlu gayenin neferleri olarak bir olduk, beraber olduk, birbirimize ebediyen kardeş olduk. Bundan 100 yıl önce, Sarıkamış’ta, dedelerimiz birlikte şehit düştü, Çanakkale’de vatan toprağını hep birlikte savunduk. Bize unutturulmaya çalışılan Kut-ül Amare zaferini, o muhteşem zaferi, Irak’ta, Türk, Kürt, Arap, hep birlikte kazandık. Kurtuluş Savaşı’nı birlikte verdik; Türkiye Cumhuriyeti’ni hep birlikte kurduk. Aynı sofraya oturduk, aynı somunu paylaştık, kız aldık, kız verdik; sadece aynı toprağı değil, biz bu coğrafyada aynı kaderi paylaştık” diye konuştu.

İslamcı-fütuhatçı bir dönemin eşit ortaklık durumundan söz etmektedir. İslamiyet içinde kavmiyet yoktur. Türk de yoktur, Kurt, Arap, Çerkez, Fars da yoktur. Tek Müslüman vardır. Rütbe ve ilgi kabiliyete tabidir. O eskidendi, hani "o çamlar bardak oldu" denir ya. Sen şimdiki söyleme bak:"Herkes Türk'tür. Türkçeden başka lisan yasaktır".Bu hükmü geçersiz kılmadan söylenenler "laf-u güzaf"tır.

"Birinci Dünya Savaşı’nın ardından, Türklerle Kürtleri ayırma çabasına, bakın altını çizerek ifade ediyorum, Türklerden önce bizzat Kürtlerin kendisi karşı çıkmış, bizzat Kürtler itiraz etmiş, bizi birbirimizden ayıramazsınız diye çok güçlü şekilde duygularını ve gayelerini ifade etmişlerdir".Bu doğrudur. O zaman İslam hukukunda müsavat vardı. Birlikte kalan topraklar savunuldu, kazanıldı. Sonra Türkler herşeye elkoydu, "herşey Türk'tür".Anlaşma olmayınca ve Türk olmağa zorlanınca direniş başladı, durmadı.

 

“Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyarbakır’da, 2005 yılında, “Kürt meselesi benim meselemdir” dediğini hatırlattı:“O gün, sorunları reddeden anlayışın üzerini çizdik. O gün, inkâr politikalarını elimizin tersiyle ittik. O gün, asimilasyonu bir daha geri gelmemek üzere tarihe havale ettik. Red, inkâr ve asimilasyon politikalarının son bulmasıyla birlikte, yani devletin sorunları kabul ederek, çözüm çabasına girmesiyle birlikte, Kürt sorunu kavramı artık geçerliliğini yitirmiştir... Türkiye'de artık Kürt sorunu yoktur; Kürt kardeşlerimin sorunları vardır. Yatıp, kalkıp, ‘Kürt sorunu şöyle, Kürt sorunu böyle’ başka bir şey yok ağızlarında. Bu ayrım, bu nüans son derece önemlidir. Kürt kardeşimin sorun varsa sen onu bana getir".

Evet, bunlar söylendi, aradan geçen zaman içinde bir kısım değişme, gelişme oldu ama yetmedi, hastanın ateşi düşmedi. Basit düzenlemelerle iyileşecek birçok husus pazarlık konusu yapılıyor, yol açılmıyor.

“Bu ülkede sadece Kürtler yok, bu ülkede 36 ayrı etnik unsur var ve hepsini biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çatısı altında ne yaptık? Topladık. Ne dedik? Tek millet dedik. Tek bayrak dedik. Tek vatan dedik. Tek devlet dedik. Kardeşlerim, millet nedir biliyor musunuz? Millet, her türlü etnik unsuru aynı çatı altında toplayan bir kavramın adıdır. Bu millet kavramında Türk var, Kürt var, Laz var, Çerkez var, Gürcü var, Abhaza var, Boşnak var, Roman var, Arnavut var, aklınıza ne gelirse, millet bununla oluşur ve bunu hazmedemiyorlar... Kim ki, etnik unsurları, bir farklılık, bir ayrışma, bir husumet vasıtası olarak kullanıyorsa, en başta, bu topraklara, bu topraklar üzerinde bin yıllardır muhafaza edilen kardeşliğe ihanet içindedir” dedi

Bu bir tevil ve siyasi söylemdir, devletleşmiş kavim "millet" olmuştur. Dolayısıyla "Türk milleti" denildiği zaman bunun bir bedeni, toplumu, lisanı, kültürü, tarihi, coğrafyası, büyükleri vardır. Anadolu'daki bu halk kendi adı ve kavmi kültürü ile anılır, bilinirdi. Daha doğrusu Osmanlıda, İslamiyet'te ümmet içinde eşitlerden biri olan Türkler, ulus-devlet ve Türkleştirme ideolojisi ile ana kavim/eksen durumuna getirilmiştir ve halen de yeknesak değildir. Bu fikriyat ve sistem, toplum mühendisliği, imha ve inkâr, asimilasyon (temsil), artık iflas etmiştir. Tarihin, sosyolojinin gerçeklerine aykırıdır. Bunun adı "ulus inşa etmek"tir. Yapmadır, geçersizdir, bu siyaset; çatışma nedeni olmaktadır, binlerce insanımız ölmüş, yaralanmış, sakat kalmıştır ve hala mevziler muhafaza edilmektedir. 

"Kürt kardeşlerimize bakışımızda, Kürt kardeşlerimizin sorunlarına bakışımızda, inanın, 40 yıl önce neredeysek, bugün de oradayız. Bizde hiç kırıklık göremezsiniz. İstikametimizin sarsıldığını göremezsiniz. 40 yıl önce, 30 yıl, 13 yıl önce ne dediysek, bugün de aynısını söylüyoruz".

Bu sözler bir itiraftır. Devlet politikasında bir değişme olmamıştır. Arada okşayıcı, zaman kazandıran söylemler olmuş ve fakat hızla aslına dönmüştür."Türkçe konuş. Türkçe konuş çok konuş".Diyarbakır 5 No'lu Askeri Cezaevi vardır. Yani bu şartlar mı ıslah edilip uygulanacak? Ya talihsiz yâda tavizsiz ifadelerdir bunlar, ıslaha çok muhtaç. İslamiyet bağı ile tutup Türkleştirmek, nasıl bir şey? Allah ıslah etsin. Yok, İslami ölçü vatandaşlığın önüne geçecekse, hodri meydan. Vatandaşlık maddesini hemen düzenleyiniz:"Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür."Yani bu gerçek midir, vatandaşlığımızı kazanan bir Hintli, Fransız, İngiliz Türk mü olmaktadır? Yoksa "devletdaş" mı oluyoruz? Hem kavmiyetler yasa ile kazanılıp yitirilen şeyler değildir. Bunlar doğal vergilerdir, yani Allahtandır, Ayettir. Ama muktedir bunu değiştirmeğe kalkıyor. Herşeye karşı çıkıyor. Olmaz.

 Bireysel söylemler çok şey ifade etmez. Burda anlatılan, eleştirilen insan haklarına aykırı olan bir yasal düzenleme, mevzuat, devlet pratiği var. Bunu değiştirmedikten sonra söylenenler, sohbet lakırdısı olmaktan ileri gitmez. İnsani ilişkide bireyi eşit görmek başkadır, grup /toplum haklarının kullanılması başkadır. Bu nedenle “Biz yaradılmışı severiz, Yaradandan ötürü” sözü/söylemi, bireysel ve dünya insanlığı içindir. Bu söz, bir devlet içindeki insanların eşit hak sahibi olduklarını ifade etmez. Bu anlamda söylenmesi “mugalâta”dır, inandırıcı olaz, tasvip görmez, çünkü sahası değildir. Eski Atina ve Roma Devletlerinde, her insanın yaşama hakkı vardır. Ama vatandaşlık haklarının kullanılmasında yasal düzenleme “hür insanlar” için yapılmıştır. Serfler, Plebler, Paryalar vardır. Bunlar “efendileri” adına görev yaparlar. Su akar, ark döner, değirmen öğütür ve unu “hür vatandaşlar” alır, diğerlerine bildiği gibi rızık dağıtır. Direnir, eşitlik isterse “nankö ve hain” olur. Aradan zaman geçmiş, sistemler değişmiş ve kendisini gizler olmuş ama “öz aynı” kalmıştır ve hala devam etmektedir, ad ve pay değişimi vardır.

Bireysel anlamda eşitlik, insanidir, gereklidir, doğrudur. Ama hak bölüşmede, eşitlik yoksa sonu boştur.

 

  Melih Gasgar - Balıkesır:http://www.zaman.com.tr/politika_cumhurbaskani-tayyip-erdogan-‎kardesim-ne-kurt-sorunu-ya-neyin-eksik-senin_2283495.html16 Mart 2015, Pazartesi

  http://www.haberler.com/cumhurbaskani-erdogan-kars-ta-konustu-7084955-haberi/17 Mart ‎‎2015

 http://www.trthaber.com/haber/gundem/izleme-heyetine-olumlu-bakmiyorum-174163.html, ‎20 ‎Mart 2015 ‎

  Erdoğan Slovakyada: "Kürt Sorunu Yoktur"..Tek ‎Tek...‎‎ ‎Bratislava/Ankara;01.04.2015 Özgür ‎Gündem

‎http://www.mansethaber.com/erdogan-slovakya-da-baskanlik-sistemi-‎aciklamasi/8799/‎31-03-2015

  https://www.tccb.gov.tr/haberler/170/92657/kurt-sorunu-yoktur-kurt-kardeslerimin-‎sorunlari-vardir.html,23.03.2015‎

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim