• BIST 77.689
  • Altın 128,066
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3054
  • Adana : 36 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 30 °C

Kürtçe, Türkçe'nin alternatifi değildir

28.06.2016 06:00
Hasan Çevik / Yazar

Hasan Çevik / Yazar

Çağımızın bir uzmanlaşma çağı olduğu söylenmektedir. Her hangi bir konuda, o konunun uzmanı var ise onların görüşlerine başvurmak gerekir. 

Örneğin sağlıkla ilgili konular doktorlara, bitkilerle ilgili konular botanikçilere,  dil konusu da dilbilimcilere bırakılmalıdır. Ne var ki, ortada uzman yoksa ya da onlar konuşmuyorsa, ister istemez bazı alanlarda uzman olmayanlar da konuşacaktır. Tıpkı benim gibi.. . Bugün haddim olmayarak ‘Dil’ konusunda konuşmak ve görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum..

Türkiye’de her alanda olduğu gibi dil konusuna da politikacılar el atmıştır. Ayrıca dil konusu bilinçli olarak politika amacıyla da kullanılmaktadır. Türkçenin Türkçelikten çıkarılması ve Kürtçenin resmi dil yapılma girişimleri buna en iyi örnektir. Garip olan da bütün bunlar olurken hiçbir dilbilimcinin çıkıp açıklama yapmamasıdır. Örneğin Kürtçe bir dil midir, bu konuda ne tür araştırmalar yapılmıştır bilinmemekte, bilinçli olarak kimse tarafından da dile getirilmemektedir.

Fransa’daki Doğu Dilleri Üniversitesi’nin saptamasına göre on bin sözcük içermeyen ‘dil’ler dil sayılmamaktadır. Ancak Paris’te ve başka ülkelerde Kürt Enstitüleri, üniversitelerin Kürdoloji bölümleri vardır; olabilir ve olmalıdır da. Ne var ki buralarda Kürtçenin dil olup olmadığı araştırılmamakta, sadece kimi özellikleri incelenmektedir. Kısaca Kürtçenin bir dil olduğu konusunda elimizde henüz yeterli bilimsel veriler yoktur. Olmaması da doğaldır. Çünkü dil olmasının toplumsal temeli oluşmamıştır.

*

Dünyadan, toplumdan, tarihten, dilden ve ‘laftan anlamayan’ politikacı için Kürtçe bir dil olarak kabul edilebilmekte ve uğruna bir savaşım başlatılabilmektedir. Hem de özgürlük adına, kimlik adına, insanlık adına vs... Tamamen anadile saygı çerçevesinde duygusal ve temelsiz…

Anadil, yeni doğmuş bir bebeğin anasından öğrendiği ses ve mimiklerdir. Dil tanımına göre ise toplumsal, ulusal ve bilimsel olmayan ilkel bir dil, bir anlatım biçimidir. Bu bir anlaşma aracı olabilir ama kesinlikle bir dile getirme aracı değildir. Bir toplum şayet ortak bir dile kavuşmuş ise, anadil ve yerel diller kültürel zenginlik olarak kalmalıdır. Unutulmaması için enstitüler, üniversitelerde bölümler açılabilir ama toplum içine yayılıp politika aracı olarak kullanılmamalıdır. Çünkü toplumsal uyumu bozmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Ne var ki, Türkiye’deki Kürtçe sevdası tam da bu nedenle politikacılarca ele alınmaktadır. Bu davranışın bilimle, toplumla, hak ve hukukla ilgisi yoktur.

*

Bizi birleştiren, uzlaştıran Türkçedir. Bir ülkede konuşulan her yerel dil, o ülkenin kültürel zenginliğidir. Siyasi amaçlara kurban edilmemelidir. Diyarbakır’da üst düzey bir siyasetçi “ Bir Kürtçe gramer kitabı edindim. Vakit bulabilirsem, güzel Türkçemiz kadar, güzel Kürtçemizi de öğrenmek istiyorum.” diyerek Kürt kökenli yurttaşlarımıza şirin görünmeye çalışmıştır. Ancak o politikacının bilmediği ya da bilip de göz ardı ettiği bir şey vardır. Kendisi Kürt kökenli olanların ve temsilcilerinin bile bilmediği ‘hangi Kürtçeyi’ öğrenecektir?

Bildiğim kadarı ile Kürtçe, içinde %80 oranında Farsça ve güneye doğru inildikçe Arapça kelimeleri barındıran, dili çok lehçeli, gramer yapısı yine Farsçaya yakın bir dildir. Öğrenmek ve lehçeler arasında anlaşmak kolay değildir. 

Kürtçe denilen dilde sayabildiğim lehçeler arasında Sancari, Cudikani, Urfi, Zazaki, Botani,Beyazidi, Hakkari, Koçeri,  Sorani, Lori, Gorani, Cezire, Akra, Dohuk, Amadiye, Zaho, Surçi, Oçani, Erzurumi, Bircandi, Elburzi, Herki ve Şikaki gibi ana lehçeler ve bunların içinde de, özellikle Sorani Kürtçesinin içinde Erbili, Pişdari, Kerküki, Hanakini, Kuşnavi, Mukri, Süleymani, Bingirdi, Garrusi, Ardalani, Sanandaji, Varmava, Garmiyani, Cafi, Yahudi Kürtçesi gibi alt lehçeler var. Bu lehçeler coğrafi konuma göre değişmektedir. Örneğin Diyarbakır’da Zozanice, Kurmanca konuşulur. Cizre’de Botani lehçesi yaygındır. Muş’ta yaşayanlar Kurmanci lehçesinde konuşur. Irak sınırında yaşayanlar daha çok Soranice konuşur. Adıyaman’da Zazaki lehçesi hâkimdir. İç Anadolu’ya yaklaştıkça bu lehçeler daha yumuşaklaşır. Gramer yapıları farklıdır ve her şeyden önemlisi bu lehçelerle kimse birbirini tam olarak anlamaz. Bunda coğrafi konum uzaklığı önemlidir ama asıl önemlisi dilde bir gramer birliği olmamasıdır.

Ne demek istediğimi daha kolay anlatabilmek için örnekler verebilirim.  Elazığ merkezde Türkçe yaygındır ama kırsalda Kurmanci konuşulur. Elazığ’ın ilçesi Palu’da ise Zazaca konuşulur. Bu nedenle Harput’ta yaşayan biri Palu’da yaşayan biri ile tam olarak anlaşamaz, birbirlerini anlayamazlar. Bir başka örnekse Kürtçe konuşanlar bazı Kürt kökenli komşularıyla -örneğin Urfalılarla, Diyarbakırlılarla ve Mardinlilerle- bazı kelimelerde anlaşabilseler bile rahat konuşamazlar. Bugün bile Mardin Kürdü ile Van Kürdü bir araya geldiklerinde tam olarak anlaşamaz. Tek anlaşabildikleri dil Türkçedir. Bu yüzdendir ki PKK KENDİ İÇİNDE TÜRKÇE KONUŞMAKTA VE TÜRKÇE YAZIŞMAKTADIR! 

Bu noktada sorulması gereken makul soru şudur: Durum böyle iken eğitim dilinin Kürtçe olma olasılığı var mıdır ya da doğru mudur?

Yöneticilerimize sesleniyorum. Lütfen insanlarımızın dilleri ile siyasi oyunlar oynamayın. Bırakın onlar istiyorlarsa kendi lehçelerini öğrensinler, konuşsunlar. Bir ülkede dil zenginliği, insan zenginliğidir, kültürel zenginliktir. Ancak, bizi biz yapan, bir arada yaşamamızı sağlayan ülkemizin resmi dili Türkçedir. Bırakın artık emperyalizmin size dayattıklarını!

Biliniz ki Kürtçe ile Türkçe birbirlerinin karşıtı ya da alternatifi değildir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim