- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Lozan’ı unutmamalıyız

Doğan Gülbasar / Gazeteci Yazar
Büyük Önder Atatürk, Osmanlı’nın çöküşünü daha gençlik yıllarında görmüş ve ülkenin kurtuluşu için öğrenciliğinde kafa yormaya başlamıştır. O asker olarak onlarca cephede mücadele ederken, ülkenin her geçen gün kötüye gittiğini tespit etmiştir.
Sonrasında kader O’nu Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın önderi haline getirdi. 19 Mayıs 1919’da başladığı mücadeleyi 30 Ağustos 1922’de zaferle taçlandırdı. 29 Ekim 1923’te de Cumhuriyet ilan ederek, ülkenin yönetim şeklini belirledi.
Cumhuriyet ilan edilmeden önce 24 Temmuz 1923’de bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedi olarak kabul edilen Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Lozan’da barış görüşmelerini İsmet Paşa yürüttü. Ancak her gelişme Büyük Önder’in bilgisi dahilinde gerçekleşti.
Bakmayın siz Lozan’a laf çakanlara, onlar çaresizliklerinden öyle söylüyor. Türkiye açısından (eksikleri olabilir) ama zafer sayılabilecek bir anlaşmadır. Her tarafı işgal edilmiş, yağmalanmış çürümüş bir imparatorluktan genç bir Cumhuriyet çıkarmanın temel taşlarından biridir.
Karşımızda İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya ve daha bir çok ülkenin temsilcileri varken, devlet adına dahi değil TBMM temscileri adına görüşmeler yapılır.
Anlatılır; İsmet Paşa Lozan’a gider, görüşmenin yapılacağı salona girer ve bakar ki herkes büyük koltuklarda otururken kendisine küçük bir sandalye ayrılır. İsmet Paşa duruma bakar ve “Bu ne” diye sorar. Görevliler “Başka koltuk bulamadık” diye cevap verir.
İsmet Paşa hiç istifini bozmaz;
“Zararı yok bulana kadar bekleriz.”
Çaresiz aynı koltuktan bulurlar.
Bu şartlar altında başlar Lozan görüşmeleri. Başarıyla da sonuçlanır.
Antlaşma imzalandığında Lozan’a İngiltere’yi temsilen katılan Lord Curzon, İsmet Paşa’ya döner ve “Burada size ne vermek istemiyorsanız hepsini aldınız” der.
Lozan bu ülkenin kuruluş senedidir...
Kutlu olsun...
***
24 Temmuz aynı zamanda “Basında sansürün kaldırılışının yıldönümüdür. Tarihi daha eskidir. Bu yıl 103. Yıldönümü...
Ancak ülke bağımsız olmazsa basının bağımsız olması mümkün değildir. Basında özgürlük Cumhuriyet ve demokrasiyle anlamlıdır. Yoksa gerisi hikayedir.
Gerçi günümüzde bağımsızlıktan ne kadar söz edilebilirse basın özgürlüğünden de o kadar söz edilebilir. Basının içinde bulunduğu durumda 24 Temmuz’u kutlamak aslında bir ironidir.
Kutlama değil olsa olsa anma günü olur.
Lozan’ın anlamını kavrayıp, ülkemizi ona göre şekillendirirsek, basın özgürlüğü konusunda da konuşma hakkımız olur...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- FETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Darbeye karşı olmak yetmez28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:01
- At izi it izine karışmasın!25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Uğur Mumcu’dan korkan demokratlar!23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Yaverler cuntası!22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Türkiye işgal edilseydi21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Darbeye neden karşıyız?20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- CHP’li üyelerin uyumu göz yaşartıyor!16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Suriye’de olup da bizde olmayan ne var?12 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Demirspor’da yaprak kımıldamıyor09 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












