• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 25 °C
  • Ankara : 22 °C

Lozan’ı unutmamalıyız

24.07.2015 09:16
Lozan’ı unutmamalıyız
Doğan Gülbasar yazdı

 

Büyük Önder Atatürk, Osmanlı’nın çöküşünü daha gençlik yıllarında görmüş ve ülkenin kurtuluşu için öğrenciliğinde kafa yormaya başlamıştır. O asker olarak onlarca cephede mücadele ederken, ülkenin her geçen gün kötüye gittiğini tespit etmiştir.

Sonrasında kader O’nu Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın önderi haline getirdi. 19 Mayıs 1919’da başladığı mücadeleyi 30 Ağustos 1922’de zaferle taçlandırdı. 29 Ekim 1923’te de Cumhuriyet ilan ederek, ülkenin yönetim şeklini belirledi.

Cumhuriyet ilan edilmeden önce 24 Temmuz 1923’de bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedi olarak kabul edilen Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Lozan’da barış görüşmelerini İsmet Paşa yürüttü. Ancak her gelişme Büyük Önder’in bilgisi dahilinde gerçekleşti.

Bakmayın siz Lozan’a laf çakanlara, onlar çaresizliklerinden öyle söylüyor. Türkiye açısından (eksikleri olabilir) ama zafer sayılabilecek bir anlaşmadır. Her tarafı işgal edilmiş, yağmalanmış çürümüş bir imparatorluktan genç bir Cumhuriyet çıkarmanın temel taşlarından biridir.

Karşımızda İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya ve daha bir çok ülkenin temsilcileri varken, devlet adına dahi değil TBMM temscileri adına görüşmeler yapılır.

Anlatılır; İsmet Paşa Lozan’a gider, görüşmenin yapılacağı salona girer ve bakar ki herkes büyük koltuklarda otururken kendisine küçük bir sandalye ayrılır. İsmet Paşa duruma bakar ve “Bu ne” diye sorar. Görevliler “Başka koltuk bulamadık” diye cevap verir.

İsmet Paşa hiç istifini bozmaz;

“Zararı yok bulana kadar bekleriz.”

Çaresiz aynı koltuktan bulurlar.

Bu şartlar altında başlar Lozan görüşmeleri. Başarıyla da sonuçlanır.

Antlaşma imzalandığında Lozan’a İngiltere’yi temsilen katılan Lord Curzon, İsmet Paşa’ya döner ve “Burada size ne vermek istemiyorsanız hepsini aldınız” der.

Lozan bu ülkenin kuruluş senedidir...

Kutlu olsun...

***

24 Temmuz aynı zamanda “Basında sansürün kaldırılışının yıldönümüdür. Tarihi daha eskidir. Bu yıl 103. Yıldönümü...

Ancak ülke bağımsız olmazsa basının bağımsız olması mümkün değildir. Basında özgürlük Cumhuriyet ve demokrasiyle anlamlıdır. Yoksa gerisi hikayedir.

Gerçi günümüzde bağımsızlıktan ne kadar söz edilebilirse basın özgürlüğünden de o kadar söz edilebilir. Basının içinde bulunduğu durumda 24 Temmuz’u kutlamak aslında bir ironidir.

Kutlama değil olsa olsa anma günü olur.

Lozan’ın anlamını kavrayıp, ülkemizi ona göre şekillendirirsek, basın özgürlüğü konusunda da konuşma hakkımız olur...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim