• BIST 77.689
  • Altın 128,066
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3054
  • Adana : 36 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 31 °C

Manik ve depresif dönemin belirtileri

13.05.2016 06:00
Manik ve depresif dönemin belirtileri
Sedat Memili (özel)

PSİKİYATR PROF.DR. HALUK SAVAŞ: ASLOLAN HAYATTIR…

 

“Karanlık bir yağmur gibi canını sıkarsa yaşamak, Aslolan hayattır…”

Nazım Hikmet

 

MANİK VE DEPRESİF DÖNEMİN BELİRTİLERİ

Sayın Prof.Dr. Haluk Savaş ile bir görüşmemiz olmuştu. İlk bölümünü  05.05.2016  tarihinde yayınlamıştım. Öylesine konular oldu ki bu derin kaynaktan sadece bir tas su alarak yetinmeyecektik elbette.

Sayın Savaş’ın mesleki yaşamının büyük bölümünü “Bipolar Bozukluğa” adamış bir insandır. Bu konuda uluslararası düzeyde bilinen ve çalışmaları yayınlanan bir bilim insanıdır. En son editörlüğünü yaptığı, Ellen Frank’ın yazmış olduğu Bipolar Bozukluğu Tedavi Etmek- Kişilerarası ve Sosyal Ritim Terapisi Rehberi” kitabındaki temel konu olan “Bipolar Bozukluğu” konuşacağız.  

“Sayın Hocam Bipolar Bozukluk deyince ne anlamalıyız?”

bipolar-bozukluğu-simgeleyen-desen.gif

“Duygudurum, insanların içinde bulunduğu içsel-dışsal etmenlere göre dalgalanma gösteren ruhsal süreçlerdir. Bu süreçlerin uzun süreli veya olağandışı şiddette yaşanıyor olmasına “Duygudurum Bozukluğu” denir. Duygudurum bozuklukları kabaca iki türlü olabilir. Örneğin; isteksizlik, karamsarlık, hayattan zevk alamama, ağlama isteği gibi duyguların uzun süreli ve şiddetli olması “depresyon” denilen ruhsal çökkünlüğü akla getirirken, aşırı neşelilik, çok konuşma, enerji artışı, uyuma isteğinde azalma, taşkınlık, öfke “manik” dönemi düşündürür.

Bu iki rahatsızlık dönemlerinden depresyon ve mani veya yalnız mani dönemlerinin olduğu bu Duygudurum bozukluğuna iki uçlu yada “bipolar bozukluk” denilmektedir.

Bu bozuklukta rahatsızlık dönemler şeklinde gelir. Dönemler arasında kişi tedaviyle hastalık öncesi ruhsal iyilik haline geri döner. Bu bozuklukta kişinin duygudurumu terazi kefelerine benzetilirse terazinin dengede durması hastalarda önemlidir.

Hastalık her 20 kişiden birinde görülmektedir. Cinsiyet ayrımı yapmadan kadın ve erkekte eşit olarak görülebilir.

Özellikle şunu belirtmek istiyorum. Burada söylediklerim genel bilgiler içermektedir. Daha ayrıntılı bilgi için mutlaka hekiminize baş vurmanızı önermekteyim.

“Manik dönemin başlıca belirtileri nedir?”haluk-savas-guven-tazeledi-1456396188-18977461187.gif

“Uykusuzluk, neşe, öfke, enerji artışı, aşırı para harcama, kendini coşku dolu hissetme, aşırı konuşma ve aşırı hareketlilik, cinsel istekte artış, düşüncesizce iş yatırımları, uygunsuz cinsel içerikli konuşma, dikkatini toplamada güçlük vb. Hastalar çok hareket etse de yorgunluk hissetmez, enerjiktir. Çok hızlı ve ara vermeden konuşabilirler. Sanki düşünceleri birbiri ile yarışıyor gibidir. Yabancı kişilerle çabuk samimi olabilir ve önceden tanıdıklarını da sık arayabilirler. Saatlerce telefon görüşmesi yapabilir, bir işi bitirmeden diğerine geçebilirler. Gerçekçi olmayan projeler peşinde koşma, anlamsız yatırımlar yapma, kurallara uymama gibi davranışlar olabilir.

Bu bir dönemdir. Tedavi edilmediği middetçe her dönem bir öncekinden atak olur.

“Depresif Dönemin belirtilerinden de kısaca söz edelim?”img_5716.gif

“Kendini devamlı üzgün ve endişeli hissetme, kötümserlik ve umutsuzluk duygusu, suçluluk ve değersizlik hisleri, günlük aktivitelere ilgi ve isteğin azalması, yoğunlaşma ve karar vermede güçlük, unutkanlık, iştah ve kilo kaybı ya da kilo alımı, ölüm ve intihar düşünceleri, intihar girişimi.

Hocam Bipolar Bozukluk konusunda dünyaca bilinen bir otoritesiniz. Genel olarak bu konuda diyecekleriniz nedir?

“Yaklaşık çeyrek asırlık meslek hayatımın bir yılı hariç tamamı psikiyatri mesleği içinde geçti. 1992 yılından itibaren binlerce iki uçlu (bipolar) bozukluk hastası gördüm. Bu alanda Türkiye’de en çok araştırma yapan ve makalesi yayımlanan hekimlerden biriyim. 2000 yılından bu yana sadece bu hastalara hizmet veren özel bir dal polikliniğini yönettim. İki uçlu bozukluk ile ilgili bir kitap yayınladım. Çok sayıda kitap ve kitapçık bölümünde bu hastalıkla ilgili bilgi ve araştırmalarımı yayınladım. Tüm bu süreçler bana birkaç şey öğretti;

Bu hastalık tedavi edilebilir. Hastalığın tedavisinde ilaçların kullanılması çok önemlidir.

Hastaların uyku-uyanıklık düzenine çok dikkat etmeleri gerekir.

Hastanın iyileşmesinde düzenli hekim kontrolü çok önemlidir.

Hastaların yanında hekim ve hasta yakınlarının  da tam bir tedavi iş birliği sağlaması gerekir.

Tüm bu faktörlerin bir araya gelmedi de ancak iyi bir hasta eğitimi ile sağlanabilir. Bu nedenle sürekli konferanslar verip, sadece bu konuyu içeren broşürler yayınlamaktayım.

(Değerli okuyucu, bu broşürleri gördüm ve okudum. Çok yararlı bilgiler var. Hocamıza ait site (www.haluksavas.com.tr) çok detaylı ve aydınlatıcı bilgiler içermektedir.)

ÜLKE CENAZE EVİ GİBİimg_5719.gif

Siyasetle de ilgisi olan Sayın Prof. Dr. Haluk Savaş’ın bir ayağı yurt dışındadır. Yine Sayın Murat Karatay ve Taner Talaş ile soruları tespih tanesi gibi peş peşe dizdik:

Bir röportajınızda ülkenin cenaze evi gibi olduğundan söz etmiştiniz. Ülke gerçekten cenaze evi mi? Dışarıdan bakıldığında Türkiye nasıl görülüyor? Kişisel anlamda bu cenaze evinde nasıl davranmalıyız? Bizlere düşen görevler nelerdir?Yaşanan bu olumsuzluklar kasıtlı mı?

“Evet, ülkenin cenaze evi gibi olduğu tespitini yapmıştım.    Konuyu bir aile modeli ile anlatmıştım. Güven veren bir baba yok evde. Çocuklarını dövüyor, onlara şefkat göstermiyor. Güvendikleriyle yeterince ilgilenmiyor. Kişisel ihtiyaçlarını umursamıyor. Ailesiyle sevgi bağı kurmuyor. İlişkisini sürekli güç üzerinden yürütüyor.

KÖTÜ, HUZURSUZ BİR EVDE YAŞIYORUZ

Oysa kendini zayıf hissediyor. Bunu hissetmemek için daha çok baskı yapıyor. O kadar zayıf ki; kendisine yapılan küçük bir eleştiriyi bile isyan gibi görüyor. Halbuki evdekilerin ihtiyaçları var ve bunları ifade ediyorlar. Kimsenin babanın otoritesini sarsma, onu evin dışına itme gibi bir çabası yok. Kötü, huzursuz bir evde yaşıyoruz. Hepimiz mutsuz, umutsuzuz. Ama O’da mutsuz.  Böyle bir sistemde mutlu kimse olamaz.

Aie fertleri dertlerini ve isteklerini tam olarak ifade edemiyorlar. Zaten evin içinde bir bölünmüşlük var. Mesela evde bazı çocuklar babanın koluna giriyor, yaptığı zulümlere ortak oluyor. Evin bütünlüğünü muhafaza etmek yerine; babanın zaaflarını kullanarak onun yanındaymış gibi davranıyorlar.  Mağdur ve masum kardeşlerin dayak yemelerine öncülük ediyorlar. Tüm devletlerde az çok otoriter yapı vardır ama bunu normal, medeni boyuta çekmek hem vatandaşın hem de devletin görevidir. Orada bir karmaşa var.

1966 doğumluyum.  1974’ten sonra 2007’ye kadar Türkiye’nin hep demokratikleştiğini gördük. Hatta Avrupa Birliği’na aday bir ülke konumundayken, şimdi üçüncü dünya ülkeleri standartlarına geriledik. Herşeyin iyi gitmesi gereken bir yerde yarı cenaze evindeymiş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Kısa aralıklarla yaşadığınız şeyden haz alsanız bile bundan üzüntü duyuyorsunuz. Çünkü toplum bir cenaze evi gibi şu günlerde…

İYİ BİR UYKU GİBİSİ YOK…img_5721.gif

Psikiyatr olsam da hüzünleniyor, kederleniyor ve tahammül etmekte zorluk çekiyorum. Ne yapmalıyız? Bizim görevleriniz nedir sorularına gelince; başta Twitter olmak üzere bütün iletişim araçlarından da söylüyorum, her gece iyi bir uyku gibisi yok. Çünkü uyandığımızda yine bu gerçeklerle biz savaşacağız. Güçlü olmamız lazım. Kaygı içindeyken sorunları çözemeyiz. Türkiye’de ne olduğu açık...

SON OLARAK…

Hayat siyasal ve sosyal bir ideolojiye feda edilemeyecek kadar zengin bir yapı. Nazım Hikmet’in bir şiiri vardır;

“Karanlık bir yağmur gibi canını sıkarsa yaşamak, Aslolan hayattır…”

Yaşamımızı sürdürmek ve onu zenginleştirmek ve daha keyifli bir hale getirmek için çalışmamız lazım. Kişinin kendini mutlu ve huzurlu hissetmesi sadece siyasal – sosyal hayatında gerçekleştirdiği bir şey değildir. Kendimizi iyi hissetmek istiyorsak; eşimizle, çocuğumuzla, yakın çevremizle, ailemizle gerçekten kaliteli vakit geçirmeliyiz. Bu yaşamda ideolojik olmaktan çok geniş bir alan var. Yaşamın güzellikleri rahatlıkla oraya sığdırılabilir. Çoğu mutsuzlukların sebebi bu kanalı ihmal edilmesi… Yeterince iletişim kuramıyorsak, belki de kullandığımız yöntemi değiştirmeliyiz. Hayat öyle karmaşık bir şey değil. Sorunlar kadar çözümler de basit. Bir de bedensel ve ruhsal sağlığın temelinde egzersiz, diyet ve uyku var. İlk ikisi müthiş bir sektör. Her geçen gün maddi açıdan daha da büyüyor. Uyku ise pek sektörel bir değer taşımıyor. Bundan dolayı da üzerinde çok durulmuyor. Oysa insana hem iyi geliyor hem de parasız. Hasılı; iyi bir uyku gibisi yok…”

Belki ruhumuza nüfuz ettiği belki de aklımızın kıvrımlarında gezindiği için Sayın Haluk Savaş ile zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Taner Talaş ve Murat Karatay ile birlikte bir kez daha hayran kalarak sohbetimizi tamamladık.

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • "Çiftçilik peygamberler mesleğidir"15 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ak Parti ile gönül bağımız var09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Hastane çöplerini okulun önüne atıyor!09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Siyon protokolleri -7. bölüm06 Haziran 2016 Pazartesi 09:12
  • Fatma Akdoğan: Kanseri tedbir önler, moral yener03 Haziran 2016 Cuma 06:00
  • "Hayalet hükümdarlar dikeceğiz..."01 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ozan Şükrü Çakır'ın gözüyle: Atatürk ve şiir26 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • ETD Yapı: Malzeme insana saygı göstermeli25 Mayıs 2016 Çarşamba 06:00
  • Kıvanç: Adana'nın değerleri siyaset üstüdür23 Mayıs 2016 Pazartesi 09:31
  • 4 mevsim portakal çiçeği21 Mayıs 2016 Cumartesi 11:31
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim